Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

In Bush we trust!

Radikal · 29 Kasım 2000

V e God'un 537 adet şanslı kulu, dünyanın başkanını seçti, sevgili okurlar. Sonuçlar henüz kesin oğlu kesin değil, Federal'ini sevdiğim yüce Amerikan mahkemeleri, Bush'u cüce bulabilir. Oylar yeniden ellenebilir, ama George Walter Bush'un Amerikan bayrakları arasından geçerek kürsüye taşıdığı öz güvene ve dik başıyla ilan ettiği başkanlığa bakılırsa, aynen söylediğim gibi oldu ve Florida'da yaşayan iki buçuk obezle, üç sırık Amerikalı, dünyanın başkanını seçti. Çünkü kim ne derse desin, nasıl isyan ve inkâr ederse etsin, ABD'nin başkanı demek tüm evrenin başkanı demektir.

Seçim arifesinde, Fransız TV5'te beş meslektaşımla birlikte ABD seçimleri özel programı yapmıştık. Canlı yayından sonra Rus gazetecinin getirdiği votka ve ABD'li gazetecinin sunduğu Kaliforniya şarabını tadarken, kendi aramızda bir seçim-loto oynadık. Hepsi kıl payı Gore kazanacak dedi, bir ben: "Bush kazanacak!" dedim. 'Neden' dediler, açıkladım: "Amerikalıların parti programlarını oylamadığı belli. Çünkü Gore'un programı, aynıyla Clinton'ın programı. Clinton yeniden seçime katılabilseydi, kesin kazanırdı, hepimiz biliyoruz. Oysa aynı programı Gore sundu, eşkâlden kaybetti. Zekâ düzeyi düşük Amerikalılar, Gore'a baktıkça Superman Christopher Reeves'i anımsıyorlar. Çünkü ona benziyor. Oysa Christopher Reeves, artık tekerlekli sandalyeye çakılı yaşayan bir ölü. Genelinde düzayak, saf ve çok da kültürlü olmayan Amerikan seçmeni, işte bu yüzden, sakatlığı anımsattığı için Gore'a oy vermeyecek." Arkadaşlarım çok güldüler,

abarttığımı söylediler. Ama naçiz yazarınız, gülünç tahminler yapıp kazanmaya alışıktır. Türkiye'deki son seçimler öncesi, sevgili dostum Dinç Üner'in gazetedeki odasına ayağımdaki Paris tozuyla girdiğimde, hızlı bir seçim-loto'nun ortasına düşmüştüm. Tabii bana da ne öngördüğümü sordular. "MHP ikinci parti ve oyların yüzde 19'unu alır.." yanıtını verince, kahkahalar arasında: "Amma da yaptın, sen Türkiye'ye gerçekten çok Fransız kalmışsın!" dediler. Seçimlerin sonunda, kimin 'Fransız' olduğu anlaşıldı. Halen Paris'teki TV5 stüdyolarında, beni bekleyen 5 şişe şampanyam var. Federal mahkeme oyunbozanlık etmezse, Bush'un başkanlığını Fransız şampanyasıyla sulayacağız yakında.

Bırakın sonuçları, Amerikan seçimlerinde oyların sayımı bile benim Gore-Christopher Reeves benzetmemi gölgede bırakacak bir güldürü kaynağı oldu. Büyük bölümünü Türk gazetelerinden izlediniz. Ama bir 'konfeti ziyafeti' var ki, ben yalnızca Le Monde gazetesinde okudum. Geçen hafta, Florida'nın Broward ilindeki elle oy sayımını denetleyen Cumhuriyetçi gözlemci Jim Rowland, savcılığa yaptığı yazılı bir ihbarda: "Demokrat partili bir sayımcının, parmağını tükürükle ıslatarak masanın üzerindeki bir konfetiye bastırdığını ve konfetiyi ağzına atıp afiyetle yedikten sonra gülümsediğini.." belirtmiş. Saçma sapan görünen bu ihbar, aslında 'chads' denilen konfetilerin Amerikan seçim sistemindeki stratejik önemini vurguluyor. Seçmenler, oy vermek için pusulanın üstüne bir delik açmak durumundalar. Ama işte, Floridalı bazı ihtiyarcıklar kimi zaman zımbaları tam basamamış, deliği tam açamamış ve yere düşmesi gereken konfetiler oy pusulasına asılı kalmış. Oysa açıkça delik olmayan delikler, geçersiz oy sayılıyormuş. Bir oyun bile önem taşıdığı bu seçimde, bazı demokrat sayımcılar Al Gore için basılmış ama yerinden çıkarılmamış konfetileri, azıcık parmaklayarak yerlerinden oynatmışlar, arkada kanıt bırakmamak için de afiyetle yemişler.

Dünyanın en büyük demokrasisi denilen ABD'de, seçmenlerin yüzde 50'si oy kullandığı zaman, aman çok büyük katılım oldu diye göbek atılıyor, sevgili okurlar. Dolayısıyla halen, Amerikan seçmenlerinin ancak yarısının oy kullandığı ve sonuçta 573 Floridalı'nın tayin ettiği yeni bir dünya başkanımız var. Hepimize hayırlı olsun, diyeceğim amma.. Bush'un gözleri birbirine çok yakın. Birbirine çok yakın gözler, genellikle maymunluktan insanlığa geçiş evrimini tamamlayamamış karakterleri düşündürür bana. Bush'un epeyce atraksiyon yapacağını sanıyorum. Kehanetimi yabana atmayın.