Elmasların gücü
Milliyet · 1 Nisan 2001
Marie Leczynska "Erkeklere kafasının içinde ne var diye, kadınlara ise kafasının çevresinde ne taşıyor diye bakılır!" demiş. Ve Leczynska bu bilgiçliği tasladığında Fransa Kraliçesi, 15. Louis'nin hanımı imiş. Günümüzde kraliçelerin sayısı epeyce azaldı. Ama taç sayısı arttı. Taçlar ve taşlar, her zamanki gibi güç ve iktidar sembolü. Ancak güç ve iktidar, artık aristokratların tekelinde değil. Paranın elinde. Parayı bastıran, tacı da alıyor taşı da. Dünyanın en büyük elmasları artık ya müzelik ya da en çok parası olanın malı. Ama merak parayla değil. Kişi parasız ve değerli taşlara meraklı olabilir. Bazen dünyanın en güzel elmaslarını seyretmek de bir zevktir. Hele bedavaysa.
Paris'teki Doğal Tarih Müzesinde bu hafta, olağanüstü bir "Elmas" sergisi açıldı. Üç kata yayılan serginin birinci bölümünde, yeryüzünün en büyülü cevheri elmas, özgün doğasıyla jeolojik anlamda sergileniyor. Ikinci bölümde insan uygarlıklarına damgasını vuran tarihi, kültürü ve ekonomideki yeri irdeleniyor. Müzenin bodrum katına kurulan, adeta gözlerden ırak son bölümünde ise Hindistan'dan Portekiz'e bir dizi ülkenin kraliyet hazinelerini oluşturan elmas mücevherler ve Tiffany, De Beers, Cartier, Boucheron gibi dünyaca ünlü kuyumcuların koleksiyonları...
Elmas ile pırlantayı farklı taşlar sanacak kadar konu cahili bendeniz, sergiyi gezdikten sonra allame kesildim. Meğer elmas, yalnızca bir dünya cevheri değil, uzay taşıymış. Yeryüzünde volkanların kustuğu elmas, gökyüzünden meteorit olarak da yağarmış. Volkanların "kimberlit" adı verilen derinden püskürmeleriyle toprağın üstüne çıkan elmas, örneğin Fransa'daki Orgueil köyünün tepesine 4,5 milyar yaşında ve güneş sistemi öncesinin bir göktaşı olarak inmiş! Tabii tek parça olarak değil. Göktaşının bir parçasını eriten bilimciler, içinde binlerce mikroskopik elmas bulmuşlar.
Taşın inanılmaz ömrüne karşın insanoğlu, yeryüzünde hiçbir maddenin kesemediği elması, yine kendisiyle, yani elmas tozu ve tornayla yontarak işleyebilmek için 14'üncü yüzyılın sonunda Venedik'li, Ceneviz'li ustaların tekniğini beklemiş. Bu brüt traşlama, tam ehlileştirememiş elması. Yine bildiğini okurmuş el işi yontuların ardında. Kutsal gücün sembolü vahşi elmas, 18'inci yüzyıldan öteye rakik kesimlere boyun eğince, "pırlanta" adını almış ancak...
Romalı doğa alimi Pline, Parsifal'in babası Gahmuret'in kuşandığı elmas zırhın teke kanında eridiğini anlattığı fabulayı kaleme aldığında, kuşkusuz bu fabulanın, hıristiyanlık dininde şeytanın "keçi" kılığına girmesine yol açacağını bilmiyordu. Ama 1080 - 1179 yılları arasında yaşayan Hildegarde de Bingen, hıristiyanlığın şeytana taktığı keçi boynuzlarını kesinlikle bu fabulaya bağlıyor ve şeytanın ifrit olduğu elmasa, iyi hassalar yüklüyor. Hemşire Hildegarde, "Kutsal yaratıkların incelikleri" kitabında ağza bir elmas atıp emmenin öfke ve kıskançlığı giderdiğini ileri sürüyor. Kendisinden bir yüzyıl sonra dünyamızı şenlendiren yazar Sidrac ise, sağlıklı çocuk doğurmak isteyen kadınların rahimlerine elmas sokmalarının yararlarını anlata anlata bitirememekte. Sidrac'a göre rahimdeki elmas parçası, erkeğin spermini içerde tutar ve kesin gebelik sağlarmış. Hani yani elmas ve pırlanta fazlalıklarını nerelerine takacaklarını bilmeyenler varsa, işte değişik bir çözüm. Bizden söylemesi...
Ortaçağ Avrupa'sında Tanrı ve Hz.Isa'nın güç sembolü olarak kabul edilen elmas, her zaman ve herkese iyilik yapmamış. Kimine de uğursuzluk getiriyor. Özellikle de ruhunda kötülük taşıyanlara. Örneğin gaddar Kral Cesur Charles, savaşlarda tek düğmesi 15'inci yüzyılda bilinen en büyük, 30 kıratlık elmas olan bir kaftan giyermiş. Ama elmaslı kaftan, kötü yürekli hükümdarın 1476'da İsviçreliler tarafından yenilmesini ve tüm hazinesinin talan edilmesini önlememiş. Cesur Charles, 30 kıratlık elmasın bir önceki sahibinin sonuna baksaydı, kendi geleceğini de görürdü aslında. Çünkü aynı elmas, Dük Korkusuz Jean'ın da başını, hem de satın alındıktan hemen sonra bir kanlı suikastta yemiş. Siz siz olun, elmas satın almadan önce neler yaşamış ve yaşatmış iyice bir bakın. Insanoğlu ölümlü. Ölümsüz olan elmas. Elmas demiş, sende de kalayım biraz.
