Basa Und Tulumba GmbH (2)
Radikal · 3 Aralık 2000
Kız kardeşi Şölen'e 4 günlük TBMM memurluğu yaptırarak ömür boyu Meclis'ten emeklilik şöleni çeken, ikinci kız kardeşi Necla'yı TBMM kreşinde var olmayan 'Birim amir yardımcılığı' kadrosuyla koltuklayan, iki arada bir derede, yeğeni Şafak Basa'yı, serde Karadenizlilik var ya, Rize Çaykur Genel Müdür Yardımcısı atayan ve bittabi kendisi, Meclis inşaatı ihalesinin 'bal'ına daldırdığı parmaklarını yalayan Necdet Basa, çok becerikliydi çok. Sayısız becerilerinden biri, Ankara Çukurca Mahallesi 26571 ada 10. parselde, İKİ NORMAL KAT VE ÇATI ARA KULLANIMLI, yani iki buçuk katlık tripleks daireyi, hepi topu 400 milyon TL karşılığında alıvermekti. Acaba bu kat, hangi hizmetin hediyesiydi?
Necdet Basa, 'işini bilen memur' statüsünü elbette tahsil ve terbiyeyle edinmişti. Ancak Basa kardeşlerde, sahte eğitim de bir aile geleneği ve naylon diplomalarla donanmak da kuşaktan kuşağa geçen bir adetti. ANAP'ın 'kadrosundan' önce kendi hortumunu, ardından kardeşi Ali Rıza'nın hortumunu Çalışma Bakanlığı'na daldıran ve bu bakanlığın memurları olarak Almanya ile Türkiye arasında mekik dokuyan Basa tulumbacılık şirketinin hortumlar amiri Necdet Basa, ülkemizde üniversitede eğitim görevlisi olmadan üniversite profesörü unvanıyla donatılan bir dehaydı. Çünkü, hiçbir bilimsel makalesi ve çalışması yokken YÖK'e üye seçilebilmesi için böyle bir unvan edinmesi gerekiyordu. Ancak Necdet Basa'nın dâhiliğine, dışardan alınan profesörlük unvanı bile azdı. Necdet Basa, kendi kendisini 'Köln Üniversitesi'nden alınmış' bir doktora ile donattı. Oysa doktorasını, 1988 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi'nden aldığı ortaya çıktı. YÖK'cüler Necdet Basa'yı, YÖK'ten atmak zorunda kaldılar. Dışardan profesörlüğü halen hangi içerde, yani üniversitede devam ettirdiğini öğrenemedim. Bilen varsa, naçiz yazarınıza bildirsin lütfen.
Ama YÖK, Basa kardeşlerin çok işine yaradı. Necdet Basa, Meclis'te başı derde girmeden ve Çalışma Bakanlığı kadrosunda ve henüz YÖK'cüyken, 'ne olur ne olmaz, bir Basa giderse bari yerine öbür Basa gelir,' öngörüsüyle erkek kardeşi Ali Rıza Basa'yı önce Çalışma Bakanlığı'na sokmuş, ardından onun da naylon diplomalarını YÖK'e onaylatarak bırakın üniversite tahsilini, üniversiteye giriş sağlamayan bir okul mezunu Ali Rıza Basa'yı, Alamanya'larda yükseköğretim görmüş, lisans sahibi bir uzmanlıkla donatarak ve ay ne tesadüf, 1996 yılında ANAP'ın üç aylık iktidarı ve kankası Mustafa Kalemli'nin Çalışma Bakanlığı sırasında, bu bakanlığın anlı şanlı Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne atayıvermişti.
Küçük erkek kardeş Ali Rıza Basa'nın Çalışma Bakanlığı bünyesindeki hortumculuğu, ağabeyi Necdet Basa'nın tulumbasına bağlıydı ve büyüğünün emme kabiliyetini aratmadı. Ali Rıza Basa, 'işini bilen memur' dehasını Çalışma Bakanlığı'nda henüz ikinci sınıf memur olarak çalışırken, askerlik sorununu çözmekle kanıtladı. Bakanlığa girer girmez Almanya'yı mesken tutan Ali Rıza Basa, Türkiye'nin Köln Başkonsolosluğu'ndaki Çalışma Müşavirliği'nde, yani diplomatik statüde 'çalışır' ve maaşı Türkiye'den ödenirken; kendisini 'Alamancı İşçi' gösterip, askerlik görevini döviz karşılığı yaptı. Durum ortaya çıkınca, yeniden askere alındı ve sekiz ay silah altında kaldı. Hileli askerlik durumu nedense memur siciline yansımadı. Sekiz ay askerlikten sonra döndüğü Çalışma Bakanlığı'nda, 'Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürü' ve 'Bonn Çalışma Müşaviri' payeleriyle ödüllendirildi.
Oysa, Ali Rıza Basa'nın bütün bu makamlara getirilmesi için gereken yüksek eğitimi yoktu ve işleme konulan Alman patentli diplomaları, sahteydi. Bugüne değin küçük Basa'nın diplomaları şaibeliydi amma, gösterilmedikleri için sahtelikleri kanıtlanamıyordu. Ve... diplomaların hakiki Almancası ile naylon tercümeleri, benim elime geçti.
Çalışma Bakanlığı'ndaki önlenemeyen yükselişi, halen AB Koordinasyon Dairesi Başkanı olarak devam eden Ali Rıza Basa'nın diplomalarını gösterdiğim meslektaşlarım, Frankfurter Allgemeine ve Die Zeit gazetelerinin Paris temsilcilerinin dudakları uçukladı, sevgili okurlar. Devamı yarına.