İnsanlar ve hayvanlar
Radikal · 12 Mart 2001
Eskiler, bilmediğini bilenlere 'cehl-i basit', bilmediğini bilmeyenlere 'cehl-i mükerrer', hiçbir şey bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen, ancak en iyi kendisinin bildiğini sananlara 'cehl-i mükap' derlerdi.
Eskiler dediğimiz insanlar, bizim anneannelerimiz, babaannelerimiz, dedelerimizdi. Osmanlıca yazar, Türkçe okurlardı. O 'eskiler' yok artık. Yenilerde ise zatım dahil, iş yok. Ve yaşamımız, dünyada çoktan aydınlanmış karanlıklar içinde debelenerek, 'cehl-i mükap'lara karşı yerçekimini her gün yeniden keşfetmek ve yeryüzünün döndüğünü kanıtlamakla geçiyor.
Türkiyemizde insanın maymundan geldiğini söylediği için kuramları okul kitaplarından kaldırılan Darwin üstüne tartışmalar sürerken, dünyanın bir köşesinde ve fotoğraflarla, yalnız Darwin'in haklılığı değil, gerçeğin çok gerisinde kaldığı ortaya çıkarıldı. İnsanlar yalnızca maymundan gelmekle kalmayıp, domuzlarla, tavuklarla, balıklarla da akrabalık bağları taşıyorlar. Tam otuz bir yıl önce, ilk insan cenininin resimlerini çeken İsveçli bilim adamı ve fotoğrafçı Lennart Nilsson, bulgu dünyasında yeni bir devrime imzasını atarak, son çektiği mikroskopik fotoğraflarla ana karnındaki insan ve hayvanların müthiş benzerliklerini ortaya çıkardı.
Bu fotoğrafları ben Fransız Paris Match dergisinde gördüm. Her biri, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde, biz insanların diğer hayvanlarla birlikte aynı yıldız tozlarından doğduğumuzu, ortak genetik belleğimizi işaret ediyor. Türlerimiz birbirinden ayrılmadan önce, aynı yolları izlediğimizi gösteriyor. Domuz, maymun, tavuk ve insan ceninleri, gövde organları henüz kesinleşmeden önceki gelişim döneminde, balık olduğumuz dönemlerden kalma yüzgeçleri ve süzgeçleri taşıyorlar. Ana rahminde 21. gününü tamamlayan bir domuz ceniniyle, 31. gününü tamamlayan bir insan ceninini birbirinden ayırt etmek mümkün değil.
David Lynch'in 'Eraserhead' filmini anımsatan fotoğraflardaki benzerlikler, düşündürücü ve şaşırtıcı. 6 aylık bir insan cenini parmağını emmeye başlarken, 9 günlük bir civciv kuluçkasının orta ayak tırnağını kemirmeye başladığını görüyoruz. Bilim adamları son yıllarda tavukların orta ayak tırnağıyla insanların başparmağının, aynı 'atasal' parmağın evrimleri olduğunu kanıtladılar.
Maymun ceniniyle ise her şeyi, ama her şeyi paylaşıyor insan yavrusu. Maymun ve insan, yaşamın başlangıcında, tıpkısının aynısı. Ta görünmeyen genetik yasalar, kurallarını uygulamaya ve yol ayrımını başlatıncaya kadar.
Fransa'da ilk tüp bebeği dünyaya getiren Profesör Rene Frydman, insan cenininin ilk haftalarda bir kuyruğu, perdeli parmakları ve yüzgeçleri olduğunu doğruluyor. 'Sokum uzantısı' olarak adlandırılan bu kuyruk, sürüngen olduğumuz çağlardan geliyor. Ördek ayaklarını andıran perdeli parmaklarımız ve yüzgeçlerimiz ise balık olup suda yüzdüğümüz zamanlardan. Canlılar dünyasında 'evrim'i ilk keşfeden 1792 yılında yayımladığı çalışmasıyla Fransız bir zooloji profesörü, Lamarck. Darwin ise yalnız koşullarına uyarak, evrime uğrayan canlıların yok olmaktan kurtulduklarını kanıtlayan bilim adamı.
Rene Frydman, insan neslindeki dönemecin 2.5 milyon yıl önce Homo Habilis tarafından aşıldığına işaret ediyor ve bu ilk insan atasından sonra, insan genlerinin çevre kültürüne bağlı olarak sürekli değişimi başlattığını söylüyor.
Bu durumda, Darwin'i bile hazmedemeyen bazı 'cehl-i mükap'ların, sözü edilen yaşamsal evrimde bir duraklama içine girdiklerini, hatta gerilediklerini söylemek mümkün.
Ama dünya durmuyor. Bakalım durmayan dünyadan kim kimi indirecek?