Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

It’s good step!

Radikal · 16 Eylül 2001

1990'lı yılların başında Talibanların zaferi kesinleşince, Amerikan Dışişleri Bakanlığı kendi başarıları saydıkları bu gelişmeyi, tam da bu tümceyle kutluyorlardı: "İt's a good step!.." Yeşil Kuşak projesinin hayata geçirilmesinde iyi bir adım atılmıştı anlayacağınız. Afganistan'daki laik güçlerin lideri ve yenik direniş cephesinin komutanı Mesud, son bir umutla hayran olduğu devlet adamı general Charles De Gaulle'ün ülkesinde destek aramaya geldi. Ancak Mesud'un, De Gaulle'ü örnek alması bile Amerikalılar için yeterince güvensizlik nedeniydi ve Paris'te Mesud'la görüşmeye tenezzül eden Amerikalılar, kendisine Talibanlar konusunda yanıldığını, saygın ve güvenilir muhataplar olduklarını temin edince; Mesud'un ağzından, ilerisi için kehanet sayılacak şu sözler döküldü: "Öyleyse ABD'ye getirtip yararlansanıza bilgilerinden!"

Bugünün koşulları içerisinde sevgili okurlar, bendeniz de naçizane ve açıkça, ABD'nin binlerce masum insanın hayatı pahasına aldığı ağzının payına bakarak, Amerikan dış politika yetkililerine: 'İt's a good step!' diyorum. Çünkü ABD'nin, sonunda hangi ateşle oynadığını anlaması, eğer anlaşılması gerekeni anladılarsa tabii, gerek kendi ülkeleri, gerekse dünya için geç de olsa zararın neresinden dönülse hesabı, gelecek açısından bir kazanç sayılır. Terör eylemlerinde yaşamını yitiren binlerce Amerikalı için yüreğim sızlıyor elbette, evet. Ama tepelerine aylarca bomba yağdırılan ve ölülerinin sayısı bilinmeyen Iraklılara sızladığı kadar sızlıyor. Afganistan'da hayvanlara yapılan muamelenin bile yanında insanca kaldığı kadınlara, kızlara, kellesi kesilen masumlara, yerle bir edilen Buda'lara sızladığı kadar sızlıyor, vb.

Peki şimdi ne olacak? Bu sorunun yanıtı henüz yok ve yapılan tüm tahminler spekülasyon kalmaya mahkûm. Çünkü ne olacağı, son günlerde olup bitenlerden ABD'nin ne anladığına bağlı. Diyorlar ki Amerikalılar, gökdelenleriyle birlikte sistemlerinin de zayıflığını idrak ettiler. Bence eksik bir saptama. Artık bir savaşın kaçınılmaz göründüğü misilleme hesabında, ABD bugüne değin ve özellikle Bush yönetiminin bir türlü kavramadığı en önemli aczini kavradı: Bütün dünyaya karşı tek başına kafa tutamayacağını, küçücük bir düşmanı ezmek için bile yardıma ihtiyacı olduğunu ve aynı anda dört beş ülkeye birden savaş açamayacağını. Afganistan'ı ezecek diyorlar ABD. Nasıl ezecek? Sınır komşusunun koskoca Kızıl Ordu'su bile ezemedi. Ve ABD, Afganistan'ı dize getirebilmek için kime muhtaç? Bir zamanlarki en büyük düşmanı, Ruslara. Ne büyük bir tarih dersi, değil mi? Bu arada, Afganistan da nihai hedef olamaz. Suudi Arabistan, Pakistan, Sudan, Yemen, Irak, hatta Cezayir ve Libya gibi teröre lojistik destek sağlayan tüm ülkeleri yola getirmek gerekecek. Ve bu yolda, ABD'nin hem dış, hem de iç politikası değişecek. İster istemez değişecek. Dış dünyaya reva gördüklerine karşın kendi içinde büyük bir demokrasi olan Amerika'nın bundan böyleki tercihlerini, halk belirleyecek hem de. İlk işaretler ve ne yazık ki kurunun yanında yaşın da yanacağını gösteren tepkiler gelmeye başladı bile. ABD'de hem Yeşil Kuşak, hem Ilımlı İslamiyet projeleri rafa kalkacak. Ve 'Judeo-Chretien' diye anılan, Hıristiyanlığı Yahudiliğin bir devamı görüp aynı kültürü paylaşan tüm Batı ülkelerinde

İslami istemlere hoşgörü, bitecek. Başta ABD, tüm bu ülkelerdeki köktendinci örgütler, teröre bulaşmayanlar dahil temizlenecek. ABD, Fethullah Gülen, Merve Kavakçı ve benzerleri için bir sığınak olmaktan çıkacak. Almanya'da yalnız uluslararası İslami terör örgütlerinin değil, Türk kökenli Kaplancıların, Kuranistlerin vb.'nin de günleri sayılı artık.

İş, devlet adamlarının ve yöneticilerinin tüm yatıştırıcı söylevlerine karşın kamuoyu ve halk nezdinde bir demokrasi-İslamiyet zıtlaşmasına doğru gidiyor. Devamı çarşambaya!