Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

İlanla ölümsüz aşk

Milliyet · 11 Şubat 2001

Ona Janet diyeceğim, zira evhamlı. Hani benim bu sütunu milyonlarca (!) kişi okuyor ya, bizim hatun da günün birinde Türkiye'ye gider, bir Türk ile tanışır, neme lazım, Türkiye başbakanı ile mülakat yapmak ister filan, o zaman da “Vay, sen o musun” diye kendisine sorarlar diye korkuyor.

“Lütfeeennn” in Ingilizcesini “Puhleeeceezzzız” diyerekten o kadar çok tekrarladım ki, macerasını yazmama izin verdi. Ama ön adını bile kullanmamam şartıyla.

Evet, bizim mastahar Janet, hani şöyle Türkiye'de benzeri az bulunur cinsten doğal sarı saçları kıvır kıvır omuzlara dökülen endamlı bir kadın. Gri gözleri cin gibi, yaz kış kayak budalası olduğundan teni her zaman yanık, sağlıklı, neşeli, akıllı. Doğma büyüme New York'lu, ABD'nin tanınmış edebiyat eleştirmenlerinden birinin kızı, hali vakti yerinde, ama aklını fikrini borsadaki parasına takanlardan değil. Bol bol seyahat etme ve sağa sola röportaj yazmak gibi geliri az bir işle yetinme lüksüne sahip. Tanrı'ya inanmıyor (bu ABD'de pek istisnai bir durum). Dünya bilgisi geniş, Latin ve Slav dillerinde uzman (ABD'de bunlar da istisnai özellikler).

Yanındayken uzun uzun susmanın da mideniz kasılana dek gülmenin de mümkün olduğu arkadaşlardan.

Tabii bir özelliği de, patavatsızlığı. Geçen yıl Beyaz Saray'da bir basın toplantısına katılabilmek için New York'tan Washington'a gelmiş, sonra da Clinton'a soru sormak için elini kaldırıp, “Çok yorgun görünüyorsunuz, merak ettim” deyivermişti.

Neyse sadede gelelim. Janet bir süre önce, “The New York Review of Books” dergisinin arka sayfasına ilan verdi. Bu malum, sadece kitap incelemeleri ile değil, edebiyat ve siyaset alanındaki kışkırtıcı yazılarıyla da, insana “İyi ki okur yazarım” dedirten, ara sıra Janet'ın babasının eleştirilerinin de yer aldığı nadide bir dergi.

İlan aynen şöyleydi:

“35 yaşında evde kaldığından korkmaya başlayan bir kadınla ölümsüz aşkı arayarak, Floransa'dan Leningrad'a (dikkat edin St. Petersburg'a degil) rüya kentlere koşmak istiyorsanız, Nick Shay ve Klara Sax'a olan tutkunuz Rey Robles ve Lauren Hartke'yle de sürüyorsa, gelin tanışalım.”

Telefonda bana okuyunca, “Sen işte bu yüzden evde kalacaksın, adamları Don DeLillo turnusoluna tabi tutmak da neyin nesi” demiştim, gülüşmüştük.

Siz Don DeLillo'yu tanıyor musunuz? Janet ile ortak yönlerimizden biri de odur; ikimiz de, DeLillo'nun, günümüz Amerikan romanının bir numarası olduğuna inanıyoruz. Ben 1997'de yayınladığı, hacimli “Underworld” romanını iki kez okuyup yıllardır o kitaptan sahnelerle yaşarken, yeni çıkan, kısacık, konusu ve ritmi çok farklı bir roman olan “The Body Artist”e de başka türlü vurulanlardanım.

İşte Nick ve Klara “Underworld”ün simalarından iken, Rey ve Lauren da “The Body Artist”in iki kahramanı.

Neyse dönelim Janet'a. İlanına uzun süre yanıt alamadı. Tabii, birisinin “Neden kadınları denemiyorsun” diye yazmasını, bizimkinin haftalarca sokakta her gördüğü kadından bucak bucak kaçmasını saymazsanız.

Sonra geçen hafta bir telefon: “Muhteşem bir mesaj aldım. Yarı Italyanca. Uzun uzun Leningrad'ı anlatan bir şiir de eklemiş. Yaşı 58, ama ne farkeder. Beni bu akşam SoHo'da yemeğe davet etti. 'Floransa'ya mayıs sonu gidilir' diyor. Posta adresi de, DeLillo@ diye başlıyor.”

Tahmin edeceğiniz gibi, Janet uçuyordu. Kafasında evlenip bir Rus çocuk evlat edinmişti bile. Dedim ki, “Hiç anlamam, eve yalnız dönsen de dönmesen de; bana yazıp anlatacaksın.”

Geceyarısına doğru, bilgisayarda çalışırken posta kutuma bir zarf düştü. Janet'tan toplam üç cümle: “Yemek güzeldi. Adam babamdı. Ben yine yalnızım.”

Mine G. Kırıkkanat yıllık izninin bir bölümünü kullanmaktadır.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1