Boza mı, şıra mı?
Radikal · 15 Kasım 2000
Bu yazı, Aydın havası olacak. Ve sizler, ince belli çay bardaklarınızda dünyanın en küçük kaşıklarını şıngırdatırken, bir İstanbul - Paris uçağının motorları çalışacak gümbür gümbür, tam gaz. İşte ben o uçağın içinde olacağım.
Dünyanın en küçük kaşıkları Türk yapımıdır. Yalnızca Türklerin çaya alıştırdığı ülkeler ve halkları bilirler, böylesine küçük kaşık yapmayı. Batı ülkelerinde en küçük kaşık, bizim tatlı kaşığı dediğimizdir. Ama büyük kaşıklar, çorba kaşıkları, her yerde aynıdır.
Demem o ki Türkiye'nin büyük kaşıkları evrensel boyuttadır. ABD ve AB standartlarını çoktaan yakalamıştır büyük kaşıklarımız. Ama işte, o küçük çay kaşıkları var ya bir bizde pek küçücük olan, en çok kullanılanıdır ve anlayana, Türkiye pastasını sayıları az olanların niye en fazla, sayıları çok olanların niye en az yediğini anlatır.
Türkiye'nin geniş geneli en küçük kaşıklarla, en büyük kaşıklara karşı yarışmaya çalışırken, başka ülkelerde sayıları en çok olanlar o kadar da küçük olmayan kaşıklarla karınlarını doyurabilmektedirler yine de.
Ülkemiz gelir dağılımındaki uçurumun en belirgin ifadesidir kaşıklarımız.
Türkiye'deki gelir 'dağıtımında' ise, yine bize özgü bir adli ölçü kullanılır. Adli ölçünün bir ucunda bozacı, öteki ucunda şıracı vardır.
Bozacının şahidi şıracı olunca bozacı, şıracının şahidi bozacı olunca şıracı... aklanır.
Bozacı, pardon gazeteci Rauf Tamer, işte böyle aklandı.
Evine, pardon villasına (yoksa yalısı mıydı?) bir milyon, pardon 650 bin lakerda dilimi, pardon havyar paketi, pardon, dolar destesi gönderilen Rauf Tamer'in, aslında o lakerdaların, pardon havyarların, pardon dolarların alıcısı olmadığı anlaşıldı. Şıracı, pardon bankacı Murat Demirel, Ulucanlar Cezaevi'ndeki saygınlar koğuşundan, omurlu, pardon onurlu bir açıklama yaptı. Tabii işbitir, pardon iştibir, pardon işbilir avukatları aracılığıyla. Meğer o binlik desteler halindeki yüz binler ya da bin yüzler ya da milyon dolarlar, Rauf Tamer'in evine, ama Mete Has'a gönderilmiş. Rauf Tamer, sütten çıkma kepçe kadar temizmiş. Buna karşın...
Mete Has'ın sütten çıkma ana memesi kadar helal dolarları, örneğin niye benim evimde değil de Rauf Tamer'in evinde teslim aldığı anlaşılamadı.
Belki de dolar destelerini koyacak kadar büyük evim yoktur. Belki evime Mete Has'ın kalibresi bile sığmazdı. Belki de utanırdı Mete Has, böylesine küçük ve sade bir evde, böylesine büyük bir mal soymayı, pardon saymayı. Belki de üstüne yatar, teslim etmezdim. Velhasıl güvenemedi naçiz yazarınıza, Mete Has.
Bozacının tanıklığı yaşamsaldır şıracılar için. Rauf Tamer'ler Mete Has'lar sayesinde, Mete Has'lar Murat Demirel'ler, Murat Demirel ise Demirel sayesinde vardırlar. Birbirlerine dayanarak ayakta durur ve birlikte yıkılırlar.
Dün akşam Kallavi'deydim. Dostum Aziz, "Dikkatimi çekti," dedi, "Niçin bu son operasyonlarla ilgili bir yazı yazmadın daha?"
Henüz yazmadım, çünkü önümü göremiyorum.
Yakında göreceğim. Yazdığım zaman YAZACAĞIMDAN, kimsenin kuşkusu olmasın. Bataryalarımı şarj ediyorum. Tam ve eksiksiz bir salvo öncesinde.