Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Şarabın dini

Milliyet · 3 Aralık 2000

Olur mu, demeyin. Elimde tuttuğum 652 sayfalık kitap, "Şarabın Incili" adını taşıyor ve yalnızca 2001 yılının şaraplarına ışık tutan bir rehber. Yani şarap bir dinse, kutsal kitabını her yıl yenileyen, devinim içinde bir din diyebiliriz. Şarap, gerçekten bir din olmasa da şarap içiminin günümüzden iki bin yıl önce ve hala "dini bir tören" niteliği taşıdığı kesin. Hz. Isa son yemeğinde 12 Havarisine şarap dağıtıp, "Kanımdır, için!" buyurmuş. Hamursuz ekmeği de, "Canımdır, yiyin!" diye paylaştırmış. Ne gariptir ki Islamiyet, ekmeğın kutsallığını kabul etmiş etmesine de, şarabı murdar ilan eylemiş. Ama konumuz bu değil.

Konumuz, kilise ayinlerinde sürdürülen kutsal şarap geleneğinin, bir şarap türünün pazarlanmasında olağanüstü bir reklam ve "marketing" hareketi sonucu, ticari bir kutsallığa dönüştürülmesinin öyküsü.

Kuşkusuz ilginç, ama yalnızca raslantı olsa gerek; Fransa'nın Beaujolais bölgesinde, Hz.Isa'nın Havari sayısı kadar, yani 12 tür kırmızı şarap üretilir ve var olan ve en çok üretilen on üçüncü şarap cinsi, tıpkı hain Judas gibi, sağlam papuç sayılmaz. Üzümler dört ila beş gün arasında bir süre "emiştirilip" dinledirildikten sonra çekilen bu şarabın adı "Beaujolais Nouveau", yani Yeni Beaujolais'dir ve bir ay içinde içilmesi gerekir, çünkü tadı bozulur, bekletilebilecek nitelikte bir şarap değildir.

Yüzyıllarca, şarapçıların kendi tüketimlerine dönük ürettikleri ve bayram şenliğine dönüşen birkaç gün içinde, bölgenin ünlü "çelikçomak" oyununu oynayarak bitirdikleri bu şarap, 1940'lı yıllardan beri Fransa'nın, hatta dünyanın kutladığı bir şenlikle özdeşleşti. Her yıl, Kasım ayının üçüncü perşembe günü Fransa'nın tüm şarap erbabı bistrolarda buluşuyor ve çarşamba gecesi saat tam 24'te, ne bir saniye önce, ne bir saniye sonra başlayan bir yarışta yılın "Yeni Beaujolais"sini tadıyor ve tatlı sarhoşluklarından ancak ertesi pazartesi sabahı, işe gitmek için ayılıyorlar.

"Beaujolais Nouveau", Fransa'nın son on yıldır dünyanın tüm varsıl ülkelerine ihraç ettiği bir moda. En kazançlı ihracat metalarından biri ve müthiş bir küreselleşme örneği. Adı alameti farika olduğundan, başka yerde yetiştirilen aynı tür üzümün sayımı suyumu yok ve Yeni Beaujolais sayılmıyor. Ve Fransa, her yıl Ekim ayından öteye, binlerce kargo uçağına, yük gemisine milyonlarca Beajolais Nouveau şişesi yükleyip, ABD'den Japonya'ya, dünyanın dört köşesine dağıtıyor. Şarabın adını taşıyan bayramın kesin ve belirgin tek koşulu, şişelerin tüm dünyada aynı saat ve anda ilk kez açılarak muhtevasının tadılması. Farklı dinlerden müminlerin birbirini yediği insanlık, yerkürenin bugüne değin hiç bir köşesinde, "Yeni Beaujolais" dininin tek kuralını çiğnemedi. Ne tuhaf değil mi?

Sevgili Güngör Uras yazdı, artık Beaujolais ayini Türkiye'de de biliniyor. Ancak bilinmeyen, yüzyıllardır var olan bu eskimeyen, taze içilen şarabın niçin durup dururken, 1940'lı yıllardan sonra ünlenmesi. Çünkü temelde, ünlenmesi için hiç bir neden yok, eninde sonunda yıllanmayan, "kaliteli" sayılmayan bir şarap. Çarşamba gece yarısından ertesi pazartesi sabahına dek ayılamayan Fransızların geniş geneli bile bilmiyor ama, Beaujolais Nouveau şarabı ve bayramı, şöhretini gazetecilere borçlu.

Ikinci Dünya Savaşında, Alman işgalinden kaçan Fransız gazetecileri, tarafsız bölge ilan edilen Lyon yörelerine sığınmışlardı. Tabii çok sıkılıyorlar ve sıkıntılarını Beaujolais topraklarının on üç çeşit şarabını içerek gideriyorlardı. Yörenin "çelikçomak" bayramını ve Yeni Beaujolais'nin tadını, işte bu savaş yıllarında alan birkaç "gastronomi" yazarı, Kurtuluş'tan sonra Paris'e döndüklerinde, her Kasım ayının üçüncü perşembesi Beajolais şarapçılarının kendilerine "sürgün" anısı olarak gönderdikleri taze şarapları tatmak için buluşarak, yörenin geleneğini başkente taşıdılar. Ve efsane, Paris'ten dünyaya yayıldı. Ama ihracat başarısı tümüyle Beajolais şarap üreticilerinin örgütlenmesiyle sağlandı ve inanılmaz bir etkinlikle sürüyor.

Bu yıl, Beaujolais Nouveau gerçekten berbat. Ama ne gam. İkinci kadehten sonra, bistrolardaki şenlik havası şarabın ekşiliğini duyurmadı. Ve tüm kasım aylarının üçüncü perşembelerinde olduğu gibi, ilk Beaujolais kadehleri "Kiraz Zamanı" şarkısı söylenerek kaldırıldı. Bir başka tarihin efsanesi olan "Le Temps des Cerises" şarkısının da bu şaraba eşlik etmesi raslantı değil.

Beaujolais, 1789'da Cumhuriyetçiliğini en erken ilan eden bölge olarak, bedeninde olmasa bile ruhunda devrimcilik var. Ve yeni şarabı, elbette en ünlü "komün" şarkısı Kiraz Zamanı tadını taşıyor. Yalnızca bir ay boyunca içilecek, bazen ekşi, bazen tatlı; ama her dem taze kalacak bir özlemin ve olgunlaşmadan kırılacak bir umudun tadını.

[Fotoğraf altyazısı: Beaujolais bölgesinde, Hz. İsa'nın Havari sayısı kadar, yani 12 tür kırmızı şarap üretiliyor.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1