Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Gazetecilik zamanı

Radikal · 26 Şubat 2001

Ben Mary'yi görmeyeli; Brezilya'da esmer, hatta siyahi kadınların bile sarışın Barbie kopyaları olmak tutkusunu ve 'estetik ameliyat' furyasını inceleyen 'best seller'ından sonra bir kitap daha yazmış: 'Cennetin Revizyonu'. Brezilya'nın 500 yıllık tarihinde, devleti sömürerek ve devlet olanaklarını kullanarak varsıllaşan nepotist elitleri, yani bizdeki Demirel ailesi gibi hısım akraba kayırmacılığı yapan sülaleleri 'sosyolojik ve antropolojik' boyutuyla inceleyen bu kitabı da 'best seller' olmuş.

Kendisi de Brezilya'nın varsıl ve köklü bir ailesinden gelen, düpedüz 'büyük burjuva' arkadaşım, Rio Üniversitesi Antropoloji kürsüsü öğretim üyesi olan bu güzel kadın, Mary Del Priore, bakın ülkesinin birkaç yıl önce geçirdiği 'IMF' krizi ve devalüasyonu nasıl anlattı:

"Brezilya'da belki Türkiye'dekinden bile daha derin olan gelirler arası uçurum, devalüasyonla birlikte yoksulluğu korkunç bir boyuta çıkardı. Yüz milyon yoksulu (Brezilya nüfusu 160 milyondur) o güne değin yok farz eden, hatta kimi çelik kafeslerde, paralı askerlerin koruduğu kurtarılmış bölgelerde yaşayan kesimler bile insanların uğradığı felaketi görmek zorunda kaldılar. Demokrasi, yarı- askeri rejim kalıntılarından yeni temizlenmişti. Kriz başladıktan sonra, hükümet dönme dolaba bindi. Bir bakan enerji koltuğundan inip maliyeye biniyor, öteki eğitimden ulaştırmaya getiriliyor, beriki savunmadan alınıp ticarete veriliyordu. Ama hiçbir kabine revizyonu, ülkede başlayan kan kaybını durduramıyordu. Halk müthiş öfkeliydi. Toplum, örgütlenmeye başladı. Kiliseler bu örgütlenmede önayak oldular. Rahipler, duayı bırakıp yoksullara yardım toplamak üzere zengin kapılara vurmaya, sokaklarda çorba ve yiyecek dağıtmaya başladılar. Sizin camii yetkilileri de herhalde böyle yapar. (Mary böyle diyor ya, ben bizim imamların avaz avaz ezan okumayı bırakıp yoksullara çorba dağıtacağını hiç sanmıyorum, tabii...) Sivil toplum örgütleri çoğaldı. Belediyeler, ilk kez bu örgütlerle el ele verdiler ve sosyal yardım düzenlemesinin yanı sıra, hükümetin üzerinde baskı oluşturmaya başladılar. Tiyatro ve sinema, birdenbire konu ve gündem değiştirdi. Kriz piyesleri oynanıyor, kriz filmleri çekiliyordu. Basın, Brezilya tarihinde ilk kez gerçekçi olmak ve gerçek sorunların üstüne gitmek zorunda kaldı.

Televizyon ve gazete yönetmenleri değişti. Kalıplaşmış isimler gitti, yeni bir söylem sahibi olanlar geldi. Başyazarlar, televizyon starları, o güne değin basın organının çıkarı neyi gerektiriyorsa onu söyleyip yazanlar elendiler ve krize çözüm arayan, objektif fikir üreten, düşünen 'yeniler'e bıraktılar yerlerini (vallahi ve billahi, hiçbir ek yapmadım, Mary söylüyor bunları). Neden dersen, çünkü insanlar ne olacaklarını bilmek istiyorlardı, başlarına gelenden hesap soracak ve yol gösterecek kılavuz bir basına ihtiyaç vardı. Artık pembe tablolara, magazin haberciliğine kanmıyordu halk. Medya, reyting tutturabilmek için seyircinin ve okurun yeni talebini karşılamak, 'krizi' doğru parametreleriyle arz etmek zorunda kaldı. Hükümet üzerinde müthiş bir baskı uygulandı. IMF, yoksulluğu kanırtacak reçete kabul ettiremez oldu. Derken, ülkede alternatif bir ekonomi oluştu. Ev kadınları, çocuklar, herkes çalışmaya çalışıyordu. Yeni zenginler ve yeni yoksullar yaratıldı. Çünkü krizler, bazılarını da zengin eder. İki yıl içinde, ülke yeni bir eksene oturdu. Şimdi Brezilya, IMF başarısına örnek gösteriliyor. Darısı başınıza."

Mary'nin anlattıkları bilmem Türkiye'de geçerli olur mu? Ben hiç olmazsa, artık Türk basını için gerçek ve gerçekçi gazetecilik yapma zamanının gelmiş olmasını diliyorum.