İslam,demo,krasi
Radikal · 2 Haziran 2001
Recep Tayyip Erdoğan, toplantı üstüne toplantı yapıyor. Parti kuracağı belli. Yasalar ne der, parti başkanı olabilir mi, yoksa 'bir bilen'likle mi idare eder bir süre, bunlar ayrıntı. Yeni partinin kuşkusuz iki adet birinci adamı olacak: R. T. Erdoğan ve Abdullah Gül. Eğer siyasal yasak işlemezse Erdoğan başkanlığa, Gül yardımcılığa oynayacak; işlerse Gül aynadaki başkan olup, Erdoğan bir süre gölgedeki lider konumunda kalacak.
Aslında Necmettin Erbakan ile Tayyip Erdoğan aynı kaderi paylaşıyor. İkisi de de yasaklı. İkisi de hırslı. Genç yasaklı hırslı olur da, ihtiyar yasaklı boş durur mu? Türkiye'de kocayanın kocadığını bilip, elinin titreği, gözünün sönmüş feri, ağaran kıllarına bakıp köşesine çekildiği görülmüş müdür ki? Nüfusun yarıdan çoğu yirmi beş yaşından genç bir toplumda, hangi ahı çoktan gitmiş, vahı bile kalmamış iktidar emeklisi, hangi sahneyi yuhalanmadan, ıslıklanmadan terk etmeyi bilmiştir ki?
Türkiye'nin sağında da bu böyledir, ortamsı solunda da.
Gençlik bollaşınca babalık azalır, eskici pazarında dedelik aranır.
Yaşlı başkanlar eski koltuğa yapışınca, gençler yeni koltuk peşine düşerler.
Dinci politikada yeni bir oluşum, naçiz yazarınızı ziyadesiyle sevindirir, sevgili okurlar. Çünkü İslami kanatta bir parti daha demek, ister istemez RP'nin bölünmesi ve iki Müslüman kuşağın çarpışması anlamına gelir ki, tarafları yeni fikirler üretmek zorunda bırakır; dinsel tabular yeni fikirleri iter, yeni fikirler dinsel tabuları kakar ve bu itiş kakışın doyumsuz manzarası benim gibi laikleri ancak neşelendirir!
Daha parti kurulmadan keyiflenmeye başladım bile. Özellikle İslamiyet'in siyasallaşma sürecinde, Erdoğan ve Gül gibi genç muhafazakârlara (çünkü yenilikçi değil, genç muhafazakârlar onlar!) bağlanan 'demokratik İslam' umutları pek eğlenceli. Hatta bu uğurda bir de siyasileşmiş dinci kalıbı hazırlandı, müşteri bekliyor: Müslüman demokrat.
Türkiye'de dini siyasete alet edenler, bir gün siyasetin dine alet olacağını düşünmüşler miydi bilmiyorum ama; 'Müslüman demokrat', mizahi açıdan hiçbir sakıncası olmayan bir kavram bence. Biliyorsunuz Müslümanlar, İslamiyet'i kabul eden gâvurlara bayılırlar. Din değiştiren yabancıların sünnet edilmesinden özel bir zevk alırlar. Eh, 'demokrasi' dediğiniz de katmerli gâvur, hem de Yunan Gâvuru bir kavram. Vururlar neşteri, ederler sünnet; olur size rejimin adı 'demokratik İslam', siyasetçinin kimliği de 'Müslüman demokrat'!
Ama işte ileri yaştaki özneyi sünnet, epeyce maharet gerektirir, büyük risk içerir. Demokrasi de oldukça erişkin bir sistem olup, girdiği yerlerde gördüğü kabule bakılırsa, sünnete elverişsiz sayılır. Bakalım Müslüman sünnetçiler, budamaya neresinden başlayacaklar. 'Demo'yu keser 'krasi'yi bırakırlarsa, bencileyin çok uygundur. Çünkü 'krasi' iktidar ya da egemenlik demektir ki, İslamiyet'le bir arada anılırsa, aslını, yani bir din rejimini pek güzel ifade eder.
Yok 'krasi' budanır ve halk demek olan 'demo(s)' kalırsa, hayra alamet bir sünnet sayılmaz, işin içinde İslamiyet olduğuna göre halkın külliyen Müslümanlığını içerir ki... O zaman İslami olmayan her düşünceye elveda diyebiliriz.
Şaka bir yana, demokrasi ile İslamiyet
gerçekten uyuşabilir mi? Pazartesi günü konu hakkında ciddi olmaya çalışacağım.