Başarı ve bedel
Radikal · 23 Mayıs 2001
Yazılarımdan hoşlanmayan kimileri, zaman
zaman 'hariçten gazel okumakla' suçlar beni.
Oysa gazel, zaten hariçten okunur. Dahilden okunan gazele, 'karın gurultusu', denir. Türkiye, hariçten gazel yerine karın gurultusu dinlemekten gelmedi mi bu hale? Bizi biz anlarız diye diye, kendi göbek çukurunu dünyanın merkezi belleyenler, elbette karın gurultusunu gazel sanırlar.
Aslında karın gurultusuyla bile güzel gazel okunabilir. Herkesin harcı değil, ama dünyada tek tük başaran var. Bunlardan biri, Nanni Moretti'dir. İki gün önce Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü
alan İtalyan sinema yönetmeni. Türkiye'de bilen bilir Moretti'yi. Ben çok severim. Nanni Moretti, sinemada bir 'tek tüfek', bir 'yalnız süvari'dir. Büyük kitlelere hitap etmez, filmleri kâh para getirir kâh getirmez, dolayısıyla Türkiye'de pek gösterilmez; çünkü ticari amaçlı sinema yapmaz, genelinde kendi göbek çukurundan, kendi mahremiyetinden yola çıkarak evrensel gerçekleri yakalayan küçük bütçeli, dar kadrolu eserlerdir Moretti'nin biçemi.
Altın Palmiye kazanan son filmi, 'Oğulun Odası'nı henüz görmedim. Ama bir önceki filminde salya sümük ağlamıştım. Oysa Nanni Moretti'nin 'Sevgili Günlük'te anlattığı akciğer kanseri, inanılmaz bir mizah şaheseri olup tümüyle belgeseldi, sonunda verdiği dersi de hiç unutmuyorum. Moretti'nin günlüğü, 1992 yılında 'geceleri' tutulduğu kaşıntı illetiyle başlar. Önce pire, tahta kurusu aranır, sonra 'ürtiker' teşhisi konur. Ama kaşıntı artarak sürer, bacaklardan kollara yayılmış ve Nanni uyuyamamaktadır. Gezmedik deri uzmanı bırakmaz İtalya'da. Merhemler ve ilaçlar
dolaplardan taşmakta, Moretti artık Fransız devrimci Marat gibi ılık su dolu banyolarda yaşamakta, tırnaklarıyla derisini soymaktadır. Bu arada çifte profesör doktorlara ödediği vizite ücretleri astronomik boyutlara ulaşmış, ABD'li uzmanlarla yazışmaktadır. Klasik tababetin derdine çare bulmasından umudu kesince,
ikinci aşamada ruh bilime, üçüncü aşamada Çin tababetine bel bağlar. Bir yandan kaşıntı psikanalizine, öte yandan Çin tedavisine başlayan Moretti'nin kaşıntısını ne onlar, ne de ötekiler kesemez ama yaşamını yine de bir akupunkturcuya borçlanır yönetmen. Bir iğne seansında Çinli uzman: "Sinyor Moretti, sizin şu öksürük pek hayra alamet değil, bir röntgen çektirseniz,"
diye uyarır. Ve röntgende, Nanni Moretti'nin akciğer kanseri olduğu ortaya çıkar!
Genç adam, kaşına kaşına ölümle boy ölçüşmek
zorunda kalınca, ilk iş kanser hakkında ne bulursa okumaya, tüm tıp kitaplarını devirmeye koyulur.
Ve bir gece yatağında kaşınırken, şöyle bir tümce okur: "Kimi akciğer kanseri vak'alarında, hastalığın kol ve bacaklarda ürtikere benzeyen kaşıntılara yol açtığı gözlemlenmiştir." Nanni Moretti, beyninden
vurulmuşa döner. Kapısını aşındırdığı onlarca doktorun hiçbiri, hayatını cehenneme çeviren kaşıntıların, aslında kanser belirtisi olduğunu anlamadığı gibi,
sonuçta bir ciğerini yitireceği ölüm kalım savaşında kendisine tam bir yıl kaybettirilmiştir!
Nanni Moretti, günlük filmini elindeki bir bardak suyu içerken: "Her sabah ilaç yerine bir bardak su için. Hem hiç zararı yok, hem de bedava..." diye bitirir.
İki gün önce ekranlarda Altın Palmiye'nin galibi olarak gülümseyen, genç görünüşlü yakışıklı adam, kendisine ödül kazandıran
'Oğulun Odası' filmini, bir kaşıntının bir ciğerini nasıl alıp götürdüğünü anlattığı 'Sevgili Günlük'ten kazandığı parayla çekti, sevgili okurlar.
Bazılarının karın gurultusu, başarının bedeli böyle olunca, gazel diye dinlemeye değer.