Fluctuat nec mergitur (Sallanır ama batmaz!)
Radikal · 23 Şubat 2001
Babam, "Kurt yaşlanınca köpeklere maskara olur," derdi. Ama bize nasıl maskara olunur, göstermedi. Yetmiş beş yaşındaydı. Grip olmuştu. Kendisine vitamin yutturmaya çalışan beni son kez azarladıktan ve çok sevdiği 'arnavutciğeri'ni son kez yediği gecenin sabahında, yüreciği duruverdi. Can evimden vurulmuştum. Ne kadar güzel öldüğünü anlayabilmem için, yıllar geçmesi gerekti. Kendim için de böyle bir ölüm diliyorum artık.
Yaşlılığın nasıl bir maskaralık olduğunu çok sonra, uzaktan baktığım insanlarda gördüm hep. En korkuncu, yaşlanan kişinin idrarını ve dışkısını tutamaması. Aklı başında ve altına yapıyorsa, hem çekiyor, çünkü utanıyor; hem çektiriyor, çünkü ne kadar yakın olsa erişkin birinin pisliğini temizlemek kolay değildir.
Ancak maskaralık, her yaşlı insanda aynı biçimde tezahür etmiyor. Örneğin, adamın aklı başında gibi görünüyor, yalnız altına kaçırdığı sanılıyor; oysa dili de çözülmüş meğerse, bir laf ishali, bir laf ishali...
Batıyor ortalık. Bir ülke batıyor.
Bu ülke Türkiye değil tabii. Laf ishaliyle batsa batsa, Fransa batabilir, İngiltere, Almanya, Belçika, Hollanda, ABD vb. batar, ama Türkiye batmaz.
Türkiye zaten batık. Daha doğrusu batıkmış da, naçiz yazarınız yeni anladı. Fransa'ya dönünce kafası çalıştı, yakından fark etmediği 'fil'i, uzaktan bakınca tanıdı: 'Baba' krizi tutan Hüsamettin Özkan ile 'oğul' hezeyanına kapılan Bülent Ecevit'ten akan, meğer kazara olunmuş bir laf ishali değil, planlı programlı bir müshil tedavisinin sonuçlarıymış.
IMF reçeteleri diyorlardı ya, meğer müshil ilacıymış IMF. Tedavi edeceğiz diye basmışlar bunlar müshili ekonomiye, bütün ülke baştan aşağı batmış. Bizimkiler, yani hükümet, antibiyotik sandıkları IMF müshilini kendi elleriyle verdikleri için, vaziyeti bizden evvel anladılar. Önce çaktırmadılar. Tabii Cottarelli'ye, 'Arkadaş senin reçete bize dokundu,' demeyi ve tedaviyi açıkça kesmeyi, gözleri kesmedi. Çünkü adama bizim bünyenin farklı olduğunu, bizim ekonomi dediğimiz 'şey'in başka ekonomileri çöktüren yüksek enflasyonun, yüzde bin faizlerin müptelası haline geldiğini ve birdenbire kesilirse krize girdiğini anlatmak kolay değildi. Tam Türk milletinin anlayacağı türden bir çözüm geliştirildi: Devletin tepesinde, 'Vay bana ha, hangi hakla, otuz beşe bakla'vari bir kavga çıkarılacak, Türk milletinin uğrunda cinayet işlediği onur-gurur- haysiyet şemasına uygun bir pembe dizi dramı yazılacak, kamuoyu önünde rol kesilecek, suni kriz yaratılacak, elbette bu kriz, zaten altına bez bağlı ekonominin ishalini artık gizlenemeyecek kadar artıracak... Ve istenmeyen IMF tedavisi, mecburen ve alenen yarıda bırakılacaktı.
Başardılar. Sayın Özkan, Ecevit ve kendilerinden manevi desteğini esirgemeyen Yılmaz ekibini candan kutluyorum. IMF doktorları, ne olduklarını anlamadan saf dışı edildiler. Gelsin bizim derdimizden anlayan yerli hekimler. Örneğin Güneş Taner. Kırk yıldır nasıl yaşatıyorlarsa, işte yine öyle, öldürmeden süründürecekler hastamızı.
Artık korkmayın. Dolar bine vurdu, faizler bin beş yüze diye, batıyoruz sanmayın. Tam tersine. Dolar ticaretinden, repodan kazanmaya alışık iç ve dış sermaye yeniden yumulacak spekülasyona ve inanın, kısa zamanda her şey alıştığımız gibi olacak yine. Yani, Türkiye ekonomisi için önemli tüm merciler rahatlayacak, altta kalanların yine canı çıkacak; ama zaten onlar, ne zaman Türkiye ekonomisinde söz sahibi oldular ki?