İzafi cinsellik
Radikal · 10 Haziran 2001
Hz. Musa, 'Aslolan kanun' der biliyorsunuz. Hz. İsa, 'Aslolan sevgi' diye duygulandırır
azıcık. Marx, 'Aslolan para!' diye düzeltir. Freud, 'Aslolan cinsellik!' ısrarındadır. Einstein gelir, 'Aslolan izafi!' deyip çıkar işin içinden. Ve soyut ve somut zaman, Einstein'a hak verir: Yasa izafidir. Sevgi,
izafi. Para izafi. Cinsellik izafi.
Bizim Jül Sezar diye andığımız Caius Julius Caesar'ın cinselliği de epeyce izafiydi. Zamanımızda 'biseksüel' denilen erkeklerdendi. Resmen, Roma soylusu güzel Cornelia ile evliydi. Gayriresmi olarak da sürü sepet 'içoğlanı' vardı ve bu durum, Kleopatra ile dillere destan bir aşk yaşamasına engel olmadı.
Jül Sezar, fetih seferlerine birkaç
'giton'u, yani içoğlanı da götürürdü. İ.Ö. 49 ile 45 yılları arasında çıkan iç savaşta da, karargâhında salt kendi hizmetine bakan içoğlanları vardı. 49'da Roma üstüne yürümeye başlayan Sezar'ın, ordusuyla birlikte sürekli dövüştüğü bu yıllarda işler her gün yolunda gitmiyor, her gün bir zafer kazanılmıyordu tabii. Bazen sabahtan akşama cenk ediyorlar, bazen günlerce yerinden kıpırdamıyordu ordu. Sezar da sabahları taktik maktik, savaşçılık mesleğini icra ediyor; geceleri de içoğlanlarıyla gönül eğlendiriyordu. Öyle eğleniyordu ki, çadırından epeyce ses çıkıyor, başta Sezar'ın özel muhafızları hemen tüm ordu başkomutanlarının alıp verdiği zevk çığlıklarını dinliyordu sabahlara kadar.
Sezar'ın sefahat âlemleri, savaşıp beklemek, bekleyip savaşmaktan yorgun ve evlerinden uzak düşen askerlerin homurdanmasına yol açtı. Bir ara, ordu günlerden beri yerinden kıpırdamamış, Sezar da geceleri gemi azıya almıştı iyice. Komutanlar bile hoşnut değildiler durumdan. Kendilerine hükmeden,
emir veren 'erkeğin', özel yaşamında bir içoğlanının altına yatmasını içlerine sindirememeye başlamışlardı. Bir sabah Jül Sezar, çadırından çıktığında muhafızların kendisine aşağılayarak, gülerek baktıklarını fark etti. Anlamıştı. Komutanlarına emir verdi, ordu toplandı ve yürüyüşe geçildi. Kendisi atının üzerinde en başta gidiyordu. Bir süre yol alındı ve bir uçurumun kenarına gelindi. Sezar elini kaldırdı, ordu durdu. Muhafız birliğinin tüm atlılarına uçurumun kenarına dizilmelerini emretti Sezar. Dizildiler. Kendisi arkalarına geçti ve her on muhafızdan birini, kendi atıyla iterek uçuruma sürdü! Kimsenin gıkı çıkmıyordu. Gerek komutanlar, gerekse askerler, donup kalmıştı yerlerinde. Her on kişiden biri atıyla uçurumu boylayan muhafız birliği ise, taş gibi, piyangonun kime çıkacağını bekliyordu. Muamele bittikten sonra, komutanlarına ve ordusuna yüzünü dönen Sezar, 'İleri!' emrini verdi. Hiçbir açıklama yapmamıştı. Yapmazdı, yapamazdı. Gerek var mıydı? O Sezar'dı; geceleri isterse bir içoğlanının altına yatar, ama gündüzleri emirleri o verirdi. Öl dediği yerde ölünecek muzaffer komutandı, nokta.
Acaba diyorum, halen Tarkan'ın cinsel yaşamındaki tercihiyle uğraşan; ÖZEL HAYAT HIRSIZI, yeteneksiz, başarısız ve bayağı salaklar; örneğin IV. Murat'ın ya da Jül Sezar'ın ordusunda asker olup 'parlak oğlan' görünümüyle hoşa gitseler... Bir gece: 'Şadırvana gel!' ya da 'Çadıra gel!' emrini alsalar... Ne yaparlardı?
IV. Murat'ı ve Sezar'ı geçmişe bırakın. Bu 'errrkek' adamlar, halen emir ve maaş aldıkları merciilerin izafi cinsellikleri konusunda ne konuşabiliyorlar?