Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Çevrenin çevresi kötü!

Radikal · 27 Haziran 2001

Benim doğup büyüdüğüm evde politika, rakı mezesiydi. 'Kerahat vakti' sofra kurulur ve misafirin hiç eksik olmadığı geceler boyu politika konuşulurdu. Bugün düşünüyorum da, söz konusu sohbetlerden aklımda kala kala 'etraf meselesi' kalmış, sevgili okurlar. Örneğin İsmet İnönü'nün yanlış bir kararı mı tartışılıyor? İnönü yandaşları hemen: 'İnönü iyi de, etrafı kötü...' derlerdi. Menderes mi eleştirilecek? Adamı yalnız bıraksalar, belki iyi şeyler yapacaktı da, etraf bırakmazdı hep. Onun da etrafı kötüydü nedense. Yıllar geçti, etraf meselesi değişmedi. Umut diye sarılınan her yeni politikacı yılan çıktığında, bahane hazırdı, yalnızca sözcük öztürkçeleşmişti: 'Adam iyi de, çevresi kötü!'

Aklımı başıma devşirdiğim yıllarda, birbirini izleyip birbirinden beter işler yapan politikacılara gösterilen çevresel mazereti, elbette güdük buluyordum artık. Yakın zamanda Fransız Dışişleri Bakanlığı'nın 1950-61 arşivleri elime geçti. Fransız büyükelçilerinin Ankara'dan Paris'e geçtikleri raporları okurken bir de ne göreyim? Meğer Fransız elçiler bile en azından o dönemde, Menderes için 'çevresi kötü' diye düşünüyorlarmış!

Bugün bakıyorum da, halen iktidar ve muhalefetteki tüm parti liderleri içinde gerçekten ve ilaç için, 'iyi' çevrelenmiş tek bir lider yok. Kendisi iyi çevresi kötü var, kendisi kötü çevresi kötü var, ama hem kendisi hem çevresi iyi olan, nanay...

Acaba diyorum, bu liderler mi çevreyi çevreledi, yoksa çevre mi liderleri çerçeveledi? Her şeyden önce çevre nedir? İzlediğimiz kadarıyla yakın çevre, ihaleciler, batıkçılar, soygunculardan ibaretmiş. Orta çevrede, her partinin Meclis'teki malum milletvekilleri. Uzak çevrede, seçmen kitlesi.

Peki bu çevreler bunca zamandır, yani altmış yıldan beri niçin aşılamadı? Neden iyileşmedi? Niye beterin beteri oldular?

İşte partiler, işte liderleri. İşte Meclis, işte seçenler. Kim kimin içinden çıkarsa çıksın, haticeyle netice pek uyumlu, birbirlerine yakışıyorlar ve sonuç... Sonuç, gördük, bildik ve çektikleriniz. Sonuç, kapağı ABD'ye atıp bu çevreden kurtulmak isteyen 1.5 milyon Green Card adayı. Sonuç, havadan karadan denizden gizlice Avrupa'ya kaçmak için donuna varıncaya kadar satanlar, TC kimliğini yakanlar. Sonuç, soygun, vurgun, kriz, işsizlik, IMF.

Sonuç, mor akan, zehir akan Menderes nehri. 'İyi' diye kurulan fabrikalar, nehirleri, ovaları, gölleri, denizi katletti. Sonuç, Mersin'deki Kromsan çirkefi. Ölen caretta caretta'lar. Sonuç, efendim Çevre Bakanlığının denetim heyeti Kromsan'a gitmişmiş de, denizkaplumbağalarının neden öldüğünü İYİCE anlayabilmek için ÜÇ YIL araştırmaları gerekiyormuş! Ve Çevre Bakanlığı'nın çevresi kötü denetimcilerinin bu açıklamasını okurken, gülmüyor bile TV spikeri. Üç yıl sonra öldürülecek denizkaplumbağası ve körfez kalmayınca, Kromsan'ın çirkefi rahat akacak tabii. Doğal çevre hızla kirlenirken, çevresi kötü politikacılar, gelecek yıllarda Türkiye'yi turizm geliri kurtaracak diyorlar. Denizler iyice pislenince, kıyı yağması bitince, ormanlar bir güzel yakılıp göller çölleşince, hatta Yatağan santralı gibi yatırımlar aracılığıyla bir miktar da yerli nüfus öldürülürse, turistler koşa koşa gelirler tabii. Niye gelmesinler? Ağaç gölgesi bitince beton gölgesi satarız. Ağır metal zehirlenmesi, alerji turizmine yatırım yapar; akciğer, karaciğer, mide, dalak ve bağırsaklar için özel kanser turları tertipleriz.

Sonuç: Türkiye iyi de, çevresi kötü be kardeşlerim.