Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Düğme, düğme, söyle bana...

Radikal · 10 Ocak 2001

Dünyada herkes bir şey meraklısıdır, sevgili okurlar. Kimi kadın meraklısıdır, kimi erkek meraklısıdır, bazıları ayakkabı biriktirir, diğerleri don koleksiyonu yapar, gömlek sevdalıları, kravat vurgunları vardır; vardır oğlu vardır. Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde politikacı milleti, bizimkiler kadar DÜĞME meraklısı değildir!

Bizim politikacılar, sevgili okurlar, ister iktidarda olsunlar ister muhalefette düğmesiz yapamazlar. Birbirlerinin önünde düğme ilikler, arkalarını dönünce çözerler. Birbirlerinin ya önlerinde ya arkalarında olduklarından, elleri sürekli düğmelerindedir. Yüce Meclisimizdeki yasama etkinlikleri de düğmelere bağlanalı beri, düğmeye basmanın da ilikleyip çözmek kadar anlamı ve önemi olduğunu kavramış ve düğmeyle yatıp düğmeyle kalkmaya başlamışlardır. Politikacılar, iktidara gelir gelmez ilk iş, basılacak düğmeleri saptarlar. Herhangi bir olay kendi istedikleri biçimde gelişmeyince, teşhisleri hazırdır: "Birileri düğmeye bastı..." Bu teşhis, aslında bir acz ifadesidir ve düğmeye ONLARIN değil, başkasının da basabildiğini itiraftır ama fark etmez. İşler kötü gidince, düğmeye genellikle yurtdışından, düşmanlarımız basar. Buna karşın, yapılması gereken bir temizlik, düzgün bir iş başlatılır ve politika dışı bir merci: "Düğmeye biz bastık!" derse bir vaveyladır kopar: "Hayııır! Onlar değil biz bastık!"

Örneğin hapishanelerdeki açlık grevi harbinde dışarıdan düğmeye basan 'birilerinin' parmaklarını arayan hükümet; ucu politikacılara dayanan elektrik yolsuzluğunun kovuşturmasında bir jandarma komutanı çıkıp: "Düğmeye hükümet değil biz bastık!" dedi diye, hop oturup hop kalkmaktadır. Vay efendim, Enerji Bakanlığı'ndaki yolsuzluk operasyonunda asker nasıl düğmeye basarmış? Aslında düğmeye bizatihi Enerji Bakanı basmış olup, kendi müsteşar yardımcısını kendisi gözaltına aldırmış! Hatta yolsuzluğa bulaşmış tüm politikacıları da kendisi bulup çıkartacakmış.. mesela.

Doğrudur. Bu ülkede özelinde jandarma, genelinde ordu, hiçbiri düğmeye basmamıştır. Bütün düğmeler, bildiğiniz gibi sivil hükümetlerin denetimi altındadır. Zaten ilköğretimi sekiz yıla çıkaracak düğmeye de siyasiler basmışlardır. İrticanın düğmesini de onlar çözmüştür. 28 Şubat kararlarını askerler istememiş, 'Önce siz buyrun, hayır siz buyrun' türünden nezaket gösterileri sonrasında, düğme yine siyasilerin eline uzanmıştır. Geçmişi anımsatmaya ise, sanırım gerek yok. El hak, bence ordunun tepe tasının sigortalarını attıran ve demokrasiye kısa devre yaptıran TÜM düğmelere DAİMA siyasiler basmıştır.

Türkiye'de TÜM düğmelere siyasiler basar, şalteri ordu indirir, bildiğiniz gibi.

Ancak 'Beyaz Enerji Operasyonu' dedikleri yolsuzluk kovuşturması, büyük bir hizmet etti ülkemize. Operasyonun nereye kadar gideceğini, hangi politikacılara uzanacağını merak etmiyorum. Çünkü güdük kalacağını biliyorum. Kovuşturma, hükümeti birleştirmek ve hep bir ağızdan kükretmeye yaradı asıl. Başbakanımız bile, aslan eti yemişcesine dirildi: "Bu konunun üzerine yürüyeceğim!" Ben bile etkilendim vallahi. Bülent Ecevit, hızlı, dinamik, kararlı ve sert biçimde YÜRÜYEBİLECEK sonunda, düşünebiliyor musunuz ne mucize dostlar? Şimdi düğmeye biz bastık diyen 'o komutan' bulunacak ve.. acaba ne yapılacak dersiniz?

Mesut Yılmaz'ın çıkışı da müthiş sıkıydı doğrusu. Basını, politikacıları kötü ve kirli göstermekle suçladı ve 'düğmeye biz bastık' diye iddia eden jandarma komutanı haberini 'yüz kızartıcı', diye nitelendirdi. Yerden göğe hakkı var. Ancak... Birbirlerini aklar, katil ve vurguncuları milletvekili seçtirir, devleti ve milleti dolandırır, Meclis'i çiftliğe çevirirken yüzü kızarmayan politikacılar arasındaki elektrik ihalesi hırsızlarını yakalamak için düğmeye başkasının basmış olması; kimin yüzünü kızartmalıdır, bilmiyorum.

Herhalde sizin ya da benim yüzümüzü değil. Mesut Yılmaz, "Tümüyle siyaset kurumunu yargıladığınız zaman ortada başka çözüm bırakmıyorsunuz. Siyasete yüklenen, siyasetçileri kötü ve kirli gösteren gazetecilere soruyorum. Yeniden askeri yönetim özlemi mi var?" diyor.

Hayır yok, Mesut bey. Eğer SİZ ve sizler, kirli siyasetçileri aklamasaydınız ve yargılanmalarını sağlasaydınız, bugün temiz ve kirli aynı sepete konmazdı. Sizin basmadığınız düğmelere basmak da, başkasına düşmezdi.

Düğme düğme, söyle bana, hakkaten sana kim bastı?