Hayranlıktan düşmanlığa
Radikal · 24 Haziran 2001
Aşağıdaki alıntılar, 1985 yılında PEN kulübü adına Harold Pinter'le birlikte Türkiye'ye gelen Arthur Miller'in, The Nation dergisinde yayımlanan ve ülkemiz hakkındaki izlenimlerini içeren uzun makalesinden yapılmıştır:
"...Mrs. Nazlı Ilıcak da hükümetin söz konusu akademik politikasına destek verenlerden biri. Tercüman gazetesi sahibinin eşi ve haftada iki kez yazdığı köşesi geniş bir kitle tarafından okunuyor. O da tutuklanmış ve gazetesi kapatılmış. Fakat kendisi, ülkenin sola kaymamasından memnun. Orduyu kınamak yerine, ısrarla terörizmin ülkeyi iflasın eşiğine getirdiğini
anlatıyor, üniversitelerdeki 'anarşi yuvaları'nın darbeden önceki bağımsızlık istemlerine demokratik aydınların genelinde lakayt kaldığından şikâyet ediyor. Mrs. Ilıcak'ın her alanda gösterdiği parlak örnekler hep Amerikan modeli. Hatta, üniversiteler ve kolejler üzerinde yeni kurulan merkezi denetim sisteminin (YÖK) bile doğrudan Amerikan sisteminden esinlendiğini söylüyor. Kendisine bunun doğru olmadığını belirttiğimde, bana pek de inandırıcı olamayan bir kesinlikle bu (YÖK) sistem sayesinde üniversitelere bir çekidüzen verileceğini temin etti. Ben, ABD'de tüm üniversiteleri denetleyen merkezi bir sistem yok, diye ısrar ettiğimde, omuzlarını silkmekle yetindi. Kuşkusuz yalan söylemiyordu, ama kendi fikirlerinin doğruluğuna kendisini inandırabilmek için mutlaka konuyla ilgili bir Amerikan referansına ihtiyaç duyduğu açıktı. Türkiye'de bu sistemi (YÖK) savunan hemen herkes, nedense başka ülkelerde üniversitelerin de ortaokul ve liseler gibi bağımsızlıktan yoksun, özellikle de müfredat anlamında tek elden yönetildiğini sanıyorlar.
Mrs. Ilıcak yalnızca açık konuşmasıyla dikkate değer. Düşünceleriyle kamuoyunun önemli bir bölümünü temsil etmesi muhtemel, ama kamuoyunun bu bölümü, tümüyle özgür muhakemeden yoksun, ideolojik karmaşasıyla da önemli ve Mrs. Ilıcak'ın söz konusu özgür muhakeme yoksunluğu ve ideolojik karmaşaya getirecek çözümü yok. Bu tür insanların aklına, terörizmin aslında zayıf olan geri dönüş tehlikesini engellemeye çalışmak yerine; ulusal gündem sorusunun, belki de ülkedeki demokratik güçleri desteklemek olabileceği gelmiyor. Oysa ordu sokağa indiği zaman, insanların aklına da girer ve gerek sokaktan, gerek akıllardan çıkması zordur. Mrs. Ilıcak, bu ülkenin (Türkiye'nin)
ruhunu temsil eden ve saygı gören ordu aracılığıyla, ABD ile özdeşleşmekte hiçbir sakınca görmemiş. Ülkedeki gelişmelerin antidemokratik ve baskıcı olduğunu inkâr etmiyor. Ama sıkışınca hep terörizme geri dönüyor ve Pandora'nın kutusunu ilk açanın terörizm ve her şeyden sorumlu olarak terörizmi gösteriyor. Yine kamuoyunda büyük bir kesimin kanısını yansıttığı belli: Bu insanlar demokrasiyi reddetmiyor, ama gerçekleşmesi için de hiçbir çaba göstermiyorlar. Kuramda askeri rejimi tutmasalar bile, askeri rejimin uygulamada sergilediği istikrar ve süreklilik, onlara güven veriyor..."
Sevgili okurlar, gördüğünüz gibi en büyük, en acımasız ve en dürüst öğretmen: TARİH. Ve tarihin Nazlı Ilıcak'a verdiği ve bizim de almamız gereken ders, henüz bitmedi. Yarın, yargılanacağı 11 davanın içerisinde
'devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif' davası da olan parlak bir kadın yazarın, Nazlı Ilıcak'ın, 'rejimi' savunduğu ünlü İngiliz yazarı Harold Pinter'den işittiği azarı, yine Arthur Miller'in özgün ve saygın kaleminden aktaracağım.