Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Silikon gazetecilik

Radikal · 6 Ocak 2001

Dememişti demeyin: Türk basını, bir gün benim katilim olacak, sevgili okurlar. Çünkü Türk basınının karşısına geçtiğim her gün bir yaşıma daha giriyor, yani normalden hızlı yaşlanıyorum; her gün küçük dilimi yutuyor, tam boğulmak üzereyken büyük dilimi çıkarıp, zor kurtarıyorum kendimi. Ölüm neyse ne de, cesedim pek güzel olmayacak; Türk basını yüzünden yolunacak saçım, koparılacak kaşım kalmadı. Kelaynak kuşuna döndüm. Zaten dönmek sözcüğü fazla, resmen kelaynak kuşlarıyız biz artık, bir avuç kuş kaldık dövünüp yolunan ve soyumuz tükeniyor. Bizim gibi kuş beyinli olmayan gazeteciler, hem saç-baş yolmuyorlar, hem de gür görünsün diye saç ekletiyorlar.

Naçiz yazarınıza son tüylerini yolduran Turkish bell, very basınsal gelişme şöyle oldu: Birtakım meslektaş ve iletişim eğitimcileri, son zamanlarda görsel basınımızın camekânlarında ve yazılı basınımızın saksı kâğıtlarında açan en güzel yapma çiçeklerimize; konu mankeni ve silikon gazetecilerimize dil uzattılar. Efendim neymiş? Mankenlerin spiker olması, gazeteciliğe soyunması etik anlamda uygun değilmiş. ABD'de ve diğer gelişmiş ülkelerde yaşlı başlı, mesleğin eğitimini almış deneyimli gazetecilere habercilik yaptırılırmış. Gazetecilik okullarından mezun olan binlerce genç işsiz dolaşırken, nasıl olur da basında mankenlere kapılar ve köşeler açılırmış.. mışmış, mişmiş.

Kıskançlar! Ben şahsen ve bizatihi, bayılıyorum Türkiye güzeli, manken ve silikonlu gazetecilerimize. Çünkü hepsi kadın ve cesur. Hiç Türkiye errrkek güzeli haber sunucumuz var mı? Köşe yazarları arasında hangi erkek silikonlu? Hangisinde kel başına saç ektirmek, gıgısını aldırmak, kırışıklarını çektirmek, burnunu kaldırmak, kulaklarını küçültmek, haydi omuzlardan göğüslerden geçtik, hiç olmazsa dudaklarını genişletmek için bıçak altına yatacak cesaret var? Sorarım size, karısını döven erkeklerin dramını Hallowen kabağı Reha Muhtar'ın ağzından mı daha zevkle seyredip dinlersiniz, yoksa Lola'lığa yüz tutmuş bir Lolita'dan mı? Semra Özal'ın dipten bacaklarını, Deniz Akkaya'nın uzun bacaklarıyla kıyaslayarak mı daha iyi anlarsınız Turkish iktidarların dayanılmaz yayvanlığını; yoksa Christiane Amanpoor'un yanında bizim Semra güzel sayıldığında mı? Deniz kızımızın manken zekâsı, silikon kurnazlığı olmasa; hangimiz öğrenecektik, o yalak kazağı Semra Özal 'forstleydi'mizin kendi yumuk elleriyle ördüğünü? Nerede kalacaktı habercilik, nerede yatacaktı gazetecilik, ne yiyecekti basın ve daha önemlisi, NE YEDİRİLECEKTİ okura?

Dün, Türkiye'nin en önemli haberlerinden biri neydi sizce? Bendenizin Sabah gazetesinde seyredip okuduğu 'Şok İtiraf' değil mi? Neydi şok itiraf? Eski katil yeni milletvekili biri, sonunda itiraf mı etmişti cinayetini? Yoo. Cinayet büyükçe bir kürtajdı. Hande Yatakizi 2.5 aylık bebeğinin karnında öldüğünü belirterek (biliyorsunuz ciddi haberler söylenmez, belirtilir..) "Beni zehirlememesi için aldırmak zorunda kaldım," demişti. Şimdi sayın seyirciler, ben bir Türk okuru olarak böyle haberi sevmez miyim? Hele haberin üstünde Hande'mizin ayrık bacakları, löpür löpür kalçaları ve altın zincirli ayva göbeğini cıbıl ve altında hamilelik esbabı mucibesi Didi'nin siyahi kellesini görünce: "Yavrum bunun gollerini yiyen kalede top durmaz!" demez miyim? Der de gülmez miyim? Gülersem günüm neşeli başlamaz mı? Daha ne isterim?

Silikonlu gazetecilerimizden gocunan ciddi mercilere soruyorum: Hande Yatakizi'nin kürtaj haberini yapmak için gazetecilik eğitimi almak gerekir mi? Mankenlerimiz, konunun daha bir uzmanı sayılmazlar mı?

Demek ki Türk basını doğru yoldadır, gazetecilerimiz silikonlu olmalıdır, sevgili okurlar. Süleyman'ın daha dün cumhurbaşkanı, Semranımın hâlâ forstleydi, kimi çapulcuların işadamı ve kimi tos, kimi kurşun atan kıroların bazı millete vekil seçildiği bir ülkeye, böyle gazeteciler, biz kelaynak kuşlarından daha çok yaraşır.