Şu bizimkiler…
Radikal · 8 Ağustos 2001
Aslında fena adam değildir, şu bizimkiler.
Vatanı severler.
Ama satarlar.
Doğruyuz derler. Ama eğridirler.
Düzeltmek isterler. Ama yamulturlar.
Kriz istemezler. Ama yaratırlar.
Amaçları Türkiye'yi kurtarmak. Ama batırdılar.
Hukuk yazar, ama okumazlar.
İşkence sevmezler. Ama yaparlar.
İşkenceciyi kovalatır, ama yakalamazlar.
Hukuk yazar, ama uygulamazlar.
Yaşatmak ister, ama öldürürler.
Vergi koyar, ama toplamazlar.
Hesap sorar, ama almazlar.
Sorulan hesabı, vermezler.
İleri gitmek isterler, geri giderler.
Yenilik isterler, eskicidirler.
İyilik konuşur, kötülük yaparlar.
Yönetmek ister, ama yönetilirler.
Yapmak ister, ama bozarlar.
Kaldırmak isterken, düşürürler.
Yüzdürmek isterken, boğarlar.
Yetkiler onlarındır, etkiler başkalarının.
Sorumluluk alır, ama üstlenmezler.
Karar verir, sonuçlarına katlanmazlar.
Tüm yanlışların altında imzaları vardır, ama onlar doğru adamlardır.
Yerler, yemedik derler.
Umut var dedikleri yerde, umut biter.
Büyük dedikleri ülke, küçülür.
Küçülür dedikleri delik, büyür.
Hal böyle olunca, mal da bu olur işte.
İki Laz 'entelektüel'imiz, Yunus ile İdris'imiz tartışıyorlarmış. İdris, "Uy uşağum Yunus!" demiş, "Sen benden daha entelsin. Söyle bana bizim Rize'nin adı niye Rize?" Yunus'un tarihçi gözleri parlamış: "Yıl 1503, günlerden perşembe, Temel Reis evindeydi, uşağum. Karısı Emine'nin dırdırından sıkıldı, atladı kayığına, asıldı küreklere, açıldı Karadeniz'e. Gün bitti, Temel Reis dönmedi. İkinci gün geçti, yine dönmedi. Üçüncü gün, Emine deniz kenarına gitti. Enginlere bağırdı: 'Temel, uy Temel'um, nerelerde kaldın? Niye dönmeysun?' İşte o gün bugündür, Rize'nin adı Rize diye anıldı uşağum!"
Aslında fena adam değildir, şu bizimkiler.
İyiliğin adını koymak için, kaybolmaları gerekiyor, o kadar.