Kırodemokrasi
Radikal · 16 Temmuz 2001
Değişik gazete yazarları arasında bir tartışma başladı: "Bu krizin içinden demokrat hükümetle mi çıkmaya çalışmalı, yoksa teknokrat hükümetle mi?" İkinci çözümü önerenler, siyasetçilerin geçici bir süre için devre dışı kalmasını ve devlet yönetiminin teknokratlara verilerek bir ara dönem hükümeti kurulmasını savunuyorlar. Karşı çıkanlar ise bu öneriyi antidemokratik buluyor ve çözümün mutlaka demokratik siyasal sistem içinde aranması gerektiğini vurguluyorlar. Yapılan anketlerde, her iki tarafa da oy verenlerin oranı aynı, yani yarı yarıya. Kaldık mı bir kez daha iki arada, diyeceğim ama... Bir yargıya varmanın zaten gereği yok, çünkü kimsenin kimseye kulak asmadığı, hiçbir söylemin hiçbir eylemi değiştirmediği bir ülkede, ben dahil tüm meslektaşlarım kendi kendimize gelin güvey oluyoruz, o kadar. Ama işte, yazmak parayla olsa da düşünmek henüz bedava. Ben de kulak misafiri oldum demokrat teknokrat tartışmasına, her iki tarafı da dikkatle okudum ve hiçbirini haklı bulamadım! Çözümü demokratik sistemde görenlere çok basit bir sorum var: Siz BUNA demokrasi mi diyorsunuz? Ara dönem ve teknokrat icraat önerenlere ise: Hangi örnekten yola çıkıyorsunuz? Nerede başarılı olduğunu gördünüz? Diye sormak istiyorum. Verecekleri tüm örneklerin, 'dikta' rejimlerinden olacağını biliyorum. Türkiye, her askeri darbeden sonra denedi ara dönem, teknokrat hükümet yöntemini. Eğer bu hükümetler başarılı olsaydı, arkadan ve her zaman o iğrenç ve sözüm ona 'demokrat' siyasal kadrolar mı gelirdi?
Türkiye'nin oldum olası en büyük zafiyeti, gerçek demokrasi eksikliği. Bu ülkede demokrasi diye sürekli popülizm yapıldı. Demokrasi diye cehalet pompalandı, avamlık pompalandı, din pompalandı, milliyetçilik pompalandı, hatta ırkçılık pompalandı. Demokrasi diye para karşılığı oy satın alındı. Eğitim, sosyal adalet, fırsat eşitliği, düşünce özgürlüğü dağıtmadılar; koyunlara ot verir gibi ulufe dağıttılar, parsa, komisyon, gericilik tavizi dağıttılar. Kitaplık yapacak yerde, cami yaptılar. Özgür bilim okutacak yerde, din okuttular. Okullardan alıp, Kuran kurslarına verdiler. Öğretmenleri aç bırakıp, imamları doyurdular. Sorarım size, 350 kütüphanesi ve 3.5 milyon camii olan bir ülkede NASIL düşünen beyinler oluşur? Demokrasi NEYE hizmet eder? Kim NEYİN demokratı olur?
Demokrasi, bu ülkede vasıfsız, bağnaz ve cahil yığınlar yarattı. Bu yığınlar, kendilerine benzeyen politikacıları işbaşına getirdiler. Bu politikacılar, kendilerine benzeyen yığınların hoşuna gideni yaptılar. Avam avamı seçti, seçilen avamlığını yaptı ve işte, bugünlere geldik. Şimdi seçim olsa, sizce kimi seçecek dersiniz halkımız?
Halk, yanlış adamları seçiyor, yanlış partilere oy veriyor, diyoruz. Bakar mısınız ortada, 'daha iyisi', bugüne kadar seçilenlerden farklı bir aday var mı? Bu demokrasi, bu avamlaşma politikası, evrensel çapta donanımlı ve idealist ve yetenekli BİR lider yetiştirdi mi?
Okurum Arif Özbay, dünkü yazıma değgin yaptığı yorumda soruyor: "Benim ülkemden hiç mi babayiğit çıkmıyor? Ya da önleri mi tıkanıyor bunama safhasına gelen insanlar tarafından?"
Yanıtı, Ferda İlter vermiş güzel bir öyküyle: Baba yorgun, ayaklarını uzatıp gazetelerini okumak istiyor bir pazar günü. Oğlu tutturmuş: "Hani beni sinemaya götürecektin?" Adamcağız düşünmüş, hali yok yerinden kıpırdamaya. Çocuğun dediğini yapmasa da olmaz. Gözü, gazetedeki bir dünya haritasına ilişmiş. Haritayı yırtarak parçalara bölmüş, oğluna: "Haritanın parçalarını doğru yerleştir, sinemaya gidelim," demiş. İçinden, artık akşama kadar bununla oyalanır, diye umutlanırmış. Bir de ne görsün, iki dakika sonra velet, 'Bitirdim baba!' diye çıkagelmiş. Adam, şaşırmış: "Nasıl becerdin, bu kadar çabuk?" Oğlan kurnaz kurnaz gülmüş: "Haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzeltince, dünya da düzeldi..."
Kıssadan hisse.