Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Vicdan kundakçıları

Radikal · 4 Temmuz 2001

"Bağırsam neye yarar nasılsa duymazlar

Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm

İçimde cesetler ve daha ölmemişler var"

METİN ALTIOK

***

Her yıl temmuz ayı, hiç sönmeyen ve sönmeyecek bir yangını körükler Zeynep'in yüreğinde. Çünkü Zeynep ateşin yaktığını, suyun söndürmediğini sekiz yıl önce bugün öğrenmiş, babası Metin Altıok'u bugün kurban vermiştir alevlere. "Ben her yıl en çok 2 Temmuz günü yalnızlığımdan sıkılırım. En yakın insanlar bile uzak gelir. Acımı yaşamaktan çekinirim, bir telefon isterim çalsın. Her yıl, yazılmamış yazıları

ararım gazetelerde, hiç değilse bir yazı için yüzümü kızartır, yardım isterim eşimden dostumdan," der Zeynep içi yana yana.

Bir değil iki Zeynep'in yüreği yanar, 2 Temmuz'larda. Metin Altıok'un Zeynep'i artık genç bir kadın. Erdal Ayrancı'nın Zeynep'i henüz on ikinci baharında yakar, temmuz sıcakları. Onun da babası Sivas'ta; kara sakallı mürteci kuduzların cayır cayır yaktığı OTUZ YEDİ İNSAN'dan biridir. Otuz yedi insanın ardından köz kesilen bir o kadar eş yürek, sevgili ve binlerce dostun gözleri sekiz yıldır her 2 Temmuz'da kanar da kanar, katliam yangınını söndürmeyen sulara inat.

Sekiz yıl önce bugün, Sivas'ta bir kültür şenliği için toplanan yazarlar ve şairler, kaldıkları oteli basıp kendilerini linç etmek isteyen 'din canavarları' tarafından yakıldılar. Polis parmağını kımıldatmadı önce, itfaiye gelmedi, neden sonra asker yetişti ve o gün, Türkiye'de şeriat kundakçıları özgür vicdanı, özgür düşünceyi, bilgiyi, sanatı, insanlık onurunu, demokrasiyi ve laik devleti yaktılar! Böyle bir katliam, toplumsal vicdan taşıyan bir ülkede yaşansa, her yıl basında anılır, suç bir kez daha suçluların yüzüne vurulur ve yeni kuşakların hiç UNUTMAMASI sağlanırdı. Çünkü unutmamak, gelecek kuşakları uyarmanın, tehlikenin nereden geleceğini öğretmenin birinci koşuludur.

Oysa... Gazete ve TV köşelerinde, RP'lerin FP'lerin, türbanların cüppelerin, tarikatların ve şeyhlerin, sallanmaktan lapalaşmış beyinlerin 'demokratik haklarını' savunanlar hiç anımsamıyorlar 2 Temmuz'ları! Oysa Sivas katliamının mürteci canavarlarını, demokratik haklarını savundukları RP'nin Adalet Bakanı Şevket Kazan savunmuştu, avukatlarıydı!

Zeynep Altıok: "Beni en çok yaralayan, 2 Temmuz'un bütün yükünden ve yaşadıklarımdan çok, ne dediğinin farkında olmayan, önünü ardını düşünmeden akıllarına geleni tuttukları köşelerde milyonlara satan, bizdendir sandığımız aydınlar," diyor. "Böyle bir yazar, türbana değgin fetvasında, bırakalım türbanla ilgili kararı, o hayatı yaşayan insan versin, diye yazmış. Ama benim babam, Metin Altıok kendi hayatıyla ilgili kararı kendisi veremedi. Sivas'ta yakılarak öldürülen 37 insana bu hak verilmedi!" diye haykırıyor.

Sivas'taki katliam suçluları, mürteci canavarlar, 37 insanın bırakın yaşamıyla ilgili karar hakkını, yaşam hakkını bile tanımadılar; kendileri gibi olmadıkları için yaktılar onları.

Bakalım bugün, türbanı savunup 2 Temmuz'u unutmayan kaç aydın çıkacak gazetelerimizde sahneye. Kaç demokrasi assolisti anmayacak, Sivas katliamını.

Türkiye'nin aydınsı bunaklığından çok utanıyorum.