Bir insan,bir kent,bir umut
Radikal · 5 Eylül 2001
Yunanlı yazar dostum Elias Petropulos; Atina ve Selanik başta olmak üzere tüm Yunanistan kentlerinin, o büyük mübadeleden sonra
İzmir'den gelen Rumlar sayesinde uygar, çağdaş ve özgür düşünceyle tanıştığını anlatır durur bana. Elias Petropulos'a göre örneğin İstanbul'dan Yunanistan'a göçen Rumlar, İzmirliler kadar açık fikirli, özgür düşünceli, yani 'Evropalı' değildiler. İster Türk olsun ister Rum, İzmirliler kadın-erkek eşitliğine gerek İstanbul, gerekse Yunanistan'dan önce varmıştı. Çağdaş kültürden refah ve keyif payı çıkarmayı, tüm Osmanlı halklarından önce başarmıştı.
Doğanın tüm cömertliğinden tarih boyunca yararlanan İzmir, cumhuriyet döneminde de varsıllığını yitirmedi. Ancak, kendi kültürüne yabancı, hatta düşman göçten nasibini aldı; vahşi sanayileşmeye sahne olan güzelim toprakları tarumar edildi. Ege'nin incisi İzmir, son 30 yıldır tüm Türkiye'ye egemen bir çevre kıyımının kurbanıydı ve... Bir zamanlar yasemin rayihaları taşıyan havası, lağım kokusuna dönüşmüştü. Türkiye'de her şeyi çürüten güdük, budala ve çıkarcı düzen, yalnızca çirkinliğe yürüyen zaman, İzmir'in körfezini öldürdü, altyapısını çökertti. Ta ki bir adam, Ahmet Priştina Belediye Başkanı seçilinceye kadar. Adam yokluğu çektiğimiz şu dönemde, İzmir'de olup bitenlere yakından bakmakta yarar var. Bir adam, tek başına bir adamın bile bir sistemi değiştirebileceğinin olağanüstü bir örneği yaşanıyor güzelliğine yeniden kavuşmakta olan bu kentte. 30 yıldan beri, Güney kentlerine otobüsle inerken, dışından dolaşarak geçerken bile burnumuzu tıkadığımız, lağım kokulu İzmir Körfezi artık kokmuyor. Ahmet Priştina ve çevresine topladığı genç, dinamik ekip, 30 yıldır bitmeyen büyük kanal projesini bitirmek üzere. Körfeze akan kirli suların yüzde 68'i durduruldu. Çiğli arıtma tesisi tamamlandı. Ege Denizi, yıllardır felç olan bu güzel dirseğine hayat veriyor yeniden. Tüm kentin altyapısı yeniden kuruluyor. Toprağın altı kolektörlerle sarılıyor. Gelecek bahar, körfeze akıtılan atıkların yüzde 99'u arıtılmış olacak. Lağım ve atık sularının 30 yılda yarattığı canavar, Metes bataklığı özel bir yöntemle kurutuldu. Bir zamanlar sivrisineklerin imparatorluğu bu pislik yuvası, artık yeşil alan, çiçekler açıyor üzerinde. 11.5 kilometrelik bir metro hattı hizmete açıldı İzmir'de. 10 istasyona 80 bin yolcu taşıyor günde ve en inanılmazı, Ahmet Priştina belediyesi bugüne değin yapılamayanı
gerçekleştirdi, Denizcilik İşletmeleri'ni devraldı, gemi taşımacılığını belediye otobüsleri ve metro ile birleştirerek Türkiye'de, toplu taşımacılık alanında ilk entegre sistemi kurdu, yerüstü, yeraltı ve su yoluyla. İzmirliler, denizleriyle barıştılar. Vapurlar, eskisine oranla altı-yedi kat daha fazla yolcu taşıyorlar.
Ahmet Priştina belediyesi, 20 yıldır ve mahkeme kararına rağmen yıkılamayan Ragıp Paşa Dalyanı'nı yıktı, geçti ve İzmir Körfezi ağzını denize, dünyaya açtı. Şimdi deniz kıyısına el attı. O güzelim körfezi boğan iğrenç boyunduruğu kırıp, kıyılarını yeşil bir gerdanlık gibi saran koşu, bisiklet, gezi yolu yapıyorlar. Kordon boyu, eski güzelliğine kavuştu. Karşıyaka ve Bostanlı da, gerdanlığın öteki yakası. Aynı yeşil yol, orayı da saracak.
Gecekondu mahalleleri, varoşlar için bence çok akıllı, derhal uygulanabilir bir yöntemleri var. Belediyeye ait boş alanları, imara açmak yerine yeşil alan yapıyorlar. Örneğin bu yöntemle İzmir'e, fuarın kurucusu Behçet Uz'un adını taşıyan ve 220 bin dönüme yayılan bir park kazandırılmış. Parkın içinde çocuk bahçeleri, dinlenme alanları, her şey var. Böylece, bu boş alanlara hem yeni gecekondu kurulması önleniyor, hem de İzmir yeniden yeşeriyor. İzmir Belediyesi, önümüzdeki yıllarda bir ilki daha gerçekleştirecek ve TCDD'nin eski demiryolu hatlarını kullanarak Aliağa Rafinerisi'nden Halkapınar'a 76 km'lik hafif raylı metro sistemi kuracak.
Geçen hafta, İzmir Fuarı kapsamına alınan bir yeniliğe, 'Kitap ve Nota Sokağı'nın açılışına katıldım. Ve ağzım açık kaldı. Ülkenin dört bir yanından gelen yayımcılara ve müzik yapımcılarına bu sokakla açılan yeni fuar anlayışı dışında; Ahmet Priştina'nın belediyesi, bugüne değin Türkiye'de hiçbir belediyenin kültür alanında yapmadığını başarmış, İzmir'e özgü ne varsa, tarihi, coğrafyası, düşünce, seyahat ve mutfak kültürüyle kitaplaştırmıştı. İnanılmaz kalitede 21 kitap ve ansiklopedi, İzmir'i geçmişten günümüze taşıyor, köprüler kuruyor yarın doğacak çocuklara. Siz hiç bu ülkede, üç ayda bir yayımlanan, dolu dolu, 200 sayfalık bir Kent Kültürü Dergisi gördünüz mü, duydunuz mu? İzmir'in var böyle bir zenginliği artık. Ege'de bir umut çiçeği açıyor, evet. Bir kent, altyapı yatırımları ve üstyapı birikimleriyle yepyeni, kendi çağdaş uygarlığını yaratıyor. 49 yaşında bir politikacı, Ahmet Priştina, çevresine topladığı idealist, inançlı, çalışkan gençlerle; Türkiye'nin bitmediğini, bir adamın tüm sistemi değiştirebileceğini kanıtlıyor, sevgili okurlar. İzmir'e baktıkça, elimde değil, acaba bir gün.. diye başlayan bir hayal kıpırdanıyor içimde.