Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Genç,baş ve son

Radikal · 30 Nisan 2001

Birinci mektup:

"Bizler, 21 yaşında Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği, burslu 3. sınıf öğrencileriyiz. Hepimiz ÖYS'de Türkiye dereceleri alarak bu okula girdik. Halk tabiriyle pırlanta gibi gençleriz. Bizden bu okulda başarılı olmamız, her gün saatlerce ders çalışıp projelerin, sınavların içine gömülmemiz bekleniyor. Bizler hep böyle yaptık. Yaşıtlarımızın çoğu gezip tozarken, pek çok konuda fedakârlık gösterdik. Aslında bizce fedakârlık bile değildi. Çünkü zaman içinde her şeyi bu ülke için, ailelerimiz, bizden sonraki kuşaklar için yaptığımızı göstereceğiz. Gelecek yıl mezun oluyoruz. Ne ABD, ne Kanada, ne de Avustralya'ya gideceğiz. Burada kalacak ve bu ülke için çalışacağız. Hatta yüksek maaşlar verilmese de çalışacak ve ülkemizde bilişim altyapısını geliştirmeye, ülkemizi bilgi çağında bir adım daha öteye götürmeye çalışacağız. Çünkü bizler, Milli Eğitim kurumunun ezberlettiği Atatürk'ün doğum yılı, ölüm yılı, gittiği okul adları ile ilgilenmedik. Bizler, Atatürk'ü okuduk, devrimlerini okuduk, fedakârlıklarını okuduk, anılarını okuduk, gözlerimiz doldu zaman zaman. Onun yoldaşlarının torunları olarak ne mezun olunca yurtdışına kaçmayı, ne dışardan ülkemde olup bitenleri izlemeyi, ne de gezip eğlenmeyi içime sindirebilirim. Çünkü bu ülke bana Atatürk'ün emanetidir..."

İkinci Mektup:

"Ben ve eşim işsiziz. Ben Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde okudum, eşim ise ODTÜ Gıda Mühendisliği mezunu. Halen, eşimin ailesinin evinde yaşıyoruz. Evlilik eşyalarımız ise bir depoda kullanılmayı bekliyor. Türkiye'nin en iyi iki üniversitesinde okuyup bu duruma düşmek

neler hissettirir insana, bilebilir misiniz, bilmiyorum. Ama aylardır, Türkiye'nin başkentinde çok iyi vasıflara sahip iki genç insan, gelecek korkusuyla yaşayıp dış ülkelerden, hatta kimimizin gülüp geçtiği dış ülkelerin göçmen bürolarından gelecek yanıta bağlamış durumda umudunu.

Sizce bu ülke bizi böyle mi ödüllendirmeli? Ya da beyin göçünü böyle mi desteklemeli?"

Üçüncü mektup:

"Diyorlar ki, üniversite mezunu olup yaşları otuz civarındaki genç evlilerin ortak amacı ARTIK çocuklarını iyi yetiştirmekmiş. Demek ki üniversite mezunu aileler, ya daha önce çocuklarının iyi yetişmesini istemiyorlardı ya da kimse onlara 'Amacınız ne?' diye sormuyordu? Bence ikinci şık doğrudur. Çünkü... Nüfusun dörtte üçünü, bir çiftin en az dört üreyen ve bazen üç-beş karılı haremlerden doğan yüze yakın çocuğunun adını bile bilmeyen kafaların doldurduğu bir ülkede, bir avuç azınlık çocuğunu iyi yetiştirmek istese ne olur, istemese ne olur..."

Dördüncü mektup:

"Devletimiz üniversite gençliğinin elinden interneti, telefon faturalarını şişirerek aldı.

Ülkenin çıkış yollarını kapatıyorlar. Gençlik size ulaşamıyor artık!"

Atatürk, başında gençliğe emanet etmişti cumhuriyeti. Acaba cumhuriyetin sonunda gençlik ya da gençliğin sonunda cumhuriyet kime emanet?