Vahşet koalisyonları
Radikal · 20 Aralık 2000
Bu sütunda ne zaman 'vatanı kurtarmak için silaha sarılan solcular, milleti kurtarmak için silaha sarılan sağcılar ve ümmeti kurtarmak için silaha sarılan dincilerin, aslında aynı totaliter düşünce disiplinine itaat eden zavallı beyinler ve aynı sürü psikolojisine koşullanmış kişiliksiz emirbaşlar ve emirerlerden oluştuğunu' yazsam, yoğun tepki alıyorum. Oysa saptama doğrudur. Solcu, sağcı, dinci ya da Bask, Kürt, Korsika gibi etnik rehberli teröristler arasında, hiçbir mantık ve yöntem farkı yoktur. Başlangıçta her kanat değişik ideolojilerden ve apayrı gibi görünen 'kurtuluş' kavramlarından yola çıkabilir. Ama eylemde, kurban kabul edip kurtarmayı hayal ettikleri öğe ya da kavramı, yanlış olduğuna hükmettikleri yoldan 'zorla' çıkarıp, doğru belledikleri kendi yollarına 'zorla' sokmak, karşıt ideolojilerden görünen siyasal terör gruplarının ortak mantık ve yöntemidir. Her bir ideolojinin inançlıları, vurgunları ya da kurbanları, başlangıçta kendi davasının yüceliğine, doğruluğuna inanır, iyi niyetlidir. Ancak, Agatha Christie'nin dediği gibi cinayet yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir ve bazen aşırı iyi niyet kötü niyetten daha öldürücü olabilir. Bir topluma, o topluma hükmeden devletin siyasal düzenine muhalif bir siyasal düzeni silah gücüyle kabul ettirmeye kalkışanların hepsi, aynı mantıkla eğitilirler ve yöntemde birleşirler. Bu yöntemin adı zorbalıktır ve her zorbalık gibi, çok geçmeden totaliter bir vahşeti benimser ve vahşetin çağrısında ideolojik farklar yavaş yavaş törpülenir, düzeni yıkmayı amaçlayan değişik siyasal görüşler ittifaka bile varırlar aralarında. Tabii 'zafer'den, yani ortak düşman düzeni yıktıktan sonra birbirlerini yemek üzere...
Tüm ideolojik grupları çıldırtacak bu yorumun sonuncu kanıtı, dün kuşkusuz yüz binlerce kişiye gönderilmiş bir e-posta mesajı olarak elime geçti. Hayretle, tüylerim diken diken olarak okudum. "Zulme karşı birleşelim!!!" başlığını taşıyan bildiri, şeriatçıları hapisanelerde ölüm orucuna yatan 'solcu'ları desteklemeye çağırıyor. Hem de şu sözlerle: 'İslamcılar, bırakın şu önyargılarınızı! Hem islami, hem devrimci düşünceler yasaklanıyor. Düzenin sahiplerinin oyununu bozun. Bozalım. Seni şeriatçı diye yasaklayanlar, diğer düzen muhaliflerine terörist diye saldırıyorlar...' Ve iki sayfalık bildiri, adeta 'Sağcı, solcu tüm terör yanlıları birleşin!' çağrısıyla böyle sürüp gidiyor. Bildiriyi, hapishanede ölüm orucuna destek veren solcular, aşırı sağı yanlarına çekmek için de yazmış olabilir, dinciler de. Ama sonuç aynı: sözüm ona ideolojik hasımlar, ortak düşman düzene karşı birleşmekte hiçbir beis görmüyorlar. İşte bunun içindir ki, güya düzeni değiştirmek uğruna, solcusu sağcısı suçsuz insanları hedef alan, salt en çok sayıda cinayet işlemek başarısına yönelik suikastler düzenleyebiliyorlar. Hiçbirinin farkı yok gaddarlıkta. Bir vahşet koalisyonu, hiçbirinin 'etik' değerlerini, ahlakını rencide etmiyor. Böyle bir koalisyonla düzeni yıkabilseler, acaba Türkiye'yi nasıl paylaşacaklar? Hangi yörede Marksist, yani dinsiz; hangi köşede ümmetçi şeriat, hangi bölgede milliyetçi Müslüman düzeni kuracaklar?
Önceki gün Cezayir'de, aşırı dinciler bir okul yatakhanesini bastı. Uyuyan 16 öğrenciyi, 'düzeni değiştirmek' için, hem de ramazan ayında öldürdü. Ne kadar da yüce bir din inancı bu, nasıl da kutsal bir davanın adamları değil mi bu katiller sizce? Ve Türkiye'de, başkasının canını almaya koşullandığı için kendi
canına da hiçbir değer vermeyenler, bireyliği yok olmuş zavallı sürü kurbanları birlikte ölmeye ve öldürmeye, 'hak ve özgürlük mücadelesi' diyorlar. Yazık.