Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

İki adam bir dişi cüdam (2)

Radikal · 25 Haziran 2001

Arthur Miller ve Harold Pinter, 1985 yılında Türkiye'ye 'durumu' yerinde görmek için gelmişlerdi. O yıllarda, pek çok fikir suçlusu hapislerde çürüyor ve dışardakilerin ağzına gem vurulmuş, en korkuncu da iktidar, bugün meyvelerini veren Anayasa, YÖK gibi 'fikirsiz' toplum programlarını devreye sokuyordu. Dünyaca ünlü, ikisi de karun kadar varsıl ve düşünce özgürlüğünden gayri kimseye eyvallahı olmayan iki sanatçı, Türkiye'de pek çok yazar, bilim adamı ve sendikacıyla görüştüler. Arthur Miller, ABD dönüşü ülkemizle ilgili küçük kitap sayılacak bir makale yayımladı The Nation'da. Dün alıntılar yaptığım makale öylesine uzun ve Miller'ın dili öylesine edebi zengin ki, elbette benim çevirim kuru kısa, ama kesinlikle metnin aslına sadık kalıyor; yansıtamadığım ustalığı bağışlayın. Makalenin bugün özetlediğim bölümünde Miller, gezinin sonunda bir de 'Amerikan görüşünü' almak istediklerini anlatır. Her iki yazar da, 1980 darbesi ve sonrasında Türkiye'de esen rüzgârı epeyce ABD'nin üflediğine inanmaktadır. Amerikan büyükelçisi Robert Strauzs-Hupe, Arthur Miller onuruna bir yemek verir. Pinter ve Miller yemeğe gittiklerinde, yaklaşık kırk kişilik koca bir davetle karşılaşırlar. Nazlı Ilıcak da davetliler arasındadır. Sofrada, Miller onur konuğu olarak büyükelçinin karşısına oturtulur. Pinter da kendisiyle aynı sıradadır, ama yan yana getirilmezler, aralarında epeyce mesafe vardır. Arthur Miller bir ara, Harold Pinter'ın karşısında oturan Mrs. Nazlı Ilıcak ve Amerikan parlamenter heyet başkanı Mr.Trinka ile sert bir tartışmaya girdiğini fark eder. Mr. Trinka, "Bu sizin fikriniz. Biz işin içindeyiz, siz ise olup bitenin yalnızca bir bölümünü görebiliyorsunuz..." gibi bir şeyler söylemekte, Nazlı Ilıcak da benzeri sözlerle Amerikan heyet başkanını desteklemektedir. Pinter, yanında oturanları dinlemek nezaketinden, masanın öbür ucunda olanları tam olarak duyamaz ama, ansızın Harold Pinter'ın İngiliz aksanlı bariton sesi en yüksek perdeden düşer sofraya. Ve tiyatro ustası, tüm masaya duyurduğu korkunç bir öfkeyle, karşısında oturan Nazlı Ilıcak'a: "Bu bir hakarettir, hakaret olarak söylenmiştir ve ben bu hakareti gerisin geriye, suratınıza çarpıyorum!" diye haykırır. Arthur Miller: "Sonradan öğrendiğime göre kadın (Nazlı Ilıcak), Pinter'a, Türkler günün gerçekleriyle yüz yüze kalıp yaşamak zorundayken, kendisinin geldiği yere dönüp kuşkusuz bütün bunları kâr amaçlı bir piyes yazarak değerlendireceğini söylemiş. Yani Pinter'ın Türkiye'e gelişinin ardında bir çıkar hesabı olduğunu ima etmiş. (Azarlanınca) Permalı sarı saçların çevrelediği yuvarlak ablak yüzü, kıpkırmızı kesildi..." diye anlatıyor. Bu sahnenin tanıklarından biri de, davetliler arasında yer alan Erdal İnönü'dür,

sevgili okurlar.

Arthur Miller ve Harold Pinter, o gece ABD Büyükelçiliğini 'terk ederler'. Çünkü yemekten sonra büyükelçi Pinter'ın yanına yaklaşır ve kendisine, herkes her şey hakkında farklı görüş sahibi olabilir, deyince Pinter: "Hayalarınıza elektrik akımı verilirse olamazsınız!" karşılığını verir. Robert Strauzs-Hupe, "Sir, evimde konuk olduğunuzu unutmayın!" diye bağırınca kovulduğuna hükmeder ve Miller da onunla birlikte çıkar tabii. İki ahbap çavuş, bütün olanların çok eğlendirdiği Fransız büyükelçisinin davetini kabulle, geceyi Fransa rezidansında bitirirler!

Gün gelir devran döner sevgili okurlar, bir zamanlar ABD'nin korumasında olup baskı rejimlerine arka çıkanlar, mevlit şekeriyle tatlandırılmış demokrasi şerbeti içince, mide fesadına uğrayabilirler.