Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Al elimi,yaz Salih

Radikal · 3 Haziran 2001

Senin adını ilk kez, bir Paris sabahı avluya doğan çekingen güneşi içeri almayan ve kibirli derbederliğini kendi ışılına hapseden bir bahçe katında duymuştum. Bizim Kasaboğlu'nun eviydi. Saat dörttü, gözlerimiz uykusuz ve kafalar dumanlı.

Işıl: "Tam/kan gövdeyi götürüyormuşken/sefer istiyorum./Ümit sizi ne ilgilendirir kerata çocuklar/gezi sizi ne ilgilendirir./Tam sefere çıkıyormuşken/şehir sizi ne ilgilendirir./Kan gövdeyi ne ilgilendirir/tam ben ölüyormuşken..." demişti. Sonra sormuştu: "Bu adamı tanıyor musun?" Tanımıyordum. Saat beş olmuştu. Sana telefon etti. İlk çalışta açtın, Salih. Her an sefere hazırlıklıydın, belli. Seni tanımadan sesini tanıdım. Dost olduk, arkadaş olduk, sevgilimle kavgalarımı ayırdın. Kol kanat gerdin seferdaşın Daniel'e. Seni seviyorum Salih. O güzel kafana duyduğum hayranlığa, bil ki biraz da kıskançlık karışık. En çok da Işıl'a ve Kendini Bilmez Sır Arkadaşlarına Hayret ve Hasetle yazdığına:

"Sesinde duyduğum o tıkanmış hamd'olsun deyiş

Gel, gel canımın içi, gözümün nuru deyiş

o sabır hamleleri yapışın her saat başı

tanrım, tanrım demelerin sanki balıktan yeni dönmüş acemi Lazlar mesafe koyuşların, camiden yapılan yayın Dicle'nin o hazan balıkları cümbür cemaat Mehmet'in hikâyeleri,

Işıl'ın tiyatro piyesleri o göz süzüşler döpiyeslerle ulu tanrım sabahların bir türlü olamayışları Şiirin sonunu unutuşlar.

Cuma vakti ne fezlekeydi."

Dün bir mektup aldım, kardeşin Sedef'ten, Salih. Üç güzel kitap çıktı içinden. 'Sefer Şiirleri'ni, 'Neremdesin Beni Üzenler'ini,

'İhtimalen'ini, OM yayımlamış. Anlaşılan yine kanamışsın. Sen istediğin kadar:

"Sefere doğru mu diye sorsaydılar/yine anlardım da/suya mı dediler/Ben bahriye miyim" diye sor, yine binmişsin gemilerine. Sen istediğin kadar:

"Hep iki kilise sevdim./Biri/İkinci derecede tarihi/öbürü bir imansız tapınak"... Vurmuşsun yelkeni yine Atlantis peşine. Sen istediğin

kadar: "Yazılıtaş!/Başıma bela olma/Aşkımın/Türk tarihinden hafifçe az belalı/olmasını istemişimdir/mahsus," diye diren, kırmışın yine dümeni geçmiş denizlere gömülü bir yazılıtaşa, belli.

Ama en güzeli Salih Ecer, senin haberin henüz yok, ama sen artık yaşayan dünyanın en iyi sekiz şairinden birisin! 20 Haziran'da Paris George Pompidou Kültür Merkezi'nde, yeryüzünden hece cımbızıyla seçilen sekiz şairin arasında yankılanacak adın, okunacak dizelerin. Paris'teki müridlerin en vurucu şiirlerini bir kitapta topladılar ve 'Sümerlerin Sonuncu Dili Yılancaydı' diye yayımladılar Fransızca. Seni çevirebilmek için en bilge şairler, birbirlerini sevmeyenler bile bir araya geldiler, günlerce çalıştılar. Önsözünü Claude Esteban yazdı, yerlere göklere koyamadı özünle sözünü. Fransa ayakta alkışlıyor seni, arkadaşım! Seferden dön artık, dinlen biraz, tadını çıkar hasadın. Ektiğin şiirler, meyveye durdu. Al elimi, yaz Salih. Yeter ki yaz. Elim sende kalsın.