Bir adam bir umut
Radikal · 4 Mayıs 2001
Bir toplumun geleceği için en tehlikeli yola girdi ülkemiz: Türkiye, seçkinlerini yiyor. Nereden ne kadar para gelirse gelsin, yarım yüzyıldır hırsızlığın birikime, kurnazlığın zekâya tercih ve demokrasinin avama, ekonominin çapulcuya teslim edildiği Türkiye'de dönmeye başlayan yamyamlık çarkı durdurulamayacak: Bu ülke, kendi kurduğu kurtlar sofrasından kendini bitirene kadar kalkmayacak. Dünyanın tüm geri kalmış toplumlarında anormal nüfus artışının safrası vasıfsız kalabalıklar, elbette ki yoğun ekonomik çöküşlerde en derin yoksulluğa sürüklenen kesimdir. Ancak, olaya insani açıdan değil de sosyal teknikler kapsamında bakıldığında, feda edilen vasıfsız kalabalıkların ülkenin geleceğine yönelik oluşturduğu tek tehlike karmaşadır. Fakat ekonomik kriz seçkinleri, yani toplumun geleceğini yönlendirmesi için yetiştirilen kadroları saf dışı bıraktığı zaman, sonuçları çok vahim olur. Kelle gitmiş, iş bitmiştir. Gerisi kuyruk darbelerinden ibarettir.
Türkiye, politikasından basınına yarım yüzyıldır popülizme prim yarışına girdi. Zaten bu ekonomik kriz, toplumun her katmanına egemen olan popülist anlayışın sonucudur. Özellikle basın sektöründe, düşünsel kalitenin GERÇEK yatırım ve yarını sağlam TEK üretim biçimi olduğunu çok az insan savundu.
Nuri Çolakoğlu, işte bu çok az sayıda kişilerden biridir. NTV televizyonunu kurduğunda kimse tutacağına inanmıyordu. Çünkü Çolakoğlu bugüne değin Türkiye'de her gün biraz daha düşen, düşürülen 'kalite'yi savunuyordu habercilikte. Bir mucize oldu, aslında iyiye de alıştırılabileceğine inanan bizler için mucize değildi tabii ve Çolakoğlu, herkesin düşecek dediği çıtayı tutturdu. Başardı. Bugün, Türkiye'nin bir değil birkaç kaliteli haber kanalı var.
Nuri Çolakoğlu; Robert College ve Siyasal Bilgiler eğitimine, yıllarca çalıştığı BBC çizgisine ihanet etmeyen ender aydınlarından biri Türkiye'nin. Bir 'Habercilik Soylusu'. Halen kanaması durmayan Türk medyasından yeni bir çocuk doğuruyor, televizyon kuruyor. Hiçbir yerden para gelmiyor henüz. Çolakoğlu, çevresine topladığı bir avuç insana kendi cebinden maaşlarını ödüyor, dünyanın dört bir yanına gönderiyor, belgesel yaptırıyor, inanılmaz bir birikim depoluyor. O bir idealist ve genelin kötüye bahse girdiği Türkiye'de, tüm varlığını 'iyi'ye yatıran özel. Beni en çok duygulandıran yanı, ülkede kaliteye inanan ve vasıfsız kalabalıklara rağmen sayıları hiç de az olmayan pırıl pırıl seçkinlerin, aydınların bir anda 'umudu' haline gelmesi Nuri Çolakoğlu'nun.
Her gün, yurtiçinde, yurtdışında kafalarını eğitmek için dirsek çürütmüş bilim adamları, yetkin gazeteciler, pırıl pırıl ve yolda bırakılmış seçkinler, kapısını aşındırıyor Çolakoğlu'nun kurmakta olduğu belgesel kanalının.
Fatih Türkmenoğlu anlattı. İnanılmaz birikimler, diplomalar, mastırlarla donatılmış bu insanlar: "Güzel bir iş yapacaksınız, inanıyor ve yardımcı olmak istiyoruz, para vermeseniz de olur, sizin için çalışırız!" diye geliyorlarmış akın akın. Türkiye'nin seçkin kadroları paraya değil, doğru adreste doğru başarıya açlar. Ve Çolakoğlu, bugünevdeğin girdiği hiçbir bahsi yitirmedi. Yeni belgesel kanalı, düzeysizliğe yatırım yapanları bir kez daha şaşırtacak. Bu satırlarla herhangi bir çıkar ya da hesap güttüğümü sananlara hemen söyleyeyim: Nuri Çolakoğlu'nu şahsen tanımıyorum ve televizyonculuk, benim ilgi alanım değil, olmadı, olmayacak. Ama Çolakoğlu'nun yarattığı televizyonun şimdiden seyircisiyim.
* * *
Sevgili okurlarım, naçiz yazarınız Simge Yayın Grubu'nun 'Siz bizi bir de sahnede görün...' tiyatro etkinliğinde kader yoldaşları ile sahne almak ve Haluk Şahin'in kaleminden iki tümcelik repliğini okumak üzere İstanbul'a geliyor. Dolayısıyla azıcık da tatil yapacak. Ancak sütununu boş bırakmayacak ve sizlere bir hafta süreyle, 'Pandispanya' anılarını sunacak.