Yazarın bir günü
Radikal · 24 Temmuz 2000
Fransa'da elden ele anonim bir mektup dolaşıyor son günlerde. İçeriği, ırkçılıkla mücadele edenlerin, ırkçılığa karşı geliştirdiği esprili bir eleştiri. Tam çevirisi şöyle:
"Senin İsa, aslında Yahudi. Savunduğun demokrasi Yunan. Bindiğin araba Japon, yediğin pizza İtalyan, bulgur Cezayirli. Kahven Brezilyalı, saatin İsviçreli, gömleğin Hintli, radyon Koreli, tatillerin Türkiyeli. Sayıların Arap, harflerin Latin. Ve sen komşunu yabancı diye sevmiyorsun!"
Bu sabah Paris'ten, İstanbul'a Mehmet Y.Yılmaz'a telefon ettim, telefon çalmadan açıldı, baktım bizim patron biriyle çatır çatır Çince konuşuyor. Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Yılmaz'ın yetenekleri saymakla bitmez ama, doğrusu Çince bildiğini bilmiyordum, Allah Allah, ne zaman, nerede, kel alaka diye düşünürken, birden telefonun İstanbul yerine Pekin'e bağlanmış olabileceğini akıl ettim. Tekrar çevirdim, bu kez gerçekten ve hakiki Mehmet Yılmaz'a bağlanabildim. Sevgili yönetmenimiz, "Neredesin?" diye sordu doğal olarak. Çünkü benim orada burada olmalarıma alışıktır. "Buradayım, ama yarından itibaren buharlaşacağım," dedim. İzin verdi. Ve naçiz yazarınız, yaz mekiklerine başlıyor, sevgili okurlar. Ama sütunum boş kalmayacak, size havadan, karadan ve sudan yazılarımı sunmayı sürdüreceğim.
İnsan kuş misali, deyişi son yıllarda gerçek oldu. Paris'ten İstanbul'u ararken Pekin'e bağlanabiliyorsunuz. İnternet, tüm sınırları ezdi geçti zaten. Ama sınır tanımayan özgürlükler, salt iletişim alanıyla kısıtlı değil. 'Meta'nın evrensel el değişimi, insan göçlerini de beraberinde getirdi. Özellikle beyin göçünü. Örneğin Avrupa
ülkelerinde eğitim görüp uzmanlaşan bilimciler, daha çok para veriyor diye ABD'ye gidiyor. Üçüncü dünya ülkelerinin uzmanları ise, kapağı Avrupa'ya atıyor. ABD'deki Silicon Valley, Avrupalı bilgisayar mühendisleriyle dolu. Almanya ve Fransa ise, Hindistan'dan resmen ve binlerce bilgisayar mühendisi ithal ediyor. Başka bilim alanlarında da durum farklı değil. Evrensel düzeyde bilgi sahibi kişilerin pasaportuna bakılmıyor artık dünyada. İyi bir cerrah, iyi bir araştırmacı, iyi bir matematikçi her yerde baş tacı.
Böyle bir gelişme, ergeç, milliyetçilik ve vatanseverlik duygularını da değiştirecek. Yok edecek demiyorum, ama başka biçimlerde düşünmeye alışacağız milliyet ve vatanı. Küçükken bir Türk'ün dünyaya bedel olduğunu söylemişlerdi bizlere. Dünyaya bedel olmadığımızı acı biçimde anladık. Ama şimdi bazı Türklerin dünyaya bedel olabileceğini düşünebiliriz artık. Aynı yorum başka uluslar, başka halklar için de geçerli. Hintli matematikçilerin, Hintli oluşlarından çok iyi matematikçi oluşları öne çıkıyor yavaş yavaş.
Düşünüyorum da, acaba bu evrenselleşmenin etkisi yok mu Fransa gibi 'üniter devlet' olmakla kalmayıp, 'üniter devlet'in kurucusu bir ülkenin, dayandığı temel ilkeyi değiştirmek üzere aldığı Korsika'ya özerklik verme kararında? Acaba küreselleşen ekonomi koşullarının etkisi yok mu, ulus - devlet kavramının sorgulanmasında? Dünyanın en büyük şirketlerinin ulus ve milliyet kavramlarını bir yana koyarak evlenmesinin etkisi yok mu?
Kuşkusuz var ve dünyadaki tüm gelişmeler birbirine bağlı. Evrime ayak uydurmak, yabancı öğeyi içinde eritmek anlamını içeren 'asimilasyon'dan çok, yabancı öğeye uyum sağlamak demek olan 'adaptasyon'dan geçiyor artık. Ve çoğulculuğa uyum sağlayamayan 'bütün'ler, belki de parçalanacaklar.