Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

'Mösyö Seguin'in Keçisi'

Radikal · 16 Şubat 2001

Ömer Seyfettin bizim için neyse, Alphonse Daudet de Fransızlar için odur, sevgili okurlar. Daudet'nin pek çok eseri vardır, ama içlerinden biri, 'Mösyö Seguin'in Keçisi' bütün çocuklara ezberletilen enfes bir fabuladır. Bir zamanlar naçiz yazarınız da ezberlemişti tabii bu fabulayı, hatta ezberlerken ağlamıştı acıklı sonuna. Ama işte, ağladığını anımsıyor da, acıları da sevinçler gibi gölgeleyen; her şeyi, ama her şeyi öğütüp yutan Tanrı zaman, belleğine fabulanın özünü bırakmış yalnızca. Sözün uçtuğu yerde, bakın ne kalmış 'Mösyö Seguin'in Keçisi'nden geriye:

Alp Dağları'nın karlı eteklerinde, Provence bölgesinin bir cennet köyünde geçer hikâye. İhtiyar (ve bekâr) Mösyö Seguin'i, kendi halindeki yaşamında bir haller olduran tek aşkı vardır: keçisi. Adı Beyaz mıydı, Benekli ya da Biricik mi, unuttum. Ama bildiğim, Mösyö Seguin'in keçisi, köyün en alımlı (dişi) keçisi, dünya keçiler kraliçesidir. Oysa bu köyde keçi olmak çok tehlikeli, keçi sevmek epeyce acıklıdır. Çünkü nerede keçi bolluğu varsa, orada bir kurt biter ve bu köyde dağa çıkan tüm keçileri zalim bir kurt kapar. Köylüler ve keçiler, kurdun gezdiği dağlara çıkılmaması gerektiğini bilirler. Ancak dağlardaki otların, ovadakinden daha lezzetli olduğunu da... Ve arada bir, mutlaka bir keçi dağa kaçar, dağa kaçan tüm keçileri de kurt yer tabii ki. Mösyö Seguin, işte bu korkuyla titremekte, kendi sevgili keçisi de kurda gider diye kâbuslar görmektedir. Bir gün gelir, kurt yeni bir kurban daha, köyün keçiler yarışmasındaki ikinci güzeli Blanchette'i yemiştir; Mösyö Seguin ise biricik aşkını savunmak üzere esir almaya karar verir ve kendi keçisini sağlam kazığa bağlar. Bağlı hayvan, yemekten içmekten kesilir. Mösyö Seguin, güzel keçisinin içten içe sararıp solduğunu, üstünü kaplayan parlak beyaz tüylere rağmen gönül gözleriyle görmekte, melül melül dağlara baktığını, özgürlük düşlediğini hissetmektedir. İyice korkar ve keçiyi ahıra kapatır. Ancak bir sabah (keçisinin yanından çıkarken), ahırın kapısını kapatmayı unutur. Keçi kaçar. Nereye? Tabii ki dağa. Öykünün devamı, keçinin ağzındandır. Güzel keçi, felekten çaldığı son gün çok mutludur dağda. Akşama kadar çiçekler arasında yuvarlanır, taştan taşa seker ve arada bir, ovada kendi adını haykırarak koşturan Mösyö Seguin'e bakar, 'Korkulacak ne varmış?' diye eğlenir ihtiyar adamın telaşıyla. Derken akşam olur, karanlık basar ve keçicik, yalnızlığın soğuk soluğuyla ürperir. Tabii kurt gecikmez. Güzel Keçi, 'Mösyö Seguin!' diye melemektedir artık ama, akşamın karanlığında kurda çıkmaya ihtiyar Seguin'in gücü de yetmez. Mösyö Seguin'in çığlıkları aşağıda, keçinin melemeleri yukarıda, son dövüş başlar. Antrenör Seguin'in 'Dayan yettim!' taktikleriyle, dişi keçi postu pahalıya satmaya karar verir. Sabaha kadar direnir kurdun hamlelerine ve tam güneş doğarken, güçsüz bedenini celladının sivri dişlerine sunar...

Eğer Mösyö Seguin'in keçisi Türk olsaydı, sevgili okurlar, öykünün sonunda kurdu yener ve yerdi. Nitekim geçen hafta, MHP dağlarında Asena adlı bir keçi, atamız BOZKURT'u yedi. Meğer Ergenekon efsanesinin Asena'sı keçiymiş. Meğer Türklerin ulu rehberi kurt değilmiş. MHP dağları karalar bağladı, Ergenekon yaslı. Ne de olsa boz bir kurt tarafından güdülmek, Asena adlı bir keçinin peşine takılmaktan daha afiliydi. Ama bence Asena'nın kurt olmadığı toplumsal belleğin derinliklerinde belliydi. Kurtlar toslaşmaz ama keçiler toslaşır. Meclisimizde selamlaşmaktan beyni sarsılan pek çok vekilimizin de DNA'larında gerçek Asena'nın kalıtımını taşıdıkları böylece anlaşıldı. Şimdi diyeceksiniz ki, Asena'nın keçiliği tamam da, boynuzları nerede? Bence Asena'nın boynuzları, İsviçre'de, Almanya'da, vesair gizli banka hesaplarına takıldı. Yalnız Bozkurt'a değil, Kırat'a bile hem de. Gerek kurt, gerekse atların, 'Nereme, nereme...' diye şarkı çığırmalarının tam zamanı. Yaşasın kutsal keçi Asena.