Yakışır
Radikal · 11 Temmuz 2001
İki Türk gurbetçi, uçakta sohbet ediyormuş.
"Ben," demiş birinci, "Almanya'da doğdum.
Ya sen?" "Ben Türkiye'de doğdum,"
demiş ikinci.
Birinci sormuş: "Ya öyle mi? Hangi krizden?"
Türkiye'de kimilerine kerizden, kimilerine krizden doğmak yakışır, sevgili okurlar. Türkiye'ye kerizden hamile kalınca kriz, krizden hamile kalınca keriz doğurmak yakışır. Çünkü Türkiye'de:
Aşiret reisi ya da mafya ağası ya da katil eskisi görmemişe, oğlunun ucunu bir milyon dolara çekip kopartmak, yakışır. Mümtaz Galatasaray cemaatine, mutena adasını mafya sünnetine kiralamak, yakışır. Sağnaat sahnelerimizin silikon güneşlerine ve podyumevlerinin genel mankenlerine, dolar yağmurundan şemsiye ile korunup, 'hayır' için kirvelik yapmak yakışır.
Bir sonrakinden önce kapatılan yeşil parti başkanı Necmettin Erbakan da sünnet düğünlerine yakışır. Hacı hoca Erbakan'a yeşili burnunda damadı Mehmet Altınöz'ün yeğeni Korhan Altınöz'ün sünnet düğününde WC'ye kapanmak, bir öncekinden sonra kapatılan yeşil parti yöneticilerine 'hela toplantısı'nda açılmak; hem kendisi, hem de yoldaşları açısından pek yakışır.
Fazilet'in türbansız başı, yeşil oy işçisi Nazlı Ilıcak'a şirin eşi Emin Şirin ve Şirin Çiçekçilik A.Ş'si eliyle ve İstanbul'un fazıl belediyesiyle gül gerdeğine girmek ve 16 trilyonluk yeşil muratlara ermek, yakışır.
Kriz halindeki Türkiye'ye... İş miş adamı, gasteci masteci Ali Şen, yakışır. Şen Ali'nin mesleğine de Hülya Yavşar ile Çilingir Kaya'nın çöpçatanlığını yapmak/yazmak yakışır. Türkiye'ye önemli bir bölümü eski mahkûm, katil zanlısı, tescilli kaçakçı, sicilli hortumcu; bir bölümü sulu yalaka, küçük bir bölümü de zır cahil ve yararsızlardan oluşmak suretiyle demokrasinin
tüm katmanlarını temsil eden bir büyük meclis yakışır.
Sünnet düğününe gitmedikleri zamanlar Tarkan'ınkiyle oyalanan vekiller MHP'ye, Meclis mobilyasını kemiren kurtlar ANAP'a, müzelerdeki haşaratları avlamak için Paris ve Londra'ya safari düzenleyen tırtıl tartanlar DSP'ye, aşiret reisleri ve Susurluk sanıkları DYP'ye, dinsel sapıklar önceden ve sonradan kapatılan partilere, abuk sabuklar hepsine, hepsine çok yakışır.
Türkiye'ye çok hasta değil sadece çok yaşlı olup bir gözü kapanan; ama ne yazık ki eli ayağı, kulağı ve en kötüsü bilinci açılamayan bir başbakan, yakışır. Başbakan Ecevit'e Özkan Hüsamettin'in can yardımı yakışır. Bahçeli Devlet, kriz bahçesi hükümetin bahçıvanlığına yakışır. Krizden Yılmaz Mesut, kriz bahçıvan yardımcılığına yakışır. Durmuş Osman, sağlık olsun bakanlığına yakışır. Öksüz Enis, krizi zirveye ulaştırma bakanlığına yakışır.
Mark Twain: "İkiz beşikte ikiz erkek kardeştik. Annemiz bile birimizi diğerinden ayırt edemezdi. Bir gün, ikizim öldü. Hangimiz öldük, asla bilemedim. İşin kötüsü, hangimiz yaşıyor, ben mi, o mu, hâlâ çözemedim," diye anlatırmış.
Türkiye'de avam kıvama, kriz kerize, keriz de krize yakışıyor.
Hepimiz her şeye layık. Her şey hepimize uygun.
Onlar bizim, biz onların ikizi.
Davullarımız dengi dengine çalıyor da...
Birimizinki patlak ses veriyor. Acaba hangisi?