Aman da benim devletim...
Radikal · 22 Kasım 2000
Pes doğrusu, sevgili okurlar. Naçiz yazarınız kâhin olduğunu biliyordu da, kehanetlerinin böylesine kısa zamanda gerçekleşeceğini vallahi ve billahi, kendisi bile öngörmemişti. Geçen pazartesi, yani önceki gün yazdığım yazının daha mürekkebi kurumadan, benim: "Yarısı hemen serbest kalır, öteki yarısı üç beş ay sonra bırakılır..." dediğim banka hortumcularına, trilyoner hırsızlara af çıkacağı belli oldu. MHP kürsüsünde bir Yahnici: "Cezaya çarptırsak, en fazla üç yıl beş yıl yiyecekler," diye devletin adalet aczini itiraf ettiği konuşmasının sonunda: "Ne istiyoruz biz? Bu paraların geri dönmesini değil mi? Ödesinler borçlarını, çıkıp gitsinler..." deyiverdi. Yalnız çakal eskileri mi böyle düşünüyorlardı? Haaayır! Güvercinlikten emekli kargalar da aynı havayı çalıyorlardı.
Yüce adaletimizin cep herkülü, Hikmet-i Sami'den sorulan Türk, 'cepçilere' dönük bankamatik pragma-
tizmini, arkadaşım Tuncay Özkan'a, rahvani sesiyle şöyle açıklayıverdi: "Ekonomik suçlarda amaç, kaybedilen paranın tekrar kazanılması. Bu noktada en iyi çözüm, şartlı af. Parayı öder, aftan yararlanır!"
Hani yani, sözün sahibi, naçiz yazarınıza biri ağır ceza, ötekisi asliye, iki hakaret davası açan sayın Bakan Hikmet Sami Türk olmasa, içimden 'Çüş!' diye bağırmak geçiyor. Hatta, 'Ohha!' diye eklemek istiyorum. Daha aşağısı kurtarmaz. Ama işte, bakan olduğu için, yapmıyorum. Sayın Hikmet Sami Türk'ü çok seviyorum: Ah, benim canım bakanım. Ufacık, tefecik, içi dolu afçık, aman da pek sayarım ben onu!
Bu ülkede ve sizin Adalet Bakanı olduğunuz dönemde sayın Türk, iki tepsi baklava çalan çocuklar 16 yıl hapis cezasına çarptırıldılar! Suçları ekonomik, yani açlık değil miydi? İki tepsi baklavanın bedelini ödetmek yerine, hapsettiniz onları. Neden bu çocukların işlediği suça karşı, "Ekonomik suçlarda amaç, kaybedilen paranın tekrar kazanılması..." demediniz? Bu ülkede baklava, ekonomik değil de, ideolojik bir meta mı acaba?
Şimdi bu Türkiye hükümeti, bu Adalet Bakanı, trilyoner banka hortumcularını affettikten sonra acaba nasıl bakacak bu çocukların yüzüne? Ne öğüt verecekler topluma yeniden kazandırmak için
onları: "Evlatlarım, bu ülkede küçük söz söylenir, büyük lokma yenir. Siz siz olun küçük hırsızlığa tenezzül etmeyin. Baklava çalmayın, banka soyun, bu adalet ufak hırsızları tutar, büyükleri salar!" mı diyecekler acaba?
Banka hortumcularını henüz YARGILAMADAN, henüz cezaya bile ÇARPTIRMADAN, bir demokratik utanç abidesi olan 'af' tasarısı kapsamına almaya hazırlanan DSP-MHP-ANAP hükümeti, aslında halktan ne kadar kopuk olduğunu, Ankara'nın yay-
lalarından bakınca, aşağıda olup bitenlerin görünme-
diğini en iyi biçimde kanıtlamış bulunuyor. Bu adamların, toplumun infilak etmek üzere olduğundan haberi yok. Milletin burnundan soluduğunun farkında bile değiller. Ya da umurlarında değil. Öylesine umur-
larında değil ki, hükümet kurulduğunda devlete, yani kamuya karşı işlenen hırsızlık suçlarına değgin ceza yasasını ağırlaştırmadan peşlerine düştüler suçluların ve yetmedi, şimdi yapılanın yanında gülünç kalan hapis cezalarından da kurtarmaya çalışıyorlar onları.
Anlaşıldı. Biz bunlarla başa çıkamayız. Biz bunların BAŞINA ÇIKMALIYIZ, sevgili okurlar. Hepinizi, tüm okurlarımı, bu hükümete, hükümeti oluşturan tüm partilere, bu adalet bakanına, telgrafla, faksla, internet yoluyla, dikkatli ve suç unsuru taşımayan 'nazik' sözcüklerle, ne düşündü-
ğünüzü, ne hissettiğinizi, tıpkı bana gönderdiğiniz mesajlarınız gibi YAĞDIRMAYA davet ediyorum.
Türkiye'de 'vatan hainliğinin' tanımı yeniden yapılmalı. Çünkü eğer bugün Türkiye'de Kürt ayrımcılığı varsa, PKK, Hizbullah, DHKP-C, TİKKO varsa, bütün bu düzen düşmanlıkları; ekonomiyi soyanlara, halkı soyanlara ve kendini güle oynaya soyduran, hatta kimi temsilcileri soygundan pay alan devlete karşı, bu soyguncu düzenin yarattığı yoksulluk ve haksızlık duygusu ile beslendi. Türkiye'nin düşmanlarını, vatan hainlerini bu soyguncular yarattı ve onları affetmeye hazırlanan hükümet, yeni düzen yıkıcılara zemin hazırlamakta. Çünkü Türkiye'de artık doğru ve düzgün insanların, devlete güveni kalmadı. Ve meydan, vatan hainlerine her zamankinden daha açık artık.