Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2001

Vasat,kesat ve son

Radikal · 30 Eylül 2001

En azından doğumunda ve yavruyken insana benzeyen yüz binlerce kişinin insanlıktan çıkması, vahşeti bir toplum örgütlenmesi olarak kabullenmesi, işkenceci, katil ve cellata dönüşmesi, hatta hemcinslerini öldürmek amacına erişebilmek için kendi ölümünü bir araç olarak kullanması, elbette tek bir nedenden kaynaklanamaz. 11 Eylül'den bu yana yazdıklarımı okuyanlar bilir ki, haftalardır Talibanları ABD'nin imal ettiğini anlatıyorum. Dr. Frankenstein şimdi kendi eliyle hayata döndürdüğü, güçlü kıldığı ve silahlandırdığı çağdışı yaratıklarla boğuşuyor. Ancak Dr. Frankenstein, yani Amerika, nasıl oldu da böylesine başarılı oldu Taliban canavarını yaratmakta? Pakistan'ın, Afganistan'ın havasından mı suyundan mı tuttu vahşet mayası bu boyutta? Terörizmin anası, yoksulluk ve cehalet diyorlar. Bence yanlış olmasa bile, yeterli bir açıklama değil Taliban'laşmak hakkında. Eğer yoksulluk ve cehalet, terörün anası olsalardı, yazar Pascal Bruckner'in deyişiyle son otuz yıldır dünyayı kana bulayan en vahşi teröristlerin Afrika kıtasından çıkması gerekirdi. Örneğin, ABD ve İngiltere'nin tüm doğal kaynaklarını sömürürken özenle birbirine düşürdüğü, birbirine kırdırdığı, birbirlerini öldürsünler diye silahlandırdığı Hutulardan, Tutsilerden; Nijerya'dan, Zambiya'dan teröristler gidip çakmalıydılar kaçırdıkları uçakları New York'a, Washington'a. Asıl onlar açlıktan ölürken, Amerikan silahlarıyla birbirlerini vururken, onların petrolleri, zümrütleri, elmasları ve altın madenleri emiliyordu New York'un ticaret merkezinde. Hâlâ da emiliyor, onlar kan kusarken.

Evet, Afganistan ve Pakistan yoksul ülkeler.

Ama bu yörelerde kök salan İslami teröre destek

ve Talibanlara para verenler dünyanın en varsıl ülkeleri arasında yer alıyorlar: İşte Suudi Arabistan, işte Arap Emirlikleri, vb. Zaten Talibanların başı Usame bin Ladin, Suudi değil mi?

Demek ki Talibanları Talibanlaştıran topraklarda, bir başka uygun zemin var: Din. Afganistan'daki, Pakistan'daki, hatta uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye'deki binlerce Kuran kursunda nasıl çocuk beyni yıkandığını izlediniz mi? Günde altı saat, yedi saat, kafalarını saat rakkası gibi sallayarak, tartışamayacakları, kuşku duymaları yasak dogmaları ezberliyorlar. Bir çocuk, bir insan, her gün onca saat, bırakın kutsal kelamı, bir kadın dergisinin aynı sayfasını okusa kafayı üşütür. Bu sakatlanmış beyinlerin, sağlam ve dengeli, insanca fikirler üretmesi mümkün mü?

Uygun din, yani şeriat zemininde gelişen

İslami fanatizm, kuşkusuz cinsel açlık, çoğu

kez de aşağılık kompleksiyle birleşince, buyrun kadınların cenaze namazına, Taliban vahşetine,

kör ve sağır terörizme.

Usame bin Ladin, üstelik vasat bir beyin değil. Üstün bir zekâsı olduğu kesin. Arkasına yalnız Talibanları değil, tüm İslamiyet dünyasından yüz binlerce şeriatçıyı, dinsel ve cinsel teröristi aldı, tarihin seyrini değiştiriyor, farkında mısınız?

Tarihin seyri değişiyor evet ve karşıt gücün başında, 'vasat' biri var: George W. Bush. Olağandışı bir düşmanla dövüşmek zorunda

kalan ABD'nin yeni başkanı, Bill Clinton

çapında biri değil. Ama önemli değil. Çünkü Amerika vasat değil. Arkasında bir adam yok,

koca bir devlet, altyapısı sağlam bir düzen var.

Bu düzenle yenebilir, düşmanını.

Ancak, dünya dengeleri ister istemez değişecek ve yazılmakta olan berbat senaryo, her ülkeye yeni, Türkiye'ye önemli bir rol öngörüyor. Oysa halen ve çok uzun süreden beri, Türkiye'de hem işler kesat, hem aktörler vasat. Üstesinden gelemeyeceği kesin de, bari altında kalmasa yeni dengelerin.