Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Kesen kesene

Radikal · 3 Mart 2001

İslamiyet âlemi mübarek Kurban Bayramı hazırlığına hızlı başladı bu yıl. Hem de yalnızca Müslüman ülkelerde değil. Müslümanların göçtüğü Hıristiyan ülkelerinde de Kurban Bayramı sendromu yaşanıyor. İşte size Türkiye'den sonra en çok Türk'ün mesken tuttuğu Almanya'dan haberler: 25 yaşındaki genç anne Kamer Demir, üç yaşındaki oğlu Yusuf'u banyo küvetinde, dört aylık kızı Ümmü Gülsüm'ü de yatak odasında bıçakla boğazlarını keserek öldürdükten sonra, çağdaş uygarlık gereği üstünden eksik etmediği cep telefonundan kocası Ayhan Demir'i arayarak: "Hap yuttum ve çocukların boğazını kestim!" diye muştulamış, kendisine de birkaç bıçak saplamış ama ölmemiş. Şimdi hastanede. Genç karı-kocanın fotoğraflarına baktım gazetede. Ayhan Demir, uzun saçlı bir 'rock'çu. Bilmem uyuşturucu müptelası mıydı ama, biraz kayık gözlerle gülümsemiş mutlu bir gününde olduğu anlaşılan fotoğrafında. Türkiye'den evlilik yoluyla ithal edilen gelin Kamer ise, sıkmabaş bir dini bütün. Kayınpederi ve kayınvalidesi de öyle. Senaryoyu bilmek için okumaya gerek yok geçmişlerini. Gurbetçi Türk camiasında çok yaygın bir çözümdür: Oğlan, haytalığa ya da uyuşturucuya alışır. Aile toplanır ve evlendirilmesine karar verir. Başı bağlanıp bir-iki çocuk da yapınca, her şey yoluna girecektir. Tabii gelin helal süt emmiş, temiz olmak zorunda, dolayısıyla Türkiye'den getirilmelidir. Ama işte bazen bu gelinler, yeni aile ortamına uyamazlar. Sıla hasreti yakar içlerini. Kamer Genç örneğinde olduğu gibi ruhsal dengeleri bozulur bazen. Sonuç: Kurban Bayramı'nda çocuklar da kesilir.

Fransa'daki Türk camiası da harıl harıl Kurban Bayramı'na hazırlanıyor. Mulhouse kentinde 34 yaşındaki göçmen işçi Cemal Özdemir, karısını bir güzel öldürüp kahveye gitmiş, sıla yoldaşlarıyla tatlı tatlı sohbet ederken tutuklanmış polisler tarafından. Bu Fransızlar arifeymiş bayrammış dinlemiyor vallahi. Hollandalılar dinliyor mu peki? Ne gezer. Bütün bunların olduğu gün, bir Türk babayı, 18 yaşındaki oğlunu cinayete azmettirmekten 9 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Tüm Avrupa ülkelerinde yaşayan göçmenler arasında, en yüksek cinayet oranı Türklerde. Öldüren öldürene. İnsan öldürmeyen, kurbanlık hayvan kasaplığıyla idare eden kendi halinde vatandaşlarımız ise bugünlerde çok dertli. Tüm kıtayı saran şap hastalığı nedeniyle karantinaya alınmayan koyun bulmak zorlaştı. Ama bizimkiler kararlı, illa ki kesecekler. Kimi Türkiye'ye, kimi Kazakistan'a para göndermiş, kimi kendi kalkıp kurban kesmeye gidiyor bir yerlere.

Dini bütün Afganistan da coşkuyla hazırlanıyor Kurban Bayramı'na. Ülkede kesecek canlı kalmadığı için cansız kurbanları gözlerine kestirmişler. İslamiyet öncesine ait, dolayısıyla murdar Buda heykellerinin hakkından satır ya da keserle gelemeyecekleri için, tank, top, dinamit artık ne bulurlar ya da Bin Ladin ne verdiyse topyekûn bir tarih katliamına başlıyorlar. Heykelleri topa tutarken herhalde 'Allah Allah!' diye bağırmayı ihmal etmezler.

Türkiye'deki Kurban Bayramı ateşini, ekonomik kriz epeyce söndürdü. Gözlerinden zekâ akan Zekeriya Beyaz hocanın, "Tavuk kesin!" önerisiyle kurbanlık hayvanlarda hedef küçültme girişimi İslamiyet'in ciddiyet engeline takılınca; sokakların bu yıl kaç metreküp ciddi kana bulanacağı henüz kesinlik kazanmadı.

Ama öyle ya da böyle bir Kurban Bayramı'na daha giriyor ve İslamiyet'in satır, falçata, saldırma sallayarak yol açtığı çağdaş uygarlık cangılında, insani bir hızla ilerliyoruz.