İttifaklar ve müttefikler
Radikal · 21 Eylül 2001
Zaman kötü. İster istemez, isterden çok istemez, hatta büsbütün istemez istemez bile olsa, bir savaşa doğru gidiyoruz.
Savaşların nasıl başlayacağını başlatanlar
baştan bilir. Biz seyirciler, tanıklar ya da kurbanlar ise başları izleyerek, hiç olmazsa
nasıl başladığını kavrarız. Ama savaşların
nasıl biteceğini, ne başlatanlar bilir, ne savaşanlar, ne de seyirci kalanlar.
İnsanoğlu, bildiğinden çok bilmediğine kafa yorduğundan mıdır nedir, bugünlerde hepimiz kuşkusuz en çok savaşı düşünüyoruz. Kimi ne
düşüneceğini bilmiyor, kimi biliyor ama
sesini duyuramıyor ve ahkâm kesmek, tabii ki
hiç savaşmamış ve asla savaşmayacak
olanlara düşüyor: Köşe yazarları. Zaman
madem birlik ve beraberlik zamanı, ben de kervana katılayım dedim ve ciddi ciddi düşünmeye başladım. Önce ayakta denedim, düşünmeyi. Çok sevdiğim beynimle aramda şöyle bir diyalog geçti: "Ey muallak mualla!
Söyle bana, muharebe durumları mübalağa?" Beynime yeterince kan mı gitmiyordu nedir, garip bir yanıt verdi: "Ey belleği kevgir kadın!
Arap John Wayne'ı hatırlasana!"
Birdenbire hatırladım. Sık sık Suudi Arabistan'a gidip gelen bir arkadaşımın yalancısıyım, televizyonlarda yayımlanan Amerikan filmlerinde, Amerikalı kovboyların Arapça konuşmaları pek leziz olmakla kalmayıp; John Wayne ünlü tekmesiyle açtığı bar kapılarından 'Bismillah!' diye naralanarak geçiyormuş. Yalnız John Wayne besmele çekse hadi neyse; Amerikan çizgi film kahramanı kurnaz tavşan Bugs Bunny de: 'Bismillah!..'
diye başlıyormuş her işe.
Ayaktayken saçmalayınca, beynimi oturarak sorgulamayı denedim. "Bak," dedim kendisine.
"ABD, gerçekten savaşa giriyor, bu kez film değil, ölmeye gidiyor Amerikalı askerler
belki de. Hatta Türkleri de sürükleyebilirler. Zaman ciddi olmak; tutarlı, doğru, sağduyulu yazılar yazmak zamanı. Lütfen nöronlarını başına topla, ekmek paramızla oynama!"
"Boşver yav... Hepsi birer allame kesildi,
ciddi yazılar yazıyor, ne işin var senin aralarında? Korkma, Türkiye girmez bu savaşa. Akıllarını ekmek peynirle yemediler herhalde!" demesin mi bana?
Çalışmak istemeyen kafamın karşısında ağlayacak gibiydim: "Nasıl girmezler?" diye inledim. "Türkiye'nin hiçbir isteme hayır diyecek durumu olmadığı bir anda gelip çattı bu bela. ABD girmemizi talep eder ve reddedersek, IMF ve Dünya Bankası kredileri dondurur, zaten ekonomi perişan, mahvetmezler mi bizi? Hayır demek şansımızın olmadığı bir açmaza sürükleniyoruz, farkında değil misin?"
Biraz akıllanır gibi oldu beynim. "Böyle bir savaşta, ABD kendi başının çaresine bakmak zorunda," dedi ve: "Eğer müttefiklerine güvenemeyeceğini anlamadıysa, çok ağır öder bedelini. Anladıysa yine ağır öder, ama hegemonyasını küçülterek çıkabilir işin içinden..." diye devam etti ciddi ciddi.
Eğrisi doğrusu boynuna, ben de sizin için özetledim ürettiklerini:
ABD bu savaşta, çoğu savaşa katılmayacak ve bölgeye uzak Batılı müttefiklerinden pek yararlanamayacağını biliyor. Bölgedeki müttefikleri ise zaten İslami köktendinciliğin anası ve yuvası Suudi Arabistan, Pakistan, Yemen gibi ülkeler. John Wayne'e bile besmele çektiren bu ülkeler, bu savaşta ABD'yi destekleyemez, hepsinde iç savaş çıkar. Durum, Türkiye açısından da farklı değil. Tabanı ne yazık ki yıllardır Kuran kurslarında yıkana yıkana çeken, fındık kadar kalan beyinleriyle laiklikten uzaklaşan gençlerin oluşturduğu; mümin, milliyetçi ve muhafazakâr Türk askerini, 'din kardeşlerine karşı' ABD'nin yanında savaşa sokmak kolay değildir. TSK'nın laik komuta düzeyi de bunu bilir ve dinlenmeyecek emri vermemek özenini gösterir.
Bu savaşta Türkiye, ABD'ye üsleri verecektir, lojistik destek sağlayacaktır, ama asker vermeyecektir. ABD bu savaşta, en çok Rusya'nın yardımına muhtaçtır ve Tacikistan, Afganistan kilidini açacak anahtar platform olarak kullanılacaktır. Olayların gidişatı, eğer doğrudan sıcak savaşa girmezse Türkiye'ye yarar.
Çünkü şu sıralar İslami köktendincilik sorununa eğilirse kökünden çözer ve şeriatçıları ve takiyecileri saf dışı eder. Çünkü ABD, artık bu kesimin arkasında olmayacaktır.
Benim beynim bu kez saçmalıyor, sizin anlayacağınız. Umarım hep saçmalayan Türkiye yöneticileri, bu kez saçmalamaz.