Randevu
Radikal · 15 Ekim 2000
Naçiz yazarınızı canla başla savunan Radikal avukatları, geçen hafta müjdelediler: Nur topu gibi bir ağır ceza davamız daha olmuş! Böylece, naçiz yazarınız hakkında açılan davalar, dört ağır ceza mahkemesi başta olmak üzere İstanbul ve Ankara'daki muhtelif asliye ceza mahkemeleriyle birlikte, 'şimdilik' 12'yi buldu, sevgili okurlar. Davaların JetPa'nın Fodul Fadıl'ına ait biri hariç, hepsinin devlet kurumları ve ikisinin bizzat Adalet ve Sağlık bakanları tarafından açıldığına bakılırsa, devletin naçiz yazarınızı pek sevdiği söylenemez! Bu saptama içimi karartmıştı ki, eposta'mı açtım ve bir dizi mesajı okuyunca önce şaşırdım, sonra içimde güller açtı. Benim yargılandığım ağır ceza davalarından ikisi, sevgili okurlar, 'Adliyenin ve Emniyet Güçlerinin Manevi Şahsiyetinin Yayın Yolu ile Tahkir ve Tezyif' iddiasına dayanıyor. Oysa... söz konusu emniyet güçlerinin en yüksek rütbelerinden birine sahip bir okurum, mesajında, polislerin eğitilmesine yönelik bir projeye katkıda bulunmak üzere, emniyet teşkilatıyla davalı olan bendenizden, öğretici nitelikte fikir ve TAVSİYE rica ediyordu! Elbette çok duygulandım. Ama bu emniyet teşkilatı yetkilisini kendi iyi niyetinden koruyacak ve başına iş açılmaması için, tavsiyelerimden mahrum bırakacağım. İkinci şaşırtıcı mesaj, eski bir Yargıtay üyesinden geliyordu. Adalet Bakanlığı'yla davalı olan naçiz yazarınıza: "Devam edin, kaleminize sağlık, arkanızdayız!" diyordu. Üçüncü bir mesaj ise, solcu diye tanınan benim için daha da hayret vericiydi.
32 yaşında bir borsacı, borsada çalışan arkadaşları adına: "... Davaların sizi yıldırmayacağına eminiz. Ama olur da gazetenin sizi yüzüstü bırakacağı yüklü bir tazminat talebiyle karşılaşırsanız, lütfen beni arayınız. Arkadaşlar bir araya gelip, kaç milyar olursa olsun anında öderiz. Yeter ki siz yazmaya devam edin!" diyordu. Sevgili Radikal yöneticileri, rahat uyuyabilir artık. Paranın kaynağı, borsada bile cesaret sponsorlarımız var!
Ege'deki bir üniversiteden gelen mesaj, içimi sızlattı. Yazılarımı, üniversite gazetesine basmak için izin istiyorlardı. Bugüne kadar pek çok yerel gazete, dergi ve basın organına seve seve veriyordum bu tür izinleri. Ta ki... İzmir'de yerel yayın yapan Demokrat Radyo Müdürü Aziz Tonusluoğlu ve sunucu Hülya Çankaya aleyhine, 'Hokus Pokus Suç' başlıklı yazımı radyodan okudular diye, bana açılan ağır ceza dava-
sının aynısı İzmir'de açılana kadar. Demokrat Radyo, RTÜK tarafından kapatıldı ve kapatma nedenleri arasında bu yazımı yayınlamaları da var. Kendi başım yeterince dertte, bir de başkasının başını yakmayayım diye, artık yazılarımı basmak ve yayınlamak isteyen her kuruluşa: "Aman, dikkat..." diyorum. Sizin anlayacağınız, daha davalar sonuçlanmadan bir çeşit sansürü başardı, beni susturmak isteyenler.
Susturabilecekler mi? Bilmem. Beni belki.
Ama sizi? Aslında sizlerden özür dilemek zorundayım. Türkiye'de olduğum yaz ayları boyunca gönderdiğiniz 1080 mesajı, yanıtlayamadım.
Yalnız yanıtlamamakla değil, benim bilgisayar bu kadar mesajı birden çekmekte zorlandığı için silmek zorunda kaldım. Ama Eylül başından bu yana gönderdiklerinizi tek tek yanıtlıyorum.
Sizlerle bugün randevum var. Geldim, İstanbul'dayım. Ve Beşiktaş Kitap Fuarında, saat 16'dan itibaren Om Yayınları standında, yeni kitabım 'Aşk Hikâyeleri'ni imzalayacağım. Eğer İstanbul'da ve mekâna yakınsanız gelin, devletin sansürcüleri aşkı da yasaklamadan, buluşalım.