Ababa kârda, Türk zararda
Radikal · 11 Ekim 2000
Le Monde gazetesi, haberin başlığını: "Eski kâğıtsız, yeni milyoner ve hâlâ komünist Ababakar Diop", diye atmıştı. Kâğıtsız sözcüğü, Fransa'da çalışma ve oturma izni olmayan kaçak işçiler için kullanılan bir tanımdı. Ababakar, Senegal'den gelmişti Fransa'ya. 1996 yılında, sınır dışı edilmek üzereyken, kendisiyle aynı kaderi paylaşan Afrikalılarla birlikte Paris'te bir kiliseyi işgal etmişti. Gazetelerde onu ilk kez, elleri kelepçeli, polis zoruyla kiliseden çıkarılırken görmüştük. Birkaç gün gözaltında tutulmuştu ama, araya giren sivil toplum örgütleri kilise işgalcilerine 'kâğıt' sağlamışlardı. Ababakar, bilgisayarcıydı. Çalışma iznini alınca, iş aramaya başladı, tabii bulamadı. Madem iş vermiyorlardı, o da kendi işini kuracaktı, kararlıydı. Kilise işgali sırasında tanıştığı iki 'multimedia' uzmanı gazeteci dostuyla birlikte kafa kafaya verip internet sohbetlerini 'görüntülü' hale getiren bir sistem geliştirdiler. Amaçları, Fransa'daki Afrika kökenli göçmenleri, sıladaki aileleriyle telefondan çok daha ucuz olan internetle, hem de görüntülü görüştürebilmekti. Mali ve Senegal'den iki internet şirketi, Ababakar ve arkadaşları ile hemen anlaşma yaptı. Ancak eski 'kâğıtsız', bütün bu işlere kalkışırken, Fransa'nın en büyük sanayi ve telekomünikasyon gruplarından VİVENDİ Holding'i can evinden vurduğunu bilmiyordu. Çünkü VİVENDİ'nin pazarlamaya hazırlandığı en son internet ürünü, tam da Ababakar'ın kurduğu görüntülü 'chat' sistemiydi ve üstelik... Fransızca'da 'yüz yüze' anlamına gelen 'vis a vis' web adresini, daha erken davranan Ababakar ve arkadaşları satın almışlardı! VİVENDİ grubu, eli böğründe ve kendi sistemini, harfleri değiştirerek 'viz a viz' adresiyle lanse etmek zorunda kaldı. Ancak VİVENDİ'nin kalantor yöneticilerini, küçücük bir Afrikalı ve iki gazeteciyle rekabet etmek fikri resmen hasta ediyordu.
Bir gün, Ababakar yeni işyeri internet kafesinde çalışırken, telefon çaldı. VİVENDİ Holding, Mr. Diop ve ortaklarıyla görüşmek istiyordu. Günlerce süren pazarlıktan sonra, bilgisayarcı kafadarlar, geliştirdikleri görüntülü internet sistemi ve web adreslerini VİVENDİ'ye sattılar.
Ababakar'ın hissesine düşen pay, sekiz milyon Fransız Frangı'ydı. Ama taze milyoner, çalışma iznini almasına yardım eden Fransız Komünist Partisi'nin de merkez komite üyesi olmuştu arada. Kapitalist Ababakar, komünistlikten vazgeçmedi. İlk iş olarak, bir dizi küçük apartman dairesi satın alıp eski 'kâğıtsız'lık yoldaşlarına ve yoksul ailelere düşük fiyata kiraladı. Bununla da yetinmedi, aldığı düşük kiraların yüzde 10'unu, evsizler için mücadele eden bir sivil toplum örgütüne bağışladı. Geçici bir bağış değildi yaptığı, örgüte her ay yüzde 10 kira payı sağlayan bir anlaşma imzaladı. Ababakar, halen bir banka kurmaya çalışıyor. Tabii küçük bir banka. Amacı, düşük gelirlilere yüzde 1 ya da yüzde 2 gibi çok az bir faizle küçük krediler sağlamak. Bankasının sermayesi yalnızca 1 milyon frank. Yarısı Fransa'daki yoksullar, yarısı anavatanı Senegal'deki yoksullar için çalıştırılacak.
Ben Ababakar'ın bankacılıkta da çok başarılı olacağına ve yoksullara hizmetten büyük paralar kazanacağına, kazandıklarıyla daha da çok yoksula yardım edeceğine inanıyorum.
Keşke yoksulların vergileriyle geçinen Türk devleti, hiç olmazsa Ababakar kadar kapitalist olabilseydi.