Yarı insanlık
Radikal · 17 Temmuz 2000
Fransa'nın en güzel bölgelerinden biri, kuşkusuz Atlantik dalgalarının dövdüğü Landes kıyılarıdır. Alabildiğine geniş bir kumsalın, çölün denizi içtiği sanrısını yarattığı bu kıyılarda, kumullar bile vardır; en büyüğü Pilat adını taşır ve 'Deniz Sahrası' diye de anılır. Bilbao'da yaşadığım yıllarda hafta sonları Fransa'yı İspanya'dan ayıran sınırı geçer ve Landes kıyılarını gezerdim. Bölgeye duyduğum hayranlık, kumsalın bittiği yerde başlayan ve bir kalıptan çıkmışçasına dümdüz göğe uzanan çam ormanları yüzündendi. Yalnız bu ormanlarda anlamadığım özellikler vardı. Hiç böylesini görmemiştim. Bütün çamlar, belli ve düzenli aralıklarla dizilmişti. Yani insan eliyle dikilmiş gibiydiler. Oysa böylesine büyük bir ormanın insan eliyle yaratılması olanaksızdı. Bölge köylerinde rastladığım çoban ya da köylülerin tıpkı sirklerdeki gibi uzun direkler üstünde yürümesine de bir anlam veremiyordum. Ayrıca geleneksel evler de direkler üstüne yapılmışlardı. Yani mimari ve sosyolojik folklor, su üstündeki bir yerleşim bölgesinin tüm özelliklerini taşıyordu. Oysa yanımız yöremiz ya kum, ya da ormandı. Bir gün, Arcachon belediyesinin kütüphanesine girdim ve ömrümdeki en heyecan verici insanlık maceralarından birini öğrendim.
Landes bölgesi, 18. yüzyılın sonuna kadar denizden süzülen tuzlu su bataklıklarının egemenliğinde sazlıktan başka bitkinin yetişmediği, kumlu topraklardı. Balıkçılıkla geçinen bölge halkı, su basmasın diye evlerini direkler üstüne inşa etmiş ve insanlar, bataklığa saplanmamak için sopalar üstünde yürümeye alışmışlardı. Ama bölgenin sorunu bu bataklıklarla da bitmiyor, sahil kumulları tıpkı çöl kumulları gibi yerleşim bölgelerini yutarak ilerliyordu. O yıllarda bölgeye Fransızca deyişiyle bir 'Yol ve Köprü' mühendisi Nicolas Bremontier atandı. Bremontier'den, kumul ilerledikçe içeriye kaçan halkın derdine çare bulmak üzere, Landes bölgesindeki bataklıkları kurutması isteniyordu. Genç mühendis, orman uzmanı değildi. Ancak, bataklığı kurutsa bile kumulun zamanla yutacağını düşünerek her iki soruna birden çare bulması gerektiğini düşündü. Ve... Landes ormanlarının ilk ağaçlarını, 'deniz çamı' denilen bir tür çamı, uçsuz bucaksız kumsala yeşil bir duvar gibi diktirdi. Kumsaldan bataklığa doğru yapılan ağaçlandırma, her evresinde halka halka içlere doğru yapılan akaçlama (drenaj) çalışmalarıyla birlikte yüz yıl sürdü. Dâhi mühendis Bremontier 1809 yılında Paris'te ölmüştü. Ama başlattığı eser, Büyük Fransız Devrimi'ne, yaşanan savaşlara, değişen ülke yönetimine rağmen İkinci İmparatorluk döneminde, Chambrelent adlı meslektaşı tarafından tamamlanmıştı.
Bugün Landes bölgesi, Fransa'nın en büyük orman alanıdır. İnsan eliyle yaratılmıştır. Kumulun ilerleyişi durmuş, bataklıklar kurumuştur. Ülkenin başlıca kâğıt sanayii buradadır. Landes ormanları marangozluk ağaç, odun ve reçine üretiminde olduğu gibi, deniz çamının özelliği olan terebentin üretiminde de tüm ülke ihtiyacını karşılamaktadır. Gezilerim sırasında, bölgedeki kâğıt fabrikalarını da gördüm. Hiçbirinin deniz kıyısında kurulmamış olmasına, atık suların dinlendirildiği göletlerle çevrili olmasına hep hayret etmişimdir.
İnsanları 'insan' yapan, yaratmak becerisidir. Yokluktan varlık yaratanlara, 'insan' denir. Var olanı yok edene ne dendiğini, siz çok iyi biliyorsunuz. Ben onlara 'yarı hayvan' dememek için 'yarı insanlar' diyorum.