Yazdınız.
Radikal · 5 Şubat 2001
Yazdınız.
Öyle çoksunuz ki benimle aynı düşünen; Yalnız Hizbullah- Susurluk ilişkisi ve Ermeni yasası hakkında gönderdiğiniz iki yüzü aşkın mesaj karşısında hayrete düştüm: Çünkü sayınız kuşkusuz bana yanıt veren yüzlerle sınırlı değil. Öyleyse niçin Türkiye'de hep 'ötekilerin', yani sığ kafaların, kurusıkı şoven nutuklardan başka
fikir üretemeyenlerin, 'sözde' yasakçı, 'özde' çıkarcıların sesi çıkıyor? Niçin Türkiye'de sizin gibi düşünen ve tartışmaya açık milyonlarca çağdaş insan varken; hep ve her zaman, cahil, çağdışı ve eli sopalı kişiler egemen oluyorlar ülkenin kaderine?
Neler, neler yazdınız. Elbette hepinizin görüşlerini yayımlamaya, sütun değil ciltler yetmez. Ama geniş genelin düşüncelerini yansıtan birkaç örnek verebilirim:
"... Eşim, 1994-1995 yılları arasında Tabip Asteğmen olarak Kuzey Irak'a yapılan Çelik harekâtına katıldı. O zaman bütün olanları anladık. Bazı odaklar rahat bir uyuşturucu ve karapara akışı için düşük yoğunluklu savaşlar yaratıyor ve devamını sağlıyor. Türkiye ekonomisi de bu karapara sayesinde, o kadar tırtıklayana rağmen batmıyor. Şimdi bu karapara akışı kesilince neler olduğu görüldü. Hizbullah'ı kullanarak eski sistemi yeniden canlandırmak isteyenler var. Çünkü bu paranın bir bölümü de onların cebine akıyordu ve sistem, Özal zamanında kurumlaştırıldı. Çiller ve Yılmaz devam ettirdiler. (G.D.)"
"... Öldürülen Gaffar Okkan'ın bir gazete söyleşisinde, Hizbullah'tan 'casusluk şebekesi' diye söz etmesi bana çok düşündürücü gelmişti. Gaffar Okkan, Hizbullah'ın üzerine yeni bir bakış açısıyla gidilmemesi için öldürülmüş olabilir. (C.H.)"
"... Temizlik operasyonları sırasında fark ettim: Bizi derin devlet, devlet sırrı, siz bunlardan anlamazsınız, karışık ilişkilerdir, diye kandırıyorlarmış. Tarlamızın korkuluğu, dev görünen birkaç soyguncu çetesinden ibaretmiş. Hizbullah düğmesine de bunlar basmış olabilir. (S.A.)"
"... Bu ülkede siyaset-mafya ilişkileri gerçek anlamda ortaya dökülmeden, daha çok Gaffar Okkan'lar, Eşref Bitlis'ler, Uğur Mumcu'lar kaybedebiliriz. (M.A.)"
"... Susurluk odakları ile Hizbullah arasındaki ilişki konusunda, size katılıyor, ancak yönünü farklı görüyorum. Bir bakanlıkta üst düzey yönetici olarak çalışırken, PKK'nın etkin olduğu bölgelerdeki incelemelerim bana şu gerçeği gösterdi: Susurluk odakları kılık değiştirseler de sürekli tetikteler ve bir açık yakalamaya çalışıyorlar. Ancak bu odaklar, siyasetçi ve bürokrat desteği olmadan varlıklarını sürdürme şansına sahip değiller. Siyasetçi ve bürokratın (ki bu ikisi devleti oluşturur) elbirliğiyle gösterdiği kayıtsızlık, PKK ve Hizbullah gibi örgütlerin uygun toplumsal zeminde yeşermesine yol açtıktan sonra, Susurluk odakları devreye girerek bu örgütlerden yararlanmaktadır. (C.P.)"
Ve Ermeni yasası konusunda resmi görüşe karşı hemen hepinizin tepkisi, şu okur tümcesinde ifadesini buluyor:
"... Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri, özgün ve farklı sesler çıkaramaması. Bu ülke sadece sahip olmadığı değil, sahip olduğu sesleri bile bulup çıkarmaktan aciz. Ve bu hatayı en önemli ve vahim konularda bile yapıyor. Hep o birbirini bilen 40 kişi ortada dolanıyor. Yeter artık! Ben artık sizin gibi, olaylara farklı bir açıdan bakabilen, bunu sağlam temeller üzerine oturtan ve farklı bir üslupla ifade eden aydınları duymak istiyorum. (F.Ö.)"
Hepinize teşekkür ederim. Son günlerde çok yoruldum. Sizden altı yazılık izin istiyorum, dinleneceğim. Gelecek hafta sonu yine bu sütunda birlikte olmak üzere, esen kalın.