Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Göndermek ve gönderilmek

Radikal · 16 Mayıs 2001

Kimileri isimden, kimileri cisimden soyludurlar. Hasan Arslan, cisim soylusu bir öğretmen. Çünkü merakını paylaşmak, minikleri sınırsız ve tabusuz bilgiye açmak tutkusunu hiç yitirmemiş. Ülküsü yorulmamış, inancı yaşlanmamış. Halen Almanya'da sürdürüyor mesleğini. Ama kendi çocukluğundan bir kesiti, 1956-57 yıllarında ve Adana Yumurtalık coğrafyasındaki Demirtaş Köyü İlkokulu'nda aldığı bir dersi hiç unutmuyor. Zamanla bağışladığı öğretmeni Arif Gannemoğlu, istisnasız her gün sınıftaki Kürt asıllı çocukları, yani Hasan'ı ve akrabalarını tahtaya dizer, hazır ol-rahat komutuyla sertleştirip gevşettikten sonra sorarmış: 'Söyleyin bakalım, siz Türk müsünüz, Kürt müsünüz?' Yanıtı da kendisi belletmiş zaten. Tahtaya çekilen çocuklar hep bir ağızdan bağırırlarmış: 'Kürt'üz ama öğretmenim, Türklüğümüz daha fazla!'

Önceleri çok sinirlenip sonraları gülmeyi öğrendiği bu günlük tören, Hasan Arslan'ı ne daha az Kürt, ne daha çok Türk yapmış tabii. Öğretmenlik tutkusunu engellemediği gibi ırkçılıktan uzak, cisim soylusu bir bilge insan olmasını sağlamış. Salt, gülmeyi başardığı için.

Gülmek ve güldürmek; gülünç olanı fark etmek, yani ciddiyete ters düşeni, mantığa abes kaçanı, iler tutara karşı abuk sabuğu ayırt etmek zekâsını içeren önemli bir beyin fonksiyonudur, belli bir düşünce sistemi gerektirir. Ciddiyeti bir varoluş biçemine dönüştürenler, mantığa abes kaçanı fark etmez, bilmeden gülünç olduklarını ve saçmaladıklarını da görmezler. Sizin anlayacağınız kallavi ciddi kişiler, abuk sabuk işlere daha meyillidirler.

Türkiye'nin politikacıları geniş genelinde ciddidir. En taze ciddi politikacımız ise, bildiğiniz gibi Devlet Bahçeli. Zaten MHP oldum olası ve enine boyuna ciddi bir parti. Belki de bu yüzden hekimbaşı Osman Durmuş'ların, bir harfi fazla Enis Öksüz'lerin, diken 'errrkek' Mehmet Gül'lerin nasıl birer mizah örneği olduğunu göremiyor, kafa tokuşturarak şakalaşıyorlar. Oysa hepinizin bildiği gibi kafa tokuşturmak şaka olsaydı, geyik, keçi, manda, öküz gibi hayvanların çok şakacı, mizah duygusuna sahip canlılardan sayılmaları gerekirdi. Mizah yoksunluğu, zaman zaman gülünçlüğün ta kendisine yol açar. Aşırı ciddiyet, başlı başına güldürü öğesi olabilir. Örneğin MHP, Kemal Derviş'e yönelik çıkışlarıyla beni çok eğlendiriyor.

MHP Derviş'e sorup duruyor: 'Seni kim gönderdi?' Dünya Bankası, bir ara: 'Biz gönderdik!' demişti, ama duymazlıktan geliyorlar, illaki kendisine söylete-

cekler ya, ısrarla yineliyorlar: 'Seni kim gönderdi?'

MHP'li ulaştırma bakanı (ki, adındaki bir harf fazlalığı bundan böyle BHF olarak anılacaktır) ve telekom milliyetçimiz (ki bundan böyle kısaltılmış haliyle 'telemilliyetçi' olarak anılacaktır) Enis Öksüz, baktı ki yanıt gelmiyor, soruyu biraz daha açtı ve ekonomiden sorumlu olduğuna pişman edilecek bakan Kemal Derviş'i: 'Sen buraya ABD'nin menfaatlerini kollamak için mi gönderildin?' diye sıkıştırdı.

Şöyle bir durup düşünelim, sevgili okurlar. Çünkü laf derin, soru serin, dalmadan önce tadına bakmakta yarar var. Hitabına bakılacak olursa Enis Öksüz, aylardır toplanıp ayrıştığı, halleşip tartıştığı Derviş'le sizli bizliliği geride bırakmış, senli benli olmuş, ama ABD'nin adamı mı, yoksa kendisinden daha geniş yetkilerle donatılmış bir TC bakanı mı olduğunu çıkaramamış bir türlü. MHP'liler ve telemilliyetçi BHF Enis Öksüz, bakanlar kurulu kapısında karşılaştıkları Kemal Derviş'in kimin tarafından ve hangi amaçla gönderildiğini araştırıyorlar.

Bakan olarak getiren kendileri, kararnamede imzaları var, bak bunu hatırlıyorlar, ama göndereni bilememişler, şimdi arıyorlar. Gönderenin ABD olmasından işkilleniyorlar.

Kemal Derviş, yanıt verecek olsa ne yaparlar, çok merak ediyorum doğrusu. Örneğin, 'Evet, beni ABD gönderdi. Ben gelmeseydim, sizi gönderecekti, hâlâ da gönderebilir,' dese... Muhtaç oldukları yegâne kudret ABD'den para bekleyen hükümetin ortakları, telemilliyetçi BHF ve MHP, ne yanıt verebilir ki?

'Türk'üz ama öğretmenim, Amerikalılığımız daha fazla!' diyebilirler mi acaba?