Deli ve demokrat
Radikal · 7 Nisan 2001
Eskiden Şark ve Garp, bugün Doğu ile Batı ülkeleri diye yapılan ayrım hepinizin bildiği gibi yalnız coğrafi bir farkı değil; toplumsal anlamda bir kültür, örgütlenme, uygarlık, hatta mantık ve anlayış değişikliğini de işaret eder. Zaten Doğu ve Batı gruplaşmasındaki soyut farklılıklar zinciri, coğrafi mekânda somut bir kesinlik göstermez. Örneğin Avusturalya, haritada yerkürenin güneydoğusunda gibi çizilir, ama kıtaya egemen kültür Anglosakson, yani Batı kültürüdür. Buna karşılık Güney Amerika ülkeleri dünya haritasının en Batısında gibi dururlar, uzun yüzyıllar İspanyol ve Portekiz işgalinde kalmalarına rağmen, Doğu biçemine daha yakın bir kültür yapısı gösterirler.
Bizim Güneydoğu'da yaşanan (ya da ölünen) düşük yoğunluklu bir savaşın otuz yedi yıldır sürdüğü Kolombiya da böyle bir ülkedir işte. Düzenli orduyla solcu gerillalar arasındaki çatışmaların bitmek bilmediği, her gün birinin kaçırılıp fidye karşılığı bırakıldığı ya da öldürüldüğü, resmi asker sayısı kadar özel korumanın iş tuttuğu, karmakarışık, şaşırtıcı bir yer. Yoksulların sıradağlar gibi dizilip, varsılların Everest tepeleri gibi yükseldiği Kolombiya'dan evrensel boyutta yazarlar, ressamlar, dâhiler çıktığı gibi.. çılgın politikacılar da çıkar. Örneğin başkent Bogota'nın Belediye Başkanı Antanas Mockus'un ünü, dünyayı tuttu.
Dünya bilmiyordu ama Mockus, Bogota'ya başkan seçilmeden önce de renkli bir kişilikti ülkesinde.
1993 yılında, felsefe ve mantık (!) profesörü olduğu başkent üniversitesinde gürültü yapan öğrencilerin dikkatini verdiği derse çekmek amacıyla, onlardan daha fazla bağırmak yerine; sınıfa arkasını dönüp donunu indirerek poposunu göstermişti. Mockus'un poposu öğrencileri gerçekten anında susturdu, ancak yıllardır konuşuluyor.
1995 yılında seçilen belediye başkanının ilk dâhi buluşu, 'iyi yurttaşlık' kampanyasıydı. Mockus, Bogota'nın 'super citizen'lerine mavili kırmızılı özel üniformalar giydirdi. Tabii bir numaralı yurttaş olduğundan, kendisi de aynı üniformayla çalışmaya başladı. Evsiz barksız yoksul Bogotalıları geçitlerde yayalara yardımcı olmakla görevlendirerek, yeni bir istihdam alanı açtı. Sokak gösterileriyle geçimlerini sağlayan züğürt pantomim sanatçılarını trafik ışıklarının yanına dikti, el ve kol mimikleriyle motorlu araçları kırmızıda durmalarını sağlamaya memur etti. Mockus, 1996 yılında evlendi. Katolik Kilisesi'ne olan nefretini göstermek üzere düğününü bir sirkte yaptı ve Bengal kaplanlarının bulunduğu kafese girdiği filin üstünde, eşine bağlılık yemini etti!
Ama Mockus, en görkemli etkinliğini Bogotalılara geçen ay yaşattı. 8 Mart Kadınlar Günü'nü izleyen hafta sonu, erkeklere akşam 19.30'dan öteye sokağa çıkma yasağı koyan Mockus sayesinde, Bogotalı kadınlar, sabaha kadar kadın kadına eğlendiler. Kadınlar kadınlara konserler verdi, erkeklerden boşalan itfaiye ve polis ekiplerinde 1500 kadın görev yaptı. O gece erkekler, yalnızca striptiz kulüplerinde çalıştırıldı; onlar soyundu kadın müşteriler izledi. Ama Mockus, adil bir başkan. Ertesi hafta kadınları eve hapsetti, erkekler gecesi düzenledi ve maçoların gecesini hemen, bekârların hapsolup çiftlerin sokaklara döküldüğü 'Arzu Tazeleme' gecesi izledi.
Sizin anlayacağınız, tüm yoksulluğa ve savaşa karşın, Bogotalıların canı sıkılmıyor. Türkiye'de krizin sokağa döktüğü her meslek erbabı için bir gece düzenlense, diyorum... Politikacılara sokağa çıkma yasağı kaç gün, kaç gece sürerdi acaba?