Aşkın çürük meyveleri
Radikal · 9 Temmuz 2000
İnsanlar eşittir derler ya, inanmayın. Hiçbir anlamda ve alanda
eşit değildir insanlar. Görünümde eşit değildir, sağlıkta eşit değildir,
zekâda eşit değildir, doğduğu ülke ve ortamın olanakları açısından eşit değildir, dolayısıyla eğitimde eşit değildir, değildir oğlu değildir.
Cherril Blair, bir kadın. Nursema Karabacak da kadın. İlk bakışta, fiziksel fonksiyonları birbirine benziyor. Cherril Blair 40'ından sonra dördüncü doğumunu yaptı, bir çocuklu Nursema ise 36 yaşında ve... bir batında yedi çocuğa hamile.
Cherril, İngiliz Başbakanı Tony Blair'in eşi. Zeki, bilgili, irade sahibi bir kadın izlenimi veriyor. Kırkından önce doğurduklarını da, sonra doğurduğunu da başbakan eşiyle birlikte en iyi biçimde yetiştirecekleri, epeyce geniş maddi ve manevi olanaklarını tüm çocukları için aynı oranda seferber edecekleri kesin. İngiltere'de çocuk yardımı var. Ama Blair ailesinin, dört çocuğu İngiliz devletine güvenerek yaptıklarını hiç sanmıyorum. İngiltere'de, ailelerin bakamadığı çocuklara devletin sahip çıktığını biliyoruz. Ancak Blair ailesinin, "Biz bakamazsak devlet bakar," gibi bir düşünceyi akıllarına bile getirmedikleri kesin.
İngiliz başbakanı bile olsa, çocuğu olup da derdi olmayan var mı? Cherril ile Tony Blair'in
16 yaşındaki oğulları Euan, aslında tüm yaşıtlarının hakkı olan bir aşırılığı yaşamışken, salt başbakan babası aynı günlerde gençlerin içkiyi fazla kaçırmasına değgin bir yasa hazırlıyor diye,
hükümet sorunu olup çıktı. Ama olayı dünya basınıyla aynı gün veren Türk basınında bir eksik vardı. Oğlunun sarhoş bulunduğu günün ertesi, Tony Blair'in Brighton'da verdiği söylevi atladı. İngiliz başbakanı, Evangelist Kilisesi mensuplarının önüne çıktığı kürsüde, tam ailevi değerler, hoşgörü ve çocukları ahlaklı yetiştirmenin önemine değinen metni okurken bir an sustu ve gözlerini elindeki kâğıttan kaldırıp, İngilizlere özgü muziplikle: "Ihım, ıhım, bu bölüm ÖNCEDEN yazılmıştı da..."
deyiverdi dinleyenlere. Ahalinin nasıl güldüğünü, herhalde tahmin edersiniz. Böyle bir baba ve Cherril gibi annenin, aslında masum ve sevimli bir sarhoşluktan başka suçu olmayan Euan'ı ziyan etmeyeceklerine herhalde siz de katılırsınız.
Nursema Karabacak'ın da 15 yaşında bir oğlu var. Çok iyi bir çocuk olduğuna eminim. Çünkü bütün çocuklar iyidir. Kötü olanlar, ailenin ve toplumun eseridir. Ancak Karabacak ailesinin beklediği yedizlerin, kaderi şimdiden 'kara' yazıldı. Karabacak'lar, PTT memuru babanın maaşıyla geçinen bir aile. Bir çocukları olmasına rağmen illa ikinciyi istemiş ve Nursema'nın yeniden hamile kalabilmesi için tedavi parasını da bulmuşlar, amenna. Ama yedize hamile olduğu anlaşılınca Karabacak çifti: "Bizim olanaklarımız belli, çocuklara milletimiz ve devletimiz sahip çıksın," diyor. Bu beklentiye, "Hey bacağı karalar, siz bize mi güvenip çocuk yaptınız!" diye yanıt vermek, aslında mantıklı, ama acımasız. Fakat Nursema vakasıyla ilgilenen işgüzar tıpçılar ve Karabacak çiftinin bizzat kendisi, daha da acımasızlar! Çünkü, bir rahimde yedi bebeğin normal gelişmesi, sağlam doğması mümkün değil. Bir kez, hepsi erken doğacak. Yani dokuz ayı tamamlayamayan doğuştan hassas bebekler olacaklar. İkincisi, kimi sakat doğacak, kimi geri zekâlı. Ölenler bile olabilir aralarında. Sorarım size: Bu yaklaşım iyi bir anne babalık mıdır? İyi doktorluk mudur? İnsanlık mıdır, marifet midir? Kimse çıkıp, bu çocukların bazılarının, diğerlerini kurtarmak için alınması gerektiğini söylemiyor. Belki de önerdiler, cahil Karabacaklar kabul etmedi. Sizin anlayacağınız, Türkiye'de salt, 'rekor doğum' merakıyla, medyatik bir cinayet hazırlanıyor gözümüzün önünde. Ve doğacak çocukların tümü canlı olsa bile, yaşamları sakatlığa ve mahrumiyete mahkûm ediliyor.
Karabacak ailesi, "Çocukları veren Allah,
rızkını da verir diyormuş. Oysa çocukları, hormon tedavisi verdi. Rızkını kim verir, belli değil. Olmayan zekâ ise, tedavi edilemiyor.