Çıkarmalarımız ve biz
Radikal · 17 Ocak 2001
Fransız Ulusal Meclisi, yarın Türkiye'ye bir tokat niteliğini taşıyan Ermeni Soykırım Tasarısı'nı yasalaştırıyor. Senato'dan ezici çoğunlukla geçen tasarının oylanacağı ulusal mecliste kabul edilmesini, dolayısıyla yasalaşıp yürürlüğe girmesini engellemek artık mümkün değil.
Türkiye; Belçika, İtalya ve Fransa'da çıkarılan bu tür yasalara karşı lobicilik şirketlerine para akıttı. Ama alınması gereken asıl önlemleri asla almadı: Osmanlı arşivlerini açmadı, Ermenistan'ı koz olarak kullanamadı, uluslararası bir konferans tertiplemedi vb... Yandan yandan bir şeyler yapmaya çalıştı tabii. Bu arada TBMM, bol bol Paris 'çıkarması' yaptı. Heyet heyet milletvekilleri Paris'e gelerek, güya Fransız parlamenterlerini ikna, Fransız basınını aydınlatma turlarına çıktılar. Yarın çıkacak yasayı engellemek üzere Paris'e yapılan sonuncu çıkarmadaki heyette beş partiden beş temsilci vardı: İsmail Hakkı Cerrahoğlu (MHP), Tayyibe Gülek (DSP), Nevzat Yalçıntaş (FP), Hüseyin Çelik (DYP) ve Bülent Akarcalı (ANAP). Bir de parlamenter değil konunun uzmanı olan: Hasan Koni. Hemen söylemeliyim ki, Bülent Akarcalı sıradışı bir parlamenter olup yıllardan beri Türkiye'yi uluslararası platformlarda her konuda en iyi biçimde savunan kişilerdendir. Tayyibe Gülek de ondan aşağı kalmadı, iyi Fransızcası ve yasaya karşı ileri sürdüğü akıllı gerekçeleriyle yüzümüzü ağarttı.
Ama heyette bir temsilcimiz vardı ki... Yani Ermeni Soykırım Tasarısı geçmesin diye, Fransız parlamenterleriyle temaslarda bulunmak için yaratılmıştı sanki: MHP milletvekili İsmail Hakkı Cerrahoğlu.
Cerrahoğlu, Fransa'ya vasıfsız işçi gelen bir Türk vatandaşımızdı eskiden. Uzun yıllar inşaat işçiliği yaptı, kendi sınıfından bir Fransız hanımla evlendi, derken küçük bir inşaat şirketi kurdu ve Türkiye'ye 'büyük müteahhit' olarak döndü. Allah yürü ya kulum demişti bir kez, MHP milletvekili oldu sonunda.
Paris'teki Türkiye Büyükelçiliği'nin, TBMM heyeti Fransız gazetecilere derdimizi anlatsın diye (özel bir salon kiralayarak) düzenlediği basın toplantısında Bülent Akarcalı ve Tayyibe Gülek göz doldurdular ve söylenmesi gereken her şeyi söylediler. Bir ara eski inşaat işçisi MHP milletvekili Cerrahoğlu da konuşmak istedi ve: "Benim karım Fransız. İki kız çocuğum var. Birisi 10, birisi 14 yaşında. Türkiye'de Fransız okuluna gidiyorlar. İyi uyum sağladılar. Problem yok..." dedi. Başka da hiçbir şey söylemedi. Ancak Cerrahoğlu, yıllarca kaldığı Fransa ve Fransız köylüsü hanıma rağmen, dilini Fransızcaya henüz döndüremiyordu, kısacık ama manası derin sözlerinin Türkçesini büyükelçilik sekreterinin çevirmesi gerekti. Sekreter de eveleyip geveleyince, neyse ki Bülent Akarcalı imdada yetişti. Sözler düzgün çevrildi. Fransız gazeteciler birbirlerine baktılar. Cerrahoğlu'nun aile düzeniyle Ermeni Soykırım Yasası arasındaki ilintiyi kuramamışlardı tabii. Oysa Cerrahoğlu'na "Oh, oh maşallah. Allah ağzınızın tadını bozmasın," demek yeterdi ama, nedense ses çıkarmadılar. Türk gazeteciler gülüşmekle yetindi yalnızca.
Ertesi günü Türkiye basınında TBMM heyetinin Paris'teki temasları, elbette en etkili gerekçeleri sunan ve konuşmaları yapan Bülent Akarcalı ve Tayyibe Gülek'in sözleriyle yer aldı. Ama iki gün sonra... Türkiye gazetesinin Almanya baskısına bir de baktık ki, meğerse o basın toplantısında bütün konuşmaları MHP milletvekili İsmail Hakkı Cerrahoğlu yapmış! Sayın Cerrahoğlu, açmış telefonu Türkiye gazetesinin Almanya bürosuna, almış önüne bir gün önce Türkiye'de çıkan Bülent Akarcalı'nın sözlerini: "Fransızlara şöyle dedim, böyle dedim..." diye yazdırıvermiş kendi adıyla.
Bülent Akarcalı ve Tayyibe Gülek benzeri doğru dürüst adamlar, gerçekten boşuna uğraşıyorlar. Cerrahoğlu gibi çarıklı erkanıharp dehalarıyla, bizim TBMM daha çook temas eder Avrupa parlamentolarıyla. Temas etmesine eder de, artık adamların neresine gelir bilinmez. Ama yarın çıkacak Ermeni Soykırım Yasası'nın kime girdiği belli.