Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Gizli sadistler

Radikal · 14 Temmuz 2000

Başkasına acı çektirerek zevk alan 'sadist'lerin isim babası Marquis de Sade, yetmiş dört yıllık ömrünün otuz yılını düşünceleri yüzünden zindanlarda geçirdi. Kapsadığı şiddet, vahşet ve cinsel sapkınlıklar yüzünden, yazdığı kitapların yarısı, 18. yüzyıl Fransa'sında yakılarak yok edildi. 1791 Büyük Fransız Devrimi sırasında, devrim liderlerinden Marat için bir oyun yazan Sade, Cumhuriyetçiler tarafından hapisten çıkarıldı ve Brutus Sade lakabıyla donatılarak Kral yanlılarının yargılanıp, genellikle giyotine gönderildiği devrim mahkemelerinden birinin başına getirildi. Oysa Sade'ın kendisi, 'sadist' değildi. Ölüm cezasına karşıydı ve devrimci dostlarına, "Ey dürüst insanlar, bir insanı başka bir insanı öldürdüğü için ölüme gönderiyorsunuz. Bir yerine iki cinayet işlemek anlamına gelmez mi bu?" diyordu.

Devrim mahkemesi başkanı Sade'ın karşısına, baş düşmanı ve kendisini 13 yıl Bastille zindanlarında çürüten adam, Yargıç Montreuil getirildi günün birinde, Montreuil, eski hükümlüsünün başkanlık ettiği mahkeme heyetinde görev almak istiyordu. Marquis de Sade'ın değil ona görev vermek, giyotine göndermek olanağı bile vardı. Sade, Yargıç Montreuil'ün yanına giderek elini sıktı, sırtını sıvazlayarak cesaret verici sözler söyledi ve kendisini mahkeme heyetine dahil etti.

İnsandaki kötülük dürtüsünün, iyilik dürtüsünden daha güçlü olduğuna inanan Marquis de Sade, Napolyon tahta çıkınca yine içeri tıkıldı ve zindanda öldü. Ama sadizme yaşam veren Sade öldü diye, insanlar daha iyi olmadılar.

Auxerre kenti ağır ceza mahkemesi, 49 yaşındaki bir kadını, ikinci kez cinayet işlediği için yirmi yıl hapis cezasına çarptırdı. Slyviane, güçlü kuvvetli bir lezbiyen. Öksüz yurdunda yetişmiş. Genç yaşta evlenmiş, çocuğu olmuş, ayrılmış. Ancak gel zaman git zaman, erkekleri değil, kadınları sevdiğini anlamış. 'Nanu' adını verdiği ve tutkuyla bağlı olduğu kadın, kocasını terk edip yıllarca kendisiyle yaşadıktan sonra, yeniden kocasına dönmeye karar verince; Sylviane onu boğarak öldürmüş. Kendisini 'Kaza oldu', diye savunan katil 'sevici', hafifletici nedenlerden dolayı otuz ay hapis yattıktan sonra çıkmış, Babette adlı bir kadınla yaşamaya başlamış. Ancak bu kez, sapık ilişkilerine karşı çıkıp kızını kendisinden ayrılmaya zorlayan 'kaynanasını' 17 yerine eğe saplayarak öldürmüş. Sylviane, ikinci cinayetinden sonra çıkarıldığı mahkemede Babette'e karşı duyduğu sevgiyi: "Onu görür görmez vuruldum. Yeniden doğuştu bu, tutkuydu..." diye anlatmaya başlayınca, yargıç sözünü kesti: "Ama aynı sözleri birinci sevgiliniz için de söylemiştiniz! Haydi önceki cinayet bir kazaydı. Ya bu" diye sordu. Sylviane istifini bozmadı: "Yine kaza oldu hâkim bey..."

Marquis de Sade: "Pişmanlık, alışkanlığın öldürdüğü geçici bir duygudur. İşlenilen tek bir cinayet, vicdanımızı sızlatabilir. Ama cinayet çoğalınca, onlarca, yüzlerce kez tekrarlanınca, vicdan susar," diyor.

Yoksa Marquis de Sade'a rahmet okutacak birer sadist mi gizli içimizde?