Tetikçi demokrasi
Radikal · 11 Nisan 2001
'T opkapı' filmini anımsar mısınız? Peter Ustinov, 'Topkapı' filmindeki sevimli soyguncu takımında damdan dama atlarken ödü kopan göbekli hırsızdı. Sayısız ödüllerinden bir Oscar'ı da zaten bu rolüyle almıştı. Hollywood sinemasının dev oyuncularından Ustinov'un Rus kökenli bir İngiliz olduğunu, 'sir' Ünvanı taşıdığını bilirdim de; sanatçı kimliğinin gerçek boyutlarını Avrupa kültür televizyonu ARTE'nin kendisine ayırdığı dört saatlik bir belgeselden öğrendim.
Peter Ustinov'un dedesi, meğer ünlü Bolşoy Balesi'nin kurucusuymuş. Rusya'dan Almanya'ya göçen bir aileden Alman tabiyetiyle dünyaya gelmiş, Alman basınının Londra muhabiri, gazeteci babası sayesinde İngiltere'de büyüyüp eğitim görmüş, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve 21 yaşındayken, ailesiyle birlikte 'özgürlüğü' seçip İngiliz tabiyetine geçmiş... Prens Charles'a 'honoris causa' diploması verilirken Oxford'un resmi nutukçusu olacak kadar seçkinleşmiş bir İngiliz.
Yazar, opera ve tiyatro yönetmeni, belgesel televizyoncu, aktör ve güldürü ustası Peter Ustinov, Rusça, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı anadili gibi konuşuyor, başka birkaç dili de epeyce kıvırıyor. Ustinov, seksen yaşına ve koca göbeğine karşın dünyayı dört dönüyor hâlâ. UNESCO büyükelçisi olarak yoksulluğun, savaşların kurbanı çocukları eğlendiriyor, onların daha iyi koşullarda yaşaması için çabalıyor.
Birbirinden lezzetli fıkralarla süslediği yaşamından kesitler anlatırken, 'Topkapı' filmiyle ilgili olarak ülkemize değgin garip bir tümce kurdu Ustinov ve dedi ki:
"Türkiye'deki çekim sırasında Türkçe tek bir sözcük öğrendim: Mevkufsunuz!" Ve kendisi de inanmıyormuş gibi tekrarladı: "Evet, tek bir sözcük.. mevkufsunuz, mevkufsunuz..."
Sözcüğün anlamını söylemedi. ARTE televizyonu da yorum yapmadı. Dil ustası Ustinov'un 'mevkufsunuz' kelimesini sesinden ötürü mü, rol gereği öğrendiği için mi, yoksa anlamından dolayı mı aklında tuttuğu belirtilmedi. Ama ben hüzünlendim. İnsanlık değeri, özgür düşüncenin simgesi koca Ustinov'un fil belleğinde Türkiye'de geçirdiği günler, gördüğü imgeler bir sözcüğe eşitlenmiş, indirgenmişti demek ki: Mevkufsunuz!
Genç ve ne yazık ki dilbilgileri gayrisafi milli gelir gibi daralan okurlarım için belirteyim, 'mevkufsunuz' hali, 'tutuklusunuz' demektir...
1960'lardaki mevkufluğun yerini, artık tutukluluk aldı ülkemizde.
Son aftan önce doğrusu epeyce tutuklu vardı. Salıverildiler. Şimdi her gün hem eskileri yeniden tutuklanıyor, hem de taze mevkuflar ekleniyor hapishane nüfusuna. Salıverilmeyenlerden kimileri, açlık grevinde. Tek tek ölüyorlar zaten. Ama Türkiye, gerçekten 'mevkuf'tan mı ibaret?
Bu soruya 'Hayır!' diye bağırabilmeyi isterdim. Oysa hem bağıramıyorum, hem de içimden, sessizce 'Evet!' diye haykırıyor vicdanım. Çünkü Türkiye'de kafalar mevkuf. Ayaklar ne zaman özgürce yürümeye, koşmaya kalksa, bir kafa çıkıyor: 'Mevkufsunuz, mevkuf!' diye parmak sallıyor hemen.
Esnaf hükümete karşı yürüdü ya. Yürüdü de hükümet durdu ya. Yürüye yürüye hükümeti yürütemeyeceğini görenler, hükümeti yürütebilecek tek güce sığınmışlar hemen, TOBB yetkilileri Genelkurmay'dan randevu istemiş, dertlerini sıralamışlar. Yani sivil kuvvetler, sivil hükümetle başa çıkabilmek için silahlı kuvvetlerden medet umuyorlar. TSK, geçen haftaki MGK toplantısında verilen 'Darbe yok!' mesajıyla içlere su serptiğini sanırken, kendi seçtiği sivil siyasetçilerle başa çıkamayan sivil seçmenleri düş yıkımına uğratmış meğerse!
Bakın sevgili okurlar, dünyanın hiçbir demokrat ülkesinde böyle bir olay yaşanamaz ve kabul edilemez. Dünyanın hiçbir demokrat ülkesinde, sivil kuvvetler sivil hükümeti devirmek için silahlı kuvvetlerden medet ummaz. Umarsa o sivillere sivil, rejime de demokrasi denmez!
Demokrasi gerdeğine el silahıyla girilmez.
Hiçbir hükümet sokağa dökülen halka dayanamaz. Eninde sonunda gider.
Ama kendi inmesi gereken sokağa askeri indirmeye çalışanlara, 'tetikçi demokrat' denir.
Hele hele, eski deniz kuvvetleri komutanı bir emekli oramiralin batık bir bankanın yönetim kurulu üyesi olduğu, işler karışıp ifadesine başvurulunca: "Ben bankacılıktan anlamam!" dediği ve kendisine: "Öyleyse bu bankada ne arıyordun?" diye bile sorulamadığı ülkede kim tetikçi, kim demokrat hiç belli değildir.
Hepimiz mevkufuz, evet. Kafalarımız mevkuf.