Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Sigara’nın dumanı

Radikal · 9 Haziran 2001

Bir zamanlar Britanya İmparatorluğu'nun

bir parçası, hem de büyük bir parçası olan Hindistan'da, İngiliz sömürgeciliğine karşı ilk ayaklanma 1857 yılı Mayıs ayında, Meerut kentinde yaşanmıştır.

İngiliz komutasındaki Hintli Sipahi birliklerinde başlayan ayaklanma kısa sürede yayılmış ve tarihe Bengal Ordusu isyanı olarak geçmiştir. Bağımsızlık ateşini yakan ilk kıvılcımın öyküsü, yani Hintli Sipahi birliklerinin ayaklanma nedeni ise hayli ilginçtir:

İngilizler, Meerut Garnizonu askerlerine yeni silahlar dağıtırlar. Gıcır gıcır Lee Enfield tüfekleri. Sıra, fişeklik dağıtımına gelir ve ayaklanma başlar. Çünkü İngiliz aklı, paslanmasın ya da namluya kolay sürülsün diye herhalde, fişeklikteki kurşunları domuz ve sığır yağına bulamıştır. Yıllarca ve yıllarca İngiliz komutasına boyun eğen ve Britanya İmparatorluğu için kanını dökmeye çekinmeyen Hintli askerler, yağlı kurşunlara el sürünce, kırmızı görmüş boğaya dönerler. Müslüman Hintliler, "Vay bana murdar domuzun yağını dokundurana!" Hindular, "Vay haline kutsal öküzümün yağına dokunana!" diye bir güzel doğrarlar

İngilizleri. Sizin anlayacağınız Hindistan'da İngiliz hegemonyasına karşı toplumsal birliği, kutsal öküz ve murdar

domuz koalisyonu sağlamıştır. Sömürülmeye tahammül eden Hintliler, hakarete uğrayınca ölümü göze almış ve bağımsızlıkları için savaşmaya başlamışlardır.

İnsanların ölüm fikrini benimsemesi, kabullenmesi kolay değil. Hele hele öleceğini bile bile ölümcül bir işe kalkışması iyice zordur. Ancak en güç olanı, keyif veren bir işin sonunda ölümün beklediğine inanmak. Örneğin alkol ve tütün bağımlılığı gibi.

Ayyaşın biri kocaman bir duvar afişinin önünde durmuş, sallana sallana okumuş:

"Alkol yavaş yavaş öldürür!" Ayyaş omuzlarını silkmiş: "Olsun. Benim acelem yok ki..."

Alkolün öldürdüğünü zaten biliyorduk, son yıllarda sigaranın da öldürdüğünü öğrendik,

sevgili okurlar. Sigara, adam öldürmek için

kanser silahını kullanıyormuş. Tıp, henüz sigara içmeden kanser olup ölenlerin niçin öldüklerini açıklayamıyor. Kimi sigara ve puro tiryakilerinin, örneğin Winston Churchill'in niçin çok uzun yaşadığını ya da Compay Secundo'nun doksan yaşını tüttüre tüttüre konserler verdiğini de açıklayamıyor ama... Olsun. Acelemiz yok. Elimizde sigara, bekliyoruz.

Bekliyoruz da, her gün her yerden bir ses, bir yazı sürekli anımsatıyor: Sigara kanser yapar! Sigara zehirdir! Sigara öldürür! Tamam anladık da, sigaradan mı öleceğiz korkudan mı, orası meçhul. Her sigarayı, ölüm korkusuyla tellendirir olduk. Derken geçenlerde, bir belgesel seyrettim televizyonda. ABD'nin güneyinde, binlerce dönüme yayılan bir sığırkent. Besi hayvanları, hücrelerde doğuyor, fazla et tutsunlar diye hiç yürütülmeden, devamlı yesinler diye sürekli ışık yakılan hücrelerde büyütülüyor, hormon, antibiyotik ve kas yapıcı amfitaminli yemlerle besleniyor, aynı mezbaha kentte kesiliyor, parçalanıyor, parçalanan etler bozulmasın diye ilaçlanıyor ve paketlenmiş halde dağıtılıyor perakendecilere. Belgeseli gösteren televizyon, bir araştırma sonucunu açıkladı: Son on yılda bu mezbaha kentte çalışan insanların %20'si kanser olmuş. Kiminin kanseri çalışırken ortaya çıkmış, kimisi ayrıldıktan sonra ölmüş. Bu sığır etinin durumu. Bir de dünyanın her yerinde

benzer tavuk çiftlikleri var ki... Tavuklar doğdukları günden kesilecekleri güne değin suni ışık altında ve ayakta durdurulmakla

kalmayıp, butlar daha çok satıyor, ağır

çeksin diye durdukları zemin ısıtılıyor; hayvan bir ayağı yanınca ötekini, öteki yanınca berikini kaldırmak suretiyle

'jimnastik' yapa yapa but geliştiriyor! Ve bu acı enzimi dolu ete sağlıklı diyorlar.

Dalyan balıklarına verilen ve kokmuş leşten, çöplerden yapılan iğrenç yemler, hatta kanalizasyon artıkları...İnanılmaz kimyasal karışımlarla uzun ömürlü hale getirilen,

kimyasal gübreli, ilaçlı sebzeler, meyveler... Kirlenen sular, ölen denizler, zehirlenen göller... ABD'de, Avrupa'da, her yerde...

Sigara öldürüyor, evet. Ama gerçekten

sigara mı yapıyor bunca kanseri? Emin misiniz? Kutsal sığır ile murdar domuz yağı birleşmediği sürece, inanırız.