İnternet yobazları
Radikal · 10 Temmuz 2000
Bazen Türk toplum tabanının sistemli bir biçimde cahil bırakılmasına çalışıldığını düşünüyor ve ülke çapında bir cehalet komplosunun varlığından kuşku duyuyorum. Türkiye'de bilgisiz güruhların daha kolay yönetilebileceği fikrinden sistem yaratan bir politika izleniyor. Güneydoğu, aynı politikanın kurbanı oldu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bölgede toprak reformu yapmaya kalkan devlet; 'serf'likten kurtarmaya çalıştığı insanlar, Kürt aşiret reisleri ve ağaların arkasında yer alıp kendi bireysel çıkarlarına karşı ve derebeylik düzenini savunmak için isyan edince geliştirdi bu politikayı. "Adam olmak istemiyor musun? O zaman ben de senin ağanı, reisini Meclis'e alır, onu besler, seni de onun aracılığıyla susta durdururum!" dedi devlet. Bir süre başarılı oldu. Ta ki PKK ortaya çıkana kadar. PKK ile mücadeleye girildiğinde ise, aynı politika devletin zararına sonuçlarını gösterdi. PKK, derebeylerine rüşvet verilerek rahat durdurulan bölgenin geri kalmışlığını, halkın yoksulluğunu ve cehaletini kullandı ideolojisine yer etmekte.
Türkiye politikacıları, yine de cahil toplum tabanının daha kolay yönetileceği saplantısından caymadı. Bu kez, dini bütün 'uslu taban' yaratmaya kalkıştı. Sol düşünceye ve PKK terörüne karşı dini kullandı, o da bir süre sonra tehlike haline gelip.. ellerinde patlamak üzereyken, halen frenlenmeye çalışılıyor.
Halkı cahil bırakmanın, çenesini açtıracak ve hakları konusunda bilinçlendirecek eğitimi engellemenin sonuncu siyasal örneği ise, İnternet Cafe'lere karşı başlatılan mücadele. İnternet Cafe nedir? Kendisine bilgisayar alacak parası olmayan yoksulların hiç olmazsa bir bölümüne dünyaya açılmak, bir şeyler öğrenmek, iletişim kurmak olanağı veren, bilgisayar
oyunları oynanan, alkolsüz içecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı bir yer. Önce bir genelge yayımlandı. Genelge fena değildi. Türkiye'de pıtrak gibi İnternet Cafe'ler bitti. Sayıları on bine ulaştı. Bu çokluk birdenbire gözünü korkuttu birtakım zevatın. Genelgenin uygulama talimatını öyle bir düzenlediler ki, var olan cafe'lerin büyük bir bölümü artık kapanacak ya da tümüyle oyun oynanan yerlere dönüşecekler. Uygulama talimatında yapılan kurnazlık, bilgisayar oyunları oynatan İnternet Cafe'lerin ilk ve ortaöğretim kurumları ile dershanelere 200 metreden daha uzak mesafede faaliyet göstermelerini koşul koyuyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Oyun yeri kapsamına giren cafe'lerin, internetin bilgilendirici ve eğitici olanaklarını bir yana koyup, yalnızca oyun oynanan elektronik kahvehanelere dönüşümü.
Isparta'da İnternet Cafe açabilmek için borçlanan ve şimdi, okullara 200 metreden daha yakın olduğu için taşınmak zorunda bırakılan bir okurum haykırıyor: "Ülkemizde iyi bir şey yapmaya çalışanlar hep cezalandırılır mı? 40 bin dolara yapılacak pek çok iş varken biz bu yolu seçtik. Amacımız, para kazanırken eğitim hizmeti de vermekti. Şimdi beni, yalnızca atari salonu işletmecisi yapmak istiyorlar!"
Doğru. Çünkü dünyaya açılmayan, kafası çalışmayan bir toplum tabanı Türk politikacılarının daha çok işine geliyor.
Benim de işlerine gelmediğim Türk politikacılarına bir müjdem var: Bir hafta süreyle kafalarını dinleyecekler. Tatile çıkıyorum, sevgili okurlar. Ama ben yokken güncele bağlı olmayan eski yazılarım bu köşede nöbet tutacaklar. Bir hafta sonra buluşmak üzere, hoşçakalın.