Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Demek ki cesaret neymiş? (3)

Radikal · 23 Temmuz 2001

Türk'ün üçtür niyazı Penisi, sırtı, boğazı... Bildiğiniz gibi Türk milleti, erkek milleti ve kadın milleti olarak iki türe ayrılır, sevgili okurlar. Ama nedense, Türk milletine değgin tanımlamalarda kadın türü unutulur. Örneğin Türk milleti, erkek millettir. Türk milleti, asker millettir. Hal böyle olunca, Türk milletinin gururu bir erkeklik gururudur. Cesareti, bir erkeklik cesareti. Zaten cesaretini, çoğu kez erkeklik gururunu savunmak, korumak, cinsel yeteneklerine toz kondurmamak için gösterir. Ancak sık sık gururunu savunmak zorunda kalmasına, dolayısıyla düzenli aralıklarla cesur ve pek de gıdıklanır bir gururu olmasına bakarak, cinselliğinden çok da emin olmadığı anlaşılır. Örneğin ANAP Diyarbakır Milletvekili ve İçişleri Komisyonu üyesi Sebgetullah Seydaoğlu, TBMM'de Türk erkek ya da erkek Türk milletinin en mümtaz temsilcisidir. Sebgetullah Seydaoğlu'nun bunca yıldır Türk erkeğinin prototipi olarak maaşa bağlandığı Meclis'te; cesur bir önerge, cesur bir söylev verdiği hiç duyulmamıştır. Hatta cesur bir fikir sahibi olup olmadığı bile kuşkuludur. Kendi partisinde de üstlerine saygıda kusur etmez, liderinin sözünden çıkmaz. Ama, Sebgetullah Seydaoğlu kadınlarla haşır neşir olduğu zamanlarda aslan kesilir, müthiş cesurdur, çünkü işin içine erkeklik gururu girer. Almanya'da haşır neşirse, gazetecilere saldırmakta çok cesurdur. Ankara'da ise polis, içinde dört kadın birden taşınan

'milletvekili' arabasının şoförünü durdurup ceza yazmayagörsün: Belinde beyaz kaplamalı silahıyla sökün eder ve: "Lan çeteciler, siz terörist misiniz? Tantan'ı nasıl sürdürdümse sizi de mezara gönderirim. Hepinizi tararım," diye naralanmakta, cesaretinin üstüne yoktur. Hasmını sindiremezse, söylediklerini yapacak kadar da gözü pektir zaten. Dokunulmazlığı olan bir milletvekili, hem de aşiret reisinin, görevini yapan devlet memuruna hakaret etmek cesaretine, cesaret denir Türkiye'de. Milletvekili ve dokunulmazlığı olmayan Türkler de epeyce cesurdur. Üstelik çeşit çeşit tezahür eden cesaretleri, sınır tanımaz. Örneğin yavru vatan Almanya'da, penisinden önce ya da sonra boğazını düşünen bir Türk (ismi henüz açıklanmıyor) sahte bir vergi dairesi kurup, Aşağı Saksonya ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletlerindeki Türk esnafı vergiye bağlamış. Elin Almanı şak diye enselemiş bizimkini tabii. Ama düşünün, ne cesaret! Almanya Türkiye mi ki, vergisini hortumlatsın?

Londra'yı mesken tutan Kahramanmaraşlı Aksu ailesi de müthiş bir cesaret örneği sergiledi iki gün önce. Bitişik iki dükkânı birleştirmek isteyen girişimci aile, taşıyıcı kolonları kesince, depreme ihtiyaç kalmadan çökmüş tabii bina. Allah'tan, çöküş sırasında tavanın altında durmuyormuş cesur aile. Bunlar, penis ve boğaz cesareti türleri. İşin içine sırtı kalınlaştırmak girince, beyinsel cüret başlıyor ve kadınlar da cesur olabiliyorlar. Örneğin Nazlı Ilıcak, çok cesur bir kadın. Merve'nin türbanını savunup ehli Müslüman dostlarına alkollü içki ikram etmek cesaretini gösterdiği ve 1980'lerde arka çıktığı orduya 2000'lerde saldırmayı göze aldığı için cesaret perisi olarak alkışlandı. Meğer Nazlı Ilıcak, TBMM'deki cesaret işine şirin kocasının röntgenlerini aldırmak, çekapını ve dişlerini bizim cebimizden yaptırmak; üstüne üstlük FP belediyesinin Fransız gül ihalesini almak için girmiş. Merak ediyorum, acaba niye bu cesaretiyle de alkışlanmıyor, kavanoz aydınları tarafından?

Türkiye'nin cesurlarını say say bitmez, sevgili okurlar. Keşke korkaklar bol olsaydı. Belki o zaman, cesaret de bir anlam kazanırdı.