Sultani devlet makamı
Radikal · 23 Ağustos 2000
ABD'nin Ortadoğu kışlasındaki iki 'mirador'undan biri olan İsrail'de tuhaf şeyler oluyor. Ve bu tuhaf şeyler, nedense öteki 'mirador' Türkiye'nin gözünden kaçıyor. Oysa ABD'nin bu iki gözetleme kulesi yalnız çevreyi değil, birbirlerini de iyi izleseler, her şey daha kolay olacak. Özellikle Türkiye'nin, bence İsrail'den alacağı çok ders var. Örneğin Ecevit ve ortaklarının 'devlet' krizine dönüştürmeye çalıştığı kanun kıvamındaki kararname, K.Maraş dondurması kadar ünlenip uzayan meşhuuur KHK konusunda. Sözümona irticai ve bölücü faaliyetlere katılan kamu görevlilerinin memuriyetten atılmasını kolaylaştırıcı bu KHK ya da Kıyak Hükmündeki Kayak, bence baştan aşağı sahte. Başka bir deyişle, yapımcıları olan hükümet üyelerinin niyetleri kadar samimi. Bu KHK gereği kim kimi atacakmış işten? Laik aslanlar, mürteci sırtlanları mı? Laik aslanlar kim? FP'nin oylarını ufak ufak yutan, FP'nin tüm dini istemlerine sahip çıkan, çarşaf ve başörtüsüne karşı çıkmayan MHP'li kadrolar mı? Yoksa parti içi yönetimde dişi kurt Asena kadar demokrat olan Rahşan Hanım ve Fethullah Hoca hayranlığına kilitlenmiş (ya da kireçlenmiş) muhterem eşi, dünyada yaş, baş ve yerinden oynamayan taş kıvamında benzersiz başbakanımız Bülent Bey mi? Belki de DP'den bu yana, irticai tavizleri ve beş vakit namazları Türkiye'de devlet politikası haline getiren merkez sağın, DYP'den hiç farkı olmayan ve bugün hasbelkader iktidardaki temsilcisi ANAP temizleyecektir mürteci kadroları, kim bilir? O ANAP ki vekillerinin elleri, Merve Kavakçı Meclis'e girdiğinde FP'lilerin yanı sıra, MHP'li ve DYP'li pek çok benzerleri gibi, hayır demeye varmamıştır türbana.
Devlet içinde yuvalanan asıl mürteci kadrolar, Fethullahçı. Bölücü denilen kadroları besleyen ana ise, ihaleleri lüpleten, bankaları batıranlar, vergi iadesi zenginleri ve Susurluk kahramanları değil mi? Baş ortağı Fethullahçı, diğer iki üyesi ise derin devletten sorumlu ve birincil görevi bankası, fabrikası batan yardakçılarını kurtarmak olan bu hükümet, kimleri memuriyetten atacak sizce? Herhalde kendi kadrolarını değil.
Ecevit ve ortaklarının 'sultani devlet' makamında işleyen kafaları, Cumhurbaşkanı Sezer'in 'kullananın' kadrolaşmasına yarayacak bu hukuk dışı KHK'ya cevaz vermemesini içlerine sindiremiyorlar. Çünkü Ecevit'in devlet belleği, yaşının ve başının gereği, artık geçmişi daha net anımsıyor. Ve kendi eliyle seçtirdiği Sezer'i, 'şeyhülislam' sanıyor. Sultan infaz isteyecek de, şeyhülislam caiz demeyecek, nerede, ne zaman görülmüş, tabi şaşırıyor.
Ecevit'e göre, cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu yokmuş! Siyasi bir karar için siyasi olmayan bir makamın imzasına, onayına niye ihtiyaç var öyleyse? Yasa ve kararname yazılarına kenar süsü yapsın diye mi? Çelişki Sezer'de değil.
Çelişki, Ecevit hükümetinin 'sultani' ve 'hukuki' devlet arasındaki farkı bir türlü içine sindirememesinde.
İsrail'de, gerici dindar kadrolardan yaka silken Ehud Barak, devleti 'laikleştirmek' için bir yılda tamamlanacak hukuksal reform çalışması başlattı. Başarır ya da başaramaz. Ama öngördüğü reform, İsrail'de bugüne değin olmayan, yasalar önünde kadın/erkek eşitliğini, belediye nikâhını yani laik evliliği, din işleri bakanlığının lağvedilmesini, askerlikten muaf tutulan dincilerin bir tür sivil ama mecburi hizmet kapsamına alınmasını ve.. yine bugüne değin vergilendirilmeyen din ulemasının vergiye tabi tutulmasını amaçlıyor. Bir din devleti olan İsrail, uygulamada bizden daha az laik değildi. Bizim devlet ise, yazılıda laik, sözlüde dinci hükümetler sayesinde irticayı besledi. Yapılacak iş, yazılı laikliği uygulamaktan ibaret.
Yeniden ve yeniden sözlüde iflas eden kararlar almak değil.
Ama sıkar mı?