Damda yenilikçi var!
Radikal · 3 Ağustos 2001
Tayyip Erdoğan'ın yeniden politika yapabileceğinin anlaşıldığı günlerde, televizyon seyrediyordum. Evinin önü tıklım tıklım taraftar dolu. Tezahürat yapıyorlar. Ekranda bir kadın belirdi. Erdoğan'ın yasağı kalksın diye kurban adamış meğerse, ardından sürüklediği süslü püslü bir koçu ipinden çeke çeke yenilikçi liderin ev kapısından içeri sokmaya çalışıyor. Ama hayvan, başına gelecekleri anlamış, direniyor, yürümek istemiyor. Kadın bir ara, az sonra boğazlanacak hayvana dönüp: "Neyin var yavrum, niye korkuyorsun?" demez mi?
İsteyen istediği araştırmayı yapsın, ben gördüğümü bilirim, bugünlerde milyonlarca iki ayaklı koç allanıp pullanıp, boynuzları yaldızlanıp Tayyip'in 'erdemliler hareketi' önünde sıralanıyorlar. Aralarında bir o kadar da koyun, kuzu var. Gerçek kurbanlıklarla tek farkları, başlarına gelecekleri anlamamaları. Zaten Tayyip Erdoğan ve kurmayları da, anlamamaları için ellerinden geleni yapıyor, dağa taşa: "Vallahi bu işi öğrendik, acıtmayacak!" mesajları yazıyorlar.
Bu mesajlardan sonuncusu, yeni siyasal oluşumun temel ilkelerini açıklayan 'Türkiye Projesi'. Naçiz yazarınız, 63 sayfalık bu projenin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan kısa özetini okudu yalnızca. Ve... Hiçbir şey anlamadı. Ancak, yabancı dil bilmeyen Tayyip Erdoğan'ın sucuk fabrikası muhasebeciliğinden gelen engin kültürel birikimiyle bu projeden ne anladığını düşünerek çok eğlendi. Keza kurmaylarının da kafa karışıklığını bu proje sayesinde öğrendi. Meğer Erdoğan ekibi, gerçekten değişmiş de benim haberim yokmuş, sevgili okurlar. Yeni Türkiye Projesi baştan aşağı Latince! Arapçayı, Latinceyle değiştirmek yenilik sayılmaz mı sizce? Peki ne mi yazmışlar projeye? İşte size anahtar sözcükler: Seküler, barbarlık, ideoloji, jeodemokrasi, otantik, eklektik, etnisite, realite, argüman, elit, fenomen, misyon, üniter, ontolojik, homojen, heterojen, despotik, diktatör, oligarşik, referans, kaos, nötr, stratejik, alternatif. Bu sözcükleri beşer kez kullanınca, projenin bir buçuk sayfalık özeti oluyor. Sanırım onar kez kullanılması da, projenin kendisi. Benim, Tayyip Erdoğan ve takımının temel ilkelerinden tek anladığım, daha doğrusu sezdiğim, projenin altına atılmayan imzanın kimliği oldu. Bu muhteşem Latince, tipik bir Ömer Çelik vakası. Ya da vakvakiyesi. Ya da benim bilmediğim (gülmediğim) bir yenilikçi, Ömer Çelik'i taklit ediyor ve anlamını bilmediği yabancı sözcükleri art arda sıralayarak yenilenen İslamcıları mest ediyor. Yani sersemletiyor.
Proje (acaba pırrr oje mi demeliydim, yoksa pürcila mı?) birbirinden lezzetli tamlamalarla dolu. Örneğin meğerse, 'Kürt ve Türk kavramları bir ırka değil, bir otantik etnisiteye imada bulunur'...muş. Gel de işin içinden çık. Demek ki hayatta otantik olmayan etnisiteler de varmış. Demek ki Türkler ve Kürtler, gerçekten olmadan Kürt ve Türk olduklarını ima ederlermiş de haberimiz yokmuş. Örneğin ve meğerse, 'Kürt devleti kurmak isteyen Kürtçü elitler, aile içi bir zina, bir seküler barbarlık yaparlarmış...' Demek ki biz bilmeden, iptidailik de doğaçlama bir zinaya dönüşüvermiş, sevgili okurlar. Örneğin ve meğerse, burada açıklıyoruz işte, fon müziği ve tercihen Beethoven lütfen: 'Devletimizin muhatabı olan halk, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalmış bir halktır,'mış. Yok yav? Ben de Romalılardan falan miras kaldığımızı sanıyordum tam.
Bu projeye göre sevgili okurlar, Türkiye'nin işi iş, bizim işimiz The God'a havale. Yeter ki celep, pardon Recep Tayyip ve avenesi gelsin iktidare. Bir kez yeni partimiz,
'bütün ekonomik alanı kapsamasa da bir HALK KAPİTALİZMİNİN kısmen uygulanabileceğine inanır,'mış. Şimdi, kapitalizmin nasıl halkçı olduğunu Amerikalılar biliyor, çünkü onlar icat ettiler bu deyişi, eyvallah, herhalde bizim Tayyipçilere de öğretirler. Ancak bütün ekonomik alanı kapsamayan bir ekonominin nasıl kapitalist olacağı, hele hele kısmi bir kapitalizmin HANGİ halkçı sayılacağı meçhul. Parti kapitalist, partililer halk ve Türkiye kapitalse, mesele yok. Her şey açık. İslami politbüro tarafından yönetilen sınıflı komünizm gibi bir dam üstünde saksağanlık yapacağız. Yok halk biz, parti kapital ve partililer kapitalistse, yandık, yine her şey çok açık. Hortumculuğun yeniden yapılandırılmış haline 'halk kapitalizmi' diyorlar bunlar, sizin anlayacağınız.
Bu projeye göre sevgili okurlar, Tayyipçiler elit değil, eklektik. Yani seçkin değil, ama seçiciler. Demokrat değil, jeodemokrat.Yani tarihlerinde olmasa da (herhalde militer) coğrafyada demokratlar. Zaten toplumumuz da ontolojik heterojenmiş, öyle diyorlar. Halimize şükredelim. Ya jinekolojik androjen deselerdi, ne yapardık?
Ne yapacağımızı bilmem ama, Tayyipçilerin
'spesyalite'sini daha iyi anlardık.