Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Viyana seferi ve ayçöreği

Radikal · 20 Ağustos 2000

Fransızların sütlü sabah kahvelerine daldıra daldıra yedikleri ve 'croissant' dedikleri kabarık hamurlu ayçöreklerinin, Osmanlı bayrağındaki hilali temsil ettiğini herhalde duymuşsunuzdur. Ancak tarihçiler, üç yüzyıldan beri ilk ayçöreklerinin ne zaman ve nerede yapıldığı konusunda bir türlü anlaşamazlar. Küçük Robert adlı çok bilmiş sözlük, Jean Sobieski'nin ordusu, 1689'da Osmanlı ordusunu Viyana kapılarından geri çevirince, Viyanalı fırıncıların kahvaltılık ekmeklerle hilal biçimi ve Hornchen adını vererek kazanılan zaferi kendilerince kutladığını yazıyor. Larousse ansiklopedisine göre ayçöreklerinin Viyana çıkışı doğru. Ancak tarih olarak 1683'ü işaret eden Larousse, geceleri çalışan Viyanalı fırıncıların, surların altını kazan Osmanlı lağımcılarının kürek seslerini duyarak alarm verdiklerini ve bu hizmete karşılık Jean Sobieski'den küçük ekmeklerini hilal biçiminde pişirmek iznini aldıklarını belirtiyor. Christian Guy adlı mutfak tarihçisi ise ayçöreğinin geçmişini Budapeşte'ye ve 1683 yılına bağlamakta üstelik ilk 'croissant' imal eden fırıncının Cornelius Möserpit olduğunu ileri sürmekte.

Ancak bu sonuncu varsayımda 'küçük' bir yanlışlık var: Osmanlılar 1683 yılında Budapeşte'yi kuşatamazlardı, çünkü bir yüzyıl önce almışlardı kenti.

Le Monde gazetesinin 'mutfak' yazarı La Reyniere'e kalırsa, üç kaynak arasında en doğru görüneni Larousse ansiklopedisinin verdiği bilgi.

Tarih ve yer ne olursa olsun, tüm varsayımların ortak noktası, Avsturya'dan Macaristan'a ayçöreği yiyen tüm Avrupalıların, aslında Osmanlı hilalini ısırıp yutmak zevkini tattıkları!

Ayçöreğinin Fransa'ya nasıl geldiği ise hiç bilinmiyor. La Reyniere, kellesi kesilen kraliçe Marie Antoinette'in Avusturya sarayından gelin alındığını düşünürek, belki de Fransa'daki kahvaltılık ekmeğe Marie Antoinette 'hilal' biçimi vermiştir, diyor. Ben hayal kurmakta biraz daha ileri gidiyorum ve Marie Antoinette'in, aç Fransız halkına yönelik uğursuz sözü: "Ekmek yoksa pasta yesinler!" tümcesini, aslında: "Ekmek yoksa, ayçöreği yesinler!" diye söylemiş olabileceğini düşünüyorum.

Son yıllarda Fransız 'croissant'ları hilallikten çıktı. Mis gibi tereyağla kat kat kabaran hamurdan yapılması gereken ayçörekleri, hilal biçiminde kıvrık değil, düz yoğruluyor. Hilal biçimini koruyan 'croissant'lar ise gelenek ve göreneklere büyük bir ihanet içinde, margarinle yapılmakta, dolayısıyla ayçöreği değil. Hilal biçiminde bir bumerang gibi Türkiye'ye üç yüz yıl sonra, yeni giriş yapan Fransız ayçörekleri, bizde 'kruasan' adıyla satılıyor. Çünkü işin içinde alafranga özentisi olmak var; bir de ayçöreği sözü, içi cevizli ve Fransız 'kruasan'larından çok daha lezzetli, bizim ayçöreklerine ait, ta ne zamandan beri!

Frenk usulü ayçöreğinin tarihçesini okurken 'Ya Viyana'yı alsaydı Osmanlı' sorusu takıldı kafama. Acaba bizim pasta fırınları da haççöreği yaparlar mıydı? Yapamayacaklarına karar verdim, çünkü bir fırıncı kalksa ve haç biçimi bir çörek pişirse, daha derdini anlatamadan, 'Vay puta tapıyor!' diye linç ederlerdi herhalde. Çünkü ekmeğin kutsallığı var.

Biz biz olalım ve Fransa'ya kadar gidip gelen 'kruasan'larla yetinelim.

Ne de olsa Avrupa kapılarından dönmeye ve kendi başımızı kendimiz yemeğe alışığızdır.