Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Bir namusun tasfiyesi

Radikal · 11 Haziran 2001

Haluk Sezgin, İstanbul Boğazı'nı görünce içi kalkan ve kallavi erkeklik aleti yoksunluklarını oraya buraya beton heyulalar dikerek gidermeye çalışanlara karşı mücadele ettiği için; Boğaziçi ve Adalar'dan sorumlu 3 Numaralı Koruma Kurulu Başkanlığı görevinden apar topar alındı geçenlerde. Çünkü: Haluk Sezgin, İstanbul Boğazı'nın sözümona trafiğini denetleyecek olan, aslında hiçbir işe yaramayacak beton kulelerin yapımına karşı çıkmış ve konu basına yansımıştı. Çünkü: Haluk Sezgin, Kız Kulesi'nin çok dişli 'al-buyur-yap'çısı, otelci Ahmet Hamoğlu'nun cazip tekliflerine ve Kültür Bakanlığının şifahi ricalarına rağmen, kebapçı dükkânına dönüşmemesi için direnip, 'işi' YALNIZCA geciktirmişti. Nitekim Kız Kulesi, bakanlığın ÖZEL olarak atadığı mümtaz kurul üyeleri sayesinde, yüzyıllarca koruduğu bekâretini yitirdi...

Haluk Sezgin, tarihi Muhsinzade Yalısı yasalara uygun biçimde 'butik otel' olarak restore edilirken; sahilde bazı arsalara sahip olan TAHSİN KAYA, Boğaziçi Yasası çıkmadan onaylattığı heyula bir otel projesini de araya sıkıştırmak üzere bakanlığı devreye sokup ricacı olunca, talebi reddetti.

Haluk Sezgin, Emirgan'da T.C. Ziraat Bankası'na ait bir restorasyon inşaatı sürerken, ANAP İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'dan: "O inşaat yasadışı imiş. Çok güvendiğim (!)

arkadaşım ETİ Bisküvileri fabrikası sahibi söyledi. hemen durdurun!" diye bir faks aldı ve Akarcalı'ya şu cevabı yazdı: "Yapılan restorasyon yasaldır. Sizin direktifiniz ile durdurulamaz. Şikâyetiniz varsa, bakanlığa yapınız!" Tabii Akarcalı da Sezgin'i, Kültür Bakanı İstemihan Talay'a şikâyet etti. Oysa ETİ Bisküvileri sahibinin, Akarcalı'nın seçiminde de epeyce 'manevi' yardımı ve milletvekilinin de kendisine 'manevi' borcu vardı. Zaten Haluk Sezgin'in çıkışı bir işe yaramadı. YASAL restorasyon durdu. Ziraat Bankası'nın inşaatı çürüyor.

Haluk Sezgin, Bedrettin Dalan'ın 'doğal

sit alanı' içinde ruhsatsız ve kaçak inşa edilen "İstek' vakfı okullarının, zaman zaman ve düzenli aralıklarla 'istediği'; sanki binalar henüz yapılmamış, sanki doğal sit alanı boş araziymiş gibi gösterdiği inşaat izinlerine (!) de geçit

vermedi. Hatta bir gün kendini tutamayıp,

kurul toplantısında: "Bayanlar baylar, burası Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, karapara aklama yeri değil!" diye de haykırdı.

Haluk Sezgin, ne yazık ki, Sarıyer'de kaçak ve ruhsatsız başlatılmış, çoğu da zaten bitirilmiş, bildiğiniz gibi çok çalışarak

'gazetecilikten milyarder olmayı başaran' bazı mutena basın emekçilerinin (!) BASIN villalarına da karşı çıktı. Çengelköy sırtlarında Sultan Vahdettin'in köşkü çevresine turistik tesis adı altında yapılmak istenen 'villa tesisleri' projesine de itiraz etti. Yetmez mi? Haluk Sezgin'in tasfiyesi tabii ki elzemdi. Ve kendisinden sonra oluşturulan kurulun ilk işi ne oldu biliyor musunuz? Kurulun yeni başkanı ve bakanlık tarafından salt iki kurul toplantısı için özel olarak tayin edilen bir 'seyyar' üye; Tarabya sırtlarında, belediye tarafından hayvanat bahçesi

olarak ayrılan ve yoğun ve yetişmiş ağaçlık

alana: bir yoğun ve yüksek binalar kompleksi yapımını onayladı! Tek celsede alınan karar, hem de iki üyenin yokluğunda çıkartıldı.

Kültür Bakanlığı'nın Boğaziçi'nin kültür ve tabiat varlıklarını talan etmekte gösterdiği hırslı, sebatlı ve kararlı performansı kutluyor, kendilerine betondan dökülmüş heyula tabutlar diliyoruz. Çünkü ağaçtan tabutları hak etmiyorlar.

Haluk Sezgin'e ise, umutsuz bir direnişin gazisi olarak uzun ömürler.